RSS

Etiket arşivi: ayşe ekşi elmacı

//AYŞE’CE //

28.12.2021- Ayşe Ekşi ELMACI

Yazarımızın yazısına geçmeden önce, kültür değerlerinin insan üzerindeki etkisinin önemine değinmek istiyoruz. Örneğin ana çorbası gibi lezzetli bir çorbayı başka kim yapar ki. Çocukluğumuzun saklambaç, tıkıt, yakan top günlerinin tadını, nerede bulabiliriz ki. Nene ellerinin dokuduğu bezi ve üzerine göz nuru ile işlediği özenli nakışları ve o orijinal renkleri hangi fabrika üretebilir ki. Geçmiş geçmişte kalsa da, şimdi hafızalarımızda ???BİLKE

Altmışlarda çocuk olmak” // ayşe’ce//

Çocukluğumun anılarını oluşturan şeylerden biride çerçilerdir. Ananemin köyü merkez köy olmasına rağmen çok taşıt gelmezdi. Ancak şehre pazar kurulduğunda haftada iki kez koca kamyon gelirdi. Şehre inemeyenler için çerçiler gelirdi köylere ,bambaşka bir dünyaydı sanki at arabasına kurulan. İğneden ipliğe , çanaktan çömleğe. renk renk boncuklar , sakızlar ,küpeler, basması ,pazeni. Köyün meydanında konuşlanır bütün köyün kadınları genci yaşlısı toplanır, küçük bir panayır havası yaşanırdı.

Beni en çok paradan ziyade eski plastik eşyalarla ,eski yün giysilerin takasıydı. Eksik ne alınacaksa vereceği eski plastikler ve yünlü giysiler tartılır ona göre hesap yapılırdı. Beni mutlu eden şey sakızlar ve mavi boncuklu küpeler, bilekliklerdi. Ananem beni kıyısına alır, “seç bakalım ne istiyorsun” derdi. O zaman dünyanın en mutlu çocuğu ben olurdum. (Hala bi kokoşluk var bende demek o günlerden geliyor🙃.)

Genç kızlar çeyizleri için dantel ipleri, tığlar, kendilerine dallı güllü, allı morlu yemeniler alırlardı. Çerçi onca yolu tepmenin ve kazançlı bir günün tatlı yorgunluğuyla geldiği tozlu eğri büyrü yollardan geri dönerdi. Geriye köy meydanında çocukların annelerinin onlara aldığı incik boncukları gösterip hava atmaları. Büyükler dedikodularına devam etmeleri, genç kızları hayallerini kurdukları yuvanın etamine, dantele, oyalara nasıl yansıtacaklarının düşleriyle birbirleriyle şakalaşmalar kalırdı. O zamanlar çerçiler hayallere uzanan yolda, yolu gözlenendi. Altmışlarda çocuk olmak güzel şeydi…!

//ayşe’ce//

 
Yorum yapın

Yazan: 28 Aralık 2021 in KONUK YAZARLAR

 

Etiketler: , , , , , , , ,

//ayşe’ce//

30.11.2021- Ayşe Ekşi ELMACI

GEÇMİŞE YOLCULUK

Kasımda geldi gidiyor. Soğuk bir kasım sabahından geçmişe bir yolculuk yapalım . Memleket sevdalısı yazar , araştırmacı, köşe yazarı Tufan Bilgili’nin de yazdığı gibi Altmışlarda çocuk olmak muhteşem bir şeydi. Yaz vazgeçilmezimdi , köyde ananemin yanında.

Ananