RSS

Kategori arşivi: Yaşar Sarıkaya yazılar

YANGIN SÖNDÜ İÇİMİZİN YANGINI SÖNMÜYOR

22.01.2025- Ayşe Yaşar SARIKAYA

ÖNLEM ALMA, okullarda ders olarak okutulmalı. Yaşamda en gerekli ihtiyaçlarımızdan. Ders başarısı için, arkadaşlarla uyumlu olmak, toplumda sosyal olarak yer almak, karşılaşılacak her türlü faktörlere karşı tedbirli olabilmek için yetiştirilmeli çocuklarımız. Temel eğitimde kazanılan alışkanlıklar, yetişkinliğe kolayca taşınabilir.

Sadakat ve liyakat konusunu aşabilmeliyiz. İşin gerektirdiği gibi çalışan, önlem almayı bilenler yetki sahibi olmalı.

Biz felaketler karşısında önlem almadan, uzaktaki hayallerle masal dünyası kuranların yarattığı ütopyanın peşinden giden bir toplum olduk. Her depremde hazırlıksız, her SMA’da çaresiz, her yangında donanımsız mı yakalanacağız?

Sağlık hizmetlerine, ekonomiye, eğitime, afatlar gelmeden önlem almaya, devletin sınırlarını casusa teröriste karşı korumaya ACİL olarak önem vermeye ihtiyacımız var. Her afat, yıkıyor bizleri. Yaraları sarabiliyor muyuz? Zaman, geçmişi unutturmamalı. Orman yangınlarında diri diri ölen canlılarımızın acısı hala yüreğimizde. Önceliklerimiz bizim aklımızdan çıkmasın ki, tercihlerimizde işe yarasın.

Yangında ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelerine de sabır diliyorum.

 

Etiketler: , , , , , , ,

YİNE YENİDEN USANMADAN!

09.01.2025- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Derneğimiz, 2012 yılında Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile Sinop’a gelişi anısına, “BİLKE HALKBİLİM ÖDÜLLERİ” programı düzenlemeye başladı. Her iki yılda verilen ödüller, 2 aşamalı jürinin onayından geçti.

Amacımız, 18 Mayıs gününün bayram olarak, kutlama programına alınmasıydı. Sinop, Türkiye genelinde nüfus oranına göre en çok şahit veren iller arasındadır. Kafkasya, Balkanlar, Yemen, Filistin cephelerinde ve Kurtuluş savaşında can verip isimleri listelerde olmayan, yıllarca cephelerde savaşıp evine köyüne dönmeyenler anısına, Sinop bir anıtı hak ediyor.

Valiliğe dilekçe ile baş vurduk.

Bu yılın bayram programına alınmasını bekliyoruz.

Sonuç almak dileğiyle…

 

Etiketler: , , , ,

YÜZYILLAR ÖNCE BAŞLAYAN HİKAYE ÇAĞLAYAN ŞELALESİ

04.01.2025- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Hikayemiz, YÜZ YILLAR öncesinde başladı. Bir varmış bir yokmuş misali. 2007 yılında kamera ile görüntülediğim şelale, hafızasında taşıdığı anılarla beni çok etkilemişti.

Çevre köylerde araştırma ve derleme yaparken, Tatlıcak köyünden Yusuf Dede, deve kervanlarının sesinin duyulduğunu anlatmıştı. Başsökü köyünde de, katırlarla tuz çeken kervancıların geçtiği yol güzergahı 3 kaynak kişi tarafından açıklanmıştı.

Bu şelale hikayesi mi, kervan hikayesi mi dediğinizi duyar gibiyim. Şelalenin adı KERVAN ÇAYI ŞELALESİ olduğundan, bir kervan yolu hikayesi. 2007 yılında, köyün Muhtarı Veysel Korkmaz ile birlikte Kültür Bakanlığına tarihi doku ve şelalenin korunması için dilekçemizi vermiştik.

Bakanlık ildeki tüm kurumları harekete geçirdi. 2008 yılında, Milli Parklar Müdürlüğünden Şübe Müdürü görevlendirildi ve muhtarımız saatlerce onları gezdirdi. O kadar detaylı fotoğraflar çekilmişti ki, Müdür bey, bana da kopyalarını verdi.

Biz konu ilerliyor diye bekliyorduk. 2010 yılında 1. baskısı yapılan BİR İNCİ MEMLEKETİM kitabımda, Kervan Çayı hikayesinin tamamına yer vermiştim.

