RSS

Etiket arşivi: mezopotamya

MOORS

10.05.2024- Babloo Suresh Achuthan

Moors, 711 ile 1492 arasında İspanya’yı yaklaşık 781 yıl boyunca fetheden ve yöneten Kuzey Afrikalılardan oluşan bir gruptu. Cebelitarık Boğazı’nı geçtikten sonra Fas’tan geçerek İspanya’nın İber Yarımadasına girdiler. Afrikalı Moors, olağanüstü mimarisi ve mühendislik becerileri ile biliniyorlardı ve İspanya’da üniversiteler ve camiler gibi bugün hala ayakta olan çok sayıda etkileyici yapı inşa ettiler. Matematik, tıp, kimya, filozofi, astronomi, botanik, duvar örme ve tarih gibi çeşitli alanlarda önemli katkılar sağladılar. Afrikalı Moors, bugün hala kullanılan Arap sayılarının Avrupa’da kullanımını ilk tanıtanlar oldu. Tıpta da önemli ilerlemeler kaydettiler, çeşitli hastalıklara karşı tedaviler geliştirdiler ve yaygın olarak kullanılan tıp kitapları oluşturdular. Ayrıca Afrika Moors yetenekli gökbilimcilerdi ve zamanı ölçmek ve gök cisimlerinin konumunu belirlemek için ileri teknikler geliştirdiler. Ayrıca İspanya’da yeni bitkilerin tanıtılması ve birçok kişinin hayran olduğu bahçeler oluşturulması botanike önemli katkılar da sundular. Afrika Moors aynı zamanda duvar örme konusundaki uzmanlıklarıyla biliniyordu ve dünyanın en güzel ve etkileyici binalarından biri olarak kabul edilen Granada’s Alhambra gibi çok sayıda etkileyici yapı inşa ettiler. Sonunda, tarihleri hakkında da kapsamlı bir şekilde yazdılar ve bugün hala çalışmakta olan çok sayıda tarihi metin oluşturdular. Cc.. Ulusal Sanat Müzesi

Konu akademik araştırmacının makalesinde:

ÖZ-Hüseyin GÖKALP- Doktora Öğrencisi

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/860046
1492 yılında İspanyolların, Müslümanlara karşı kaybettikleri tüm toprakların geri
alınmasını hedefleyen “reconquista” hareketinin öldürücü darbesi ile Gırnata şehri
düştü. Endülüs’te hüküm süren son İslâm hanedanı Nasrîlerin (1238-1492) devleti yıkıldı
ve Endülüs Müslümanlarının İber yarımadasındaki siyasi varlıkları sonra erdi. Bunun bir
sonucu olarak da Müslümanların 712 yılında yarımadaya ayak bastığı günden beri
Berberi, Arap, Yahudi ya da İspanyol olup İslamiyet’i din olarak seçen insanlar, tehcir ve
din değiştirme baskılarına maruz kaldı. Tüm bunlara rağmen çeşitli sebeplerle Endülüs’te
yaşamak zorunda kalmış, resmi olarak Hristiyanlık dinini kabul etmiş ancak gizliden
gizliye Müslümanlığını korumuş bir kitle de varlığını sürdürmeyi başardı. Bu insanlara
düşmanları tarafından aşağılayıcı bir ifade olarak Morisko ismi takıldı. Baskı, yeni duruma
ayak uydurma çabası, nesiller arası din aktarımının sağlanamaması, dil değişimi gibi
sebeplerle zamanla büyük oranda Hristiyanlaştılar ve son kalıntıları da 1609 yılında tehcir
edildi.

BİLKE YORUM: Göçler, Dünyanın demografik yapısını etkilemiştir. Evlenmeler ve kültür alış verişleri olsa da; Afrikalıların atletizmde ve diğer spor dallarında başarılı, Avrupalıların sanatta ve ticarette başarılı olduğunu gözlüyoruz. Genelleme yapmak doğru olmasa da, her coğrafyanın insanlar üzerindeki etkisi yadsınamaz. Ortadoğu coğrafyası, özellikle Dicle-Fırat havzası arkeolojik bulgulara göre, yazının başladığı ve en eski uygarlık kalıntılarının olduğu alanlardır. Tarihi akışa bakılırsa, bu yerlerin dünyada uygarlık düzeyinin en üstün olduğu ülkeler olması beklenir. Ülkeler, kendi yerel kaynaklarını kullanarak üretmeli, kültürünü korumalı, geliştirmeli ve uygarlık yolunda ilerlemeyi amaç edinmelidir. Yoksa, küresel ekonomi ve ticaretin gücü, dünya ülkelerini kendi çarkı içine çekecek, buğday, su gibi temel ihtiyaçlar konusu da güçlerin sermaye malzemesi olacaktır.

 
Yorum yapın

Yazan: 10 Mayıs 2024 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , ,

EBLA’NIN KEŞFİNİ POLİTİKAYA ALET ETMEK

02.05.2024- Ahmet SARBAY

Ebla, bugünkü Suriye topraklarında bir zamanların en zengin ticaret devletiydi. Mısır ve Babil imparatorluklarıyla eşdeğer görülüyordu. Özellikle MÖ 2400-2250 yılları arasında en güçlü dönemini yaşamışlardı.

Ebla, 2250 yıllarında Akad kralı Karam-Sin tarafından istila edilir. Başşehir ve kraliyet sarayı ateşe verilir. Daha sonraları harabeleri üzerine şehir yeniden inşa edilirse de MÖ 1650 yılında henüz bilinmeyen düşmanları tarafından tümüyle yok edilir. Ebla binlerce yıllık uykusuna dalarak unutulup gider.

