RSS

Etiket arşivi: hastane

İNSANLIK HALA ÖLMEMİŞ!

10.02.2025- BİLGE

.. Soğuk bir Balıkesir gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı. Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum.

Üstü başı son derece temizdi. Yanından geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı….. Yavaşça yanına gidip:

– İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı?

Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı:

– Hastayım!…

Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı. Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlatarak acele etmemiz gerektiğini söyledim. Hastamızı arka koltuğa yatırarak Balıkesir Şehir Hastanesine götürdük hemen gerekenler yapıldı, serum verdiler verilen serum tamamlanana kadar başucunda bekledik.

Nöbetçi doktor, hastayı en azından donmaktan kurtardığımızı ifade ediyor, genç adam ise, henüz konuşamadığı için, bize bakıp gülümsemekle yetiniyordu. Şoför de yanımdaydı… Hastamız bir süre sonra kendine geldi. Onu tekrar arabaya bindirip evine götürdük. Hastamızın eşi, onun sık sık şeker komasına girdiğini bildiğinden müthiş bir paniğe kapılmış ve oğlunu da alarak sokağa fırlamıştı.

Bizi görünce koşarak yanımıza geldiler ve büyük bir sevinç içinde kucaklaştılar. Saatlerce süren yorgunluğumuzdan eser bile kalmamış, bize nasıl teşekkür edeceğini şaşıran o ailenin mutluluğu karşısında gözlerimiz dolmuştu. Ellerimize sarılarak bizi uğurladıklarında, şoföre borcumu sordum. Başını sallayarak:

– Borçlu değil, alacaklısın dostum!.. dedi. Çünkü böyle bir iyiliğe beni de ortak ettin. Ama belki de yirmi yıldır ağlamayı unutan bir adama bu güzel duyguyu hatırlattığın için, alacaklı duruma düştün.

O mert adamla kucaklaşıp ayrılırken, gecenin ayazını hissetmiyor ve evime yürüyerek dönmek istiyordum. Kim bilir? Belki de yolumun üzerinde, yardımımı bekleyen bir insan daha bulabilir miyim diye? İnsanlık hala ölmemiş. İnsan olmaya devam….. Alıntıdır #Sevgimle Bilge

 
Yorum yapın

Yazan: 10 Şubat 2025 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

AGONİ ODLARI

16.01.2025- Opr. Dr. Güven Atasoy

Sağlık profesyonelleri bilirler. Bazı kliniklerde **agoni odaları **vardır. Çaresiz kalınan, artık ölümü beklenen hastalar bu odalarda yatarlar.

İki bilim adamı, 1922 yılında Toronto Üniversitesi Hastanesinde diyabet komasındaki çocukların yattığı agoni odasına girerler. Komada ve ölümü bekleyen çocuklara yeni keşfedilen insülin adlı hormonu enjekte ederler.

Komadaki çocukların hepsi sırayla uyanır ve ailelerinin gözyaşları arasında evlerine dönerler. O tarihten itibaren insülin milyonlarca diyabetlinin hayatını kurtarıyor. Bilim, akıl ve cesaret her zaman olduğu gibi insanlığın yolunu aydınlatacak. .

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Ocak 2025 in Bilim

 

Etiketler: , , , , , , ,

807 YILLIK BİR AŞK HİKAYESİ

20.10.2024-Arkeoloji Tarihi

GEVHER NESİBE’NİN AŞKI

Gevher Nesibe Selçuklu Hükümdarlarından II.Kılıçaslan’ın kızıdır. Selçuklu soyundan gelen kara kaşlı, kara gözlü, kara saçlı, ak yüzlü Türk kızı, Selçuklu ordusunun komutanlarından bir sipahiye gönlünü kaptırır. Lakin, Nesibe’nin ağabeyi 1. Gıyaseddin Keyhüsrev bu aşka karşı çıkmıştır. Sipahiyi, Kayseri’den uzak tutmanın yollarını arar ve onu muharebeden muharebeye gönderir.

Nihayet böyle kanlı savaşların birinde sipahi şehit olur. Bunu öğrenen Nesibe Hatun, üzüntüsünden vereme yakalanır ve hasta yatağına mahkum olur. Kız kardeşinin derdine doktorların çare bulamadığını öğrenen Gıyaseddin, onu ölüm döşeğinde ziyaret eder. Artık ne söylese bir anlamı yoktur. Ondan son dileğinin ne olduğunu sorar. Gevher Nesibe:

– Benim derdimin çaresi yok, ben son yolculuğuma çıkıyorum. Benim mal varlığımla benim adıma bir şifahane (hastane) yaptırır mısın? Der. Gıyaseddin, derin acılar içinde bu sözleri dinler, ona söz verir ve kardeşinin ölümünü çaresizce seyreder.

Onun bu dileğini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya başlar. 1204 yılında hastanenin yapımına başlanır ve iki yılda bitirilir. Gıyaseddin, kız kardeşinin türbesini de hastanenin içine inşa ettirir. Gıyaseddin’den sonra Gevher Nesibe’nin diğer kardeşi İzzeddin de hastanenin doğusuna bir tıp okulu yaptırır. Bu okulun yapımına, 1210 yılında başlanmış ve dört yılda tamamlanmıştır. Ve dile kolay, bu hastane ve okul 1890 yılına kadar kullanılmış ve insanların dertlerine deva olmuş. Hatta burada akıl hastalarını müzikle tedavi eden ya da ruhlarına dinginlik veren hekimler görev yapmışlar.

Bu güzel Selçuklu kızının acıklı hikayesi, böyle bir muhteşem bir binanın yapılmasına vesile olurken Kayseri şehri de bugün Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılan büyük bir Selçuklu eserine kavuşmuştur. 1206 yılında tamamlanan hastanenin bu yıl yapılışının 807. yılıdır. Düşünebiliyor musunuz, tam 807 yıl öncedir bu anlatılan şeyler. Öyleyse bu 807 yıllık hikayeyi, Gevher Nesibe’nin aşkını herkes öğrenmelidir. Öğrensinler ki aşkın nelere kadir olduğunu anlasınlar.

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Ekim 2024 in Bilinmeyenler

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,