Sonuç alamayınca, Aralık sonu, Doğa ve Milli Parklar Bölge Müdürü ile görüştük. O03. 01.2025 günü araştırma ekibi ile köye çıktık.

Çağlayan Şelalesi Rekreasyon Çalışması yapan akademisyenler, bir doktora tezinden yararlanmışlar. Doktora tezi 2012 tarihli. Kitabımın kaynaklarından faydalanılan bir çalışma için kendilerine teşekkür ederim.

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1788415

 

Etiketler: , , , , , , , ,

DOĞAYI OKUYOR, MESAJINI SU GİBİ İÇİYORDUK

23.11.2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Her yer taş yığınları olmadan önce; kentlerde bahçeli evler vardı. Çocuklar maydanoz toplamayı öğrenir, ağacından incir yer, yeşile içtenlikle saygı duyarlardı. Köy çocukları, buğdayın öyküsüne adı kadar yakındı. Bir tane buğdayın, sıfırdan un olana kadar yaşadıklarına tanıktılar.

İşte böyle bir zamanlar insanlar, doğayı okuyor ve mesajını su gibi içiyordu. Doğayı umursamazlığın, başını alıp gittiği günleri yaşamaktayız. Değer bilmedikçe de toprağın sundukları azalmakta, tüketici toplum olma yolunda zirvelerde rakip tanımamaktayız.

22 Kasım 2024 günü Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sergi Salonunda, Uluslararası Karikatür Sanatçısı Aşkın AYRANCIOĞLU ve yetiştirdiği öğrencilerin KARİKATÜR SERGİSİ vardı. Gençlerin, doğayı okuyup anlama çabalarına hayran kaldık. Çizgileri konuşturmak, renkleri doğadan almak hiç de kolay değildi. Kendilerini ifade etmeleri ise sergiyi gezenleri hayran bıraktı.

Üretmeyi öğretmeliyiz bu yurdun çocuklarına. Bilgisayar ve telefonun esiri oldukça, çalışmadan sonuç almaya alışıyorlar. Üretme yolunda çabalayan karikatürist gençlerimiz, ailelere ve gençlere örnek olmalı. Karikatüristlerimizin, dünya birinciliği, dünya ikinciliği, Türkiye birinciliği birçok da onur ve katılım ödülleri var. Gençlerimizi ve öğretmenlerini yürekten kutluyorum.

Karikatüristlerimizden Dünya birinciliği alanların videosunu izleyebilirsiniz:

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

DÜNYADAN GÖÇTÜ GERİDE”BİR ASIRLIK ANILAR” KALDI

24.09. 2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Dert nedir üzüntü, keder, sevinç, mutluluk nedir diye sorsak, herkesten ayrı ayrı cevaplar alırız. Aile varlığının desteğiyle yaşamını sürdüren, aç halinden ne kadar anlayabilir? Tırnaklarıyla kazıyarak var olma çabası gösterenler ne kadar kendini anlatabilir? Ya da kendini anlatmak ile oyalanabilir mi? İki zıt yaşamın, mutluluk ve üzüntü anlayışı aynı olabilir mi?

Yaşamın iki yüzü ile beni tanıştıran değerli insan, halk kültürü derlemelerime kaynak oldu. Uğurladık O’nu, geride türküleri, ninnileri, ağıtları ve hikayeleri kaldı. TRT çekimlerine zaman ayırmaktan hiç yorulmazdı. Doğduğu köyün kültürünü yeni nesle taşımaktan da. Bu gün bilişim çağının gelişmelerinden yararlanıyoruz. Onlar ise yoklukta üretiyorlardı.

Halk kültürü araştırmalarımın nedeni de; toplumun yaşam seviyesinin geçirdiği evrelerin önemine dikkat çekmekti. Uygarlaşmak; tabanda var olan katılaşmış kültürün, en kestirme eğitim yollarına kapı aralamasını sağlamaktı. Kültür katmanları, bizi halkın benimsediği tabuların nedenlerine götürecekti.