Mezopotamyada yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen Sümer, Akad ve Babil tabletlerinde Ebla adı geçmekle birlikte nerede olduğu anlaşılamamıştı. Kimi Suriye’nin kuzeyinde kimi de yukarı Fırat da olduğunu ileri sürmüştü.

1975 yılında Tel Madrih adında ufak bir köyün hemen güneyinde olduğu tespit edilir. Harabelerin bulunduğu yer Halep’in yaklaşık 55 km güneybatısında, Halep ve Şam’ı birbirine bağlayan ve tüm ülke karayolu şebekesinin omurgasını oluşturan noktadadır.

Arkeologlar sevinç içindedir. Sadece Ebla keşfedilmemiş, saray arşivine ait olduğu sanılan 15 bin kadar çivi yazılı tablet de bulunmuştur. Bu kil tabletler 40 × 40 cm çapındadır ve sarayın bir odasında muntazam olarak istif edilmiş iken sarayın yanması sırasında çivi yazılı tabletler sağlam olarak küller arasında kalmıştır.

Bunlar değer bakımından daha önce Boğazköy‘de, Ebla’nın 100 km batısındaki Ugarit‘te ve 400 km güney doğusundaki Mari‘de bulunmuş olan arşivlerle eşdeğerdeydi.

Ancak ortada bir problem vardı. Kullanılan dil ne Asurca, ne Babilce ne de Sümerce’ye benzememekteydi.

Arkeologlar büyük bir sabırla tabletleri tasnif ederken Sümerce-Eblaca sözlük bulurlar ki, Sümer dili daha önce çözüldüğünden Ebla dili de kolayca deşifre edilir.

Kralın katibi Dub-zu-zu‘nun imzasını taşıyan tabletlerin içeriği çok zengindir. Krala verilen hediyeler hatta dağıtılan un miktarı dahi yazılmış olanları vardır. Büyük bir kısım ticaret ve idare ile ilgili konular olmakla beraber, tabletler arasında çok değerli hatta bazı eşi bulunmayan hukuksal, tarihsel, matematiksel belgeler bulunmaktadır.

Tabletler tercüme edildikçe kamuoyunun dikkati buraya yönelir. Zira o güne kadar kutsal kitaplarda geçen ve efsane olduğu sanılan Sodom, Gomore, İbrahim, İsmail, Davut, Cebrail gibi adlar Tevrat’tan 1500 yıl önce yazılmış tabletlerde okununca bilim dünyası heyecanlanır.

İsimleri deşifre eden İtalyan Prof. Giovanni Pettinato, Amerikalı Tevrat uzmanı Noel Freedman‘a bunlardan bahseder. O da Amerikan ve İngiliz gazetelerini kullanarak ortalığı ayağa kaldırır.

Noel Freedman ilginç bir adamdır. Yahudilikten hıristiyanlığa geçmiştir.

Sansasyonel haber, yahudilerin çıkardığı bir Amerikan Tevrat dergisinde geniş bir araştırma yazısına dönüşür. Tevrat’ta adı geçen Hazreti İbrahim’in gerçekten yaşadığı, İbrahim’in yahudilerin atası olduğunu ve dolayısıyla Suriye’nin yahudi toprakları olduğunu ileri sürülür. İsrail buna dört elle sarılır ve çeşitli haklar talep eder. Bilim politikaya kurban edilmiş olur.

Bu haberler Suriye’de büyük tepki ve kızgınlığa sebep olur. Suriye eski eserleri müzesi müdürü Dr. Afif bin Masi Şam’da çıkan Teşrin gazetesinde yayınlanan bir ropörtajında iddiaları şiddetle reddeder. Ancak bu tepki bilimsel olmaktan ziyade slogan atmaktan öte geçmez.

Arkeolojik ve tarihsel bir araştırma bu tartışmalarla yanlış yöne itilir. Prof. Pettinato istemiyerek neden olduğu bu gelişme karşısında telaşa düşer. Sadece İtalyan arkeologlara verilmiş bulunan kazı izninin geri alınmasından korkar. Hemen bir açıklama yaparak Ebla buluntularının hiçbir surette İsrailoğulların atalarıyla bir ilişkisi bulunmadığını söyler. Ancak bu sefer de New York Times ve Wall Street gibi yahudi sermayeli gazeteler karşı saldırıya geçerler. Suriyelilere ağır suçlamalarda bulunurlar. Çivi yazılarını okuyan uzmanların Suriye devletince baskı altına alındıklarını, Tevrat’ta adı geçen isimlerin bulunduğu tabletlerin ortadan kaldırıldığını iddia ederler. “Malum” medya daha da ileri giderek milletler arası Ebla tercüme komitesinden bir Amerikalı üyenin öldürüldüğünü bile iddia eder.

Kısa bir süre sonra bunların tümünün yalan olduğu anlaşılır.

Olur böyle vakalar, Ahmet Sarbay-Ebla’nın keşfini politikaya alet etmek tarafından- asarbay · Published 16 Temmuz 2021 · Updated 13 Kasım 2021

BİLKE YORUM: Zaman sıfır noktasından eksi sonsuza, yine sıfır noktasından artı sonsuza doğru gerçeklere ulaştıkça eski tezler yerini yeni belgelere bırakır. Dünya siyaseti, küreselleşme ve tek elden dünyayı yönetme isteği göz ardı edilmemeli. Biz görmemekte ısrar ettikçe, bizi yok etmeye çalışanların ekmeğine yağ sürüldüğü unutulmamalı.

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,