Annemden geride kalan kültür videoları:

 
 

Etiketler: , , , , , ,

“NE OLURSAN OL” DÜNYA KİMSEYE KALMAZ

06.09.2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Anne yemeği, anne azarı, anne sevgisi kadar anne sözleri de vardır belleğimizde iz bırakan. Gençliğin coşkusuyla, bilmişlik yapınca annem derdi ki: “Ben 6 yaşında iken köyün etrafındaki dağlar yeni oldu ve herkes de benimle beraber fark etti sanırdım. Oysa, dağlar hep varmış ve herkes de biliyormuş ” der bize gülerdi. Çocukluğumdan beri bu söz hafızamdan silinmedi.

Ne krallar, ne ağalar, ne çok sultanlar geldi geçti dünyadan tarih boyu. Kime kaldı bu dünya? 2019 yılı Ağustos ayında babamı kaybettiğimde, dilime dolanıverdi ” ne olursan ol”. Beste ve güftesiyle dökülüverdi.

Herkes bir gün göçecek. Bedenin beslenmesi, zevkleri, arzularını doyurmakla geçen bir ömür, bir metrelik toprağa girecek ve elveda diyecekti. İnsanca duyguların, aklımızı ruhumuzu ve gönlümüzü beslediği bir dünya olsaydı ve uygarca yaşamı kucaklayabilseydik.

Ne olursan ol

Kim olursan ol

İster ağa ister paşa ister kral ol.

Dinleyenlere selam olsun…

 
 

Etiketler: , , , , , , ,

ZAMANIN EVVELİNDE

21.08.2024. A. Yaşar SARIKAYA

Bir varmış bir yokmuş diye başlamıyorum. Zaman sözcüğünün, eski Türkçe DLT Sözlüğünde KAÇAN olarak yer alması konusuna tekrar dikkat çekmek istiyorum. An aralığını salise olarak düşünürsek, zaman denilen kavram, kaçırdığımız an+an+anlar olmaz mı?

Eski insanlarımız, sözcüklere, ustalıkla anlam yüklemişler. O anlamları, çözümlemek, ilişkilendirmek ve kökenini bilmek istiyorsak sözcüğün temel yapısına inmek gerekiyor. Yaşam devam ederken, zamanla iç içe yol alıyoruz. Maddesel yapımızla el ele, kol kola gittiğimiz gibi, duygusal yapımızla da zamanla hep birlikteyiz.

Takvim ve saat konusu, çok eski tarihlerde Sümerler ve Mayalar gibi bir çok uygarlığın ilgi alanı olmuş, dünya insanlarına da sağlam veriler bırakmışlardır. Bir gün, bir zaman, gelecekte diye başlayan konuşmalarımız, zaman temellidir hep.

Zamanı topluma, kendimize ve doğaya yararlı işlerde kullanmak dileğiyle ZAMANIN EVVELİNDE parçamı sunuyorum:

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

ÇÖZÜM ARAMAK- SORUN ÇÖZMEK

03.07.2024- A. Yaşar SARIKAYA

Bir ülkede siyaset ne için yapılır diye düşünmek gerek? Siyasetçileri yüceltmek için mi? Halkın her katmanının sorunlarını çözmek için mi?

Biz, çözüm arama basamaklarını atlayıp, bir türlü ÇÖZÜM aşamasına geçemedik. Sosyal medyada, basın yayın organlarında çözüm konusunda yapılacaklar paylaşılıyor. Çözüm konusunda, yönetenler- halk- bilim insanları bir türlü ortak paydada buluşamıyor.

Sorunlar çığ gibi büyürken, uygulama kademesi yaptıklarından çok memnun. Varlık sahibi aileler, gelecek konusunda asgari ücretli, maaşa bağımlı olanlar kadar kaygılı değil. Değirmenini döndüren döndürüyor desek yalan olmaz.

Dernek Eğitim Projemizden, öğrencilerin güçlüklerini biliyoruz. Günahtan korkuyoruz diyenler; ilkokuldan beri çocuklarımızın neler çektiğini bilmeliler. Okul bitecek ve işe yerleşeceğiz diye ne umutlarla çilelere göğüs gerdiler. Yazın köyde hayvan güttüler, tarlalarda çalıştılar. Yüzleri kapkara güneş yanığı, elleri toprak nasırıydı. Mezunlarımız, KPSS sınavının birinci aşamasına girdiler. Alan sınavına girmeye hazırlanıyorlar. 90 üstü baraj puanları gözleri korkutuyor. Şimdi üniversitelerin çokluğuna sevinecek miyiz? Gençler istihdam edilmeyince, çok okul açmak başarı olabilir mi?

KPSS sınavında 60 alan kişi, sözlü sınavda 95 alıp “90” puan alan öğrencimizin önüne geçmemeli. Hani günahtan korkardınız? Bu engeller, gençlerin önünü kapamak için mi yapılıyor? Üniversite mezunu genç, branşında işe yerleşemeyince, yeni alternatif üretildi. Ya polis olarak istihdam ediliyor, ya pazarda pazarcılık yapıyor. Öğretmen ve sağlıkçılar ise düşük ücretle özel i yerlerinde çalışıyorlar.

Bu dünya kimseye kalmaz, Sultan Süleyman’a kalmadı. Kimler geldi, kimler geçti. Kendini iman ehli diye tanımlamak ile, imansızca işlere imza atmak arasındaki farkı görmek gerek. Çocuklarımıza alan sınavında başarılar dileriz.

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

DOĞRU İNSANLARLA KARŞILAŞTI DÜNYA ŞAMPİYONASINA HAZIRLANIYOR

12.07.2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Düşün yolculuğu ile başlayan öykümüzün ürünlerini birer, birer topluyoruz. Bilke öğrencilerimizden Selma KALANÇ BOCCE Spor Dalında Türkiye birincisi olduktan sonra, şimdi de Dünya Şampiyonasına hazırlanıyor.

2008 yılında kurulan Bilke, küçük dernek binamızdaki atölye çalışmalarında verilen gitar- bağlama- org ve ut kursları geliri ile EĞİTİME DESTEK PROJESİNE başladı. Küçük ölçekli başlayan kurslarımız, etkinliklerle EĞİTİME DESTEK TANITIMI programlarında sesini duyurdu. Bu süreçte, doğru insanlarla yolumuz kesişti.

Dikmen ilçemizden olan ve Alaçamda bir bankada yönetici olarak görev yapan Şeyda ÖZDEMİR onlardan biriydi. Memleketi ile bağını koparmamış Şeyma Hanım ile Dikmen İlkokuluna yardım organize ederken tanıştık. Bilke olarak biz de yardım kampanyasına katıldık.

Alaçamlı olan Selma’yı onun aracılığı ile tanıdık. Tıp Fakültesi öğrencisi olan Selma, Bilke’den burs alan öğrencilerimizden. Selma’nın başarısını tebrik ediyor ve 4 tıp öğrencimize ayda iki bin TL vererek destek olan EĞİTİM ANNEMİZE de ayrıca teşekkür ediyoruz.

Selma, yüreğindeki ışık zorluklara karşı nasıl da direniyor. Başarılı kızımızın ulusal basındaki haberini paylaşıyorum:

Bocce sporunun alt kategorileri olan raffa ve volo ile de ilgilenen 21 yaşındaki milli sporcu, ulusal ve uluslararası organizasyonlarda 43 madalya kazandı.

Günlük yoğun programına rağmen antrenmanlarını aksatmayan Selma Kalanç, disiplinli şekilde hem spor kariyerini hem de Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesindeki eğitimini sürdürüyor. Bu yıl üçüncü sınıfa geçen Selma Kalanç, AA muhabirine, bocce sporunun gerektirdiği stratejik düşünme ve konsantrasyon yeteneklerinin tıp eğitiminde olumlu etkisi olduğunu söyledi. Bocce ile lisede beden eğitimi öğretmeni Gökhan Bozdemir sayesinde tanıştığını belirten Selma, 2014’te Kamboçya, 2021’de de İspanya’da Türkiye’yi temsil ettiğini anlattı.

Tıp eğitiminin yanında sporla uğraşmanın hayatına disiplini soktuğunu dile getiren genç sporcu, “Amasya’dayım, hafta sonu antrenman için Alaçam’a geliyorum. Hem mental hem yol olarak yoruyor, kendinize çok fazla vakit ayıramıyorsunuz ama kazandıktan sonraki sevinci ayrı oluyor.” ifadelerini kullandı.

Önlerinde Dünya Raffa Şampiyonası için milli takım seçmesi bulunduğuna işaret eden Selma Kalanç, ay-yıldızlı ekibe seçilip Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedeflediğini vurguladı.Tıp fakültesini kazandığında çevresindekilerin sporu bırakmasını, eğitimle sporu birlikte yürütemeyeceğini söylediklerine dikkati çeken Selma, şunları kaydetti:

“İnsan istedikten sonra başaramayacağı bir şey yok. İnsanlardan istediğim, sadece destek olsunlar. Bunların beraber de yürüyebileceğini bilsinler. Özellikle sporculara derslerinde zayıf gözüyle bakılıyor ama öyle değil. Bunun en büyük örneği benim. Tıp okuyup futbolla uğraşan arkadaşlarım da var. Spor sayesinde ilk defa uçağa bindim, köyde büyüdüm, küçük bir çerçeveden büyük bir ufka bakma fırsatı buldum. Spor, birçok şeyin önünü açıyor. Spor olmasaydı hayatımda, belki de akademik olarak başarılı olamazdım. Boş vaktimi bir şeyle doldurduğum zaman kalan vaktimde ders çalışmak için kendimi planlıyorum. Daha disiplinli olmayı sağlıyor.”

“Selma Kalanç, küçük yaş gruplarına rol model oluyor”

Bocce Milli Takımı Antrenörü ve Alaçam Şadiye Muzaffer Turhan Anadolu Lisesi beden eğitimi öğretmeni Gökhan Bozdemir ise sporla eğitimin bir arada yürüyebileceğinin en büyük örneğinin Selma Kalanç olduğunu söyledi.

Küçük bir ilçeden 17 milli sporcu çıkarttıklarının altını çizen Bozdemir, “17 sporcunun liseyi bitirenlerinin hepsi üniversiteli. Amacımız hem sporu hem eğitimi bir arada yürütmek. Onun için sporcularımızın eğitim durumlarını da takip ediyoruz. İlçemizi, ilimizi, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için çaba sarf ediyoruz.” dedi.

“Selma Kalanç, küçük yaş gruplarına rol model oluyor.” diyen Bozdemir, “Bir öğrencinin tıp kazanması bizim için çok güzel bir şey. ‘Bitirdiğim zaman takımın doktoru olacağım.’ dedi. O bizi daha da gururlandırdı.” ifadelerini kullandı.

Selma kızımıza Dünya Şampiyonasında başarılar diliyoruz.

 

Etiketler: , ,

KAYNAMAMIŞ SUYLA ÇAY DEMLENİR Mİ?

01.07.2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Toplumumuzun kültür seviyesini görüyoruz. Eline geçeni yere atanlar, konteynır dururken çöpleri sağa sola fırlatanlar çok. Sadakatle iş çevirip, başkalarının hakkını yiyenle ve sonra da hava atanlarla birlikte yaşıyoruz. Ortaçağ seviyesindeki yaşama özen duyan ve basamak atlamayanların, basamak atlayanlarla tezatlarına tanıklık ediyoruz. 50 yıl sonrasında ulaşılacak yaşam biçimini benimseyenlerin, yerinde sayanlar anlasın diye ısrarla direttiklerini görüyoruz.

Kaynamamış suyla çay demlenmez, 2 aylık ceninden bebek doğmaz. Tohum toprakla buluşsa da yetmez yağmur ister; toprağa atıldı mı da hemen ürün vermez. Aristotales, “bir taşı on bin defada havaya atsan uçmayı öğretemezsin o yüzden enerjinizi doğru işlere harcayın, doğru insanlara vakit ayırın çünkü taştan kuş, kuştan da taş olmaz” der.

Siyaset ve siyasetçi, doğal akışın tersine kendine bağımlılık ister. Yönetmek ve yönlendirmek ister. Siyasete tabiiyetin yerini, özgürlüğe açılan bir siyaset almalı. Olmayanı oldurmak, yapılmayanı yapmak durumundayız. Halkı küçümseyerek gözden çıkarmakla, fırınlarda Yahudi halkı yakan Hitler’den ne farkımız kalır. Beğenmediğini gözden çıkar, yok et mantığı bu çağda hiç anlaşılır değildir.

Özgürlüğü öğretmek ve yaşatmak adına çalışanlar, halkı muhatap alanlar öncüdür topluma. İhtiyacımız var bu alanda herkese. Yazan, çizen, konuşan, anlatan yani halkı muhatap alan insanlara. En tepedekilerin yaptığı gibi ayrıştırmaya değil, iki ayrı ucu birleştirmeye ihtiyacımız var. Gönlü duyanlara, yüreğinde hissedenlere SELAM olsun.

 
1 Yorum

Yazan: 01 Temmuz 2024 in Yaşar Sarıkaya yazılar

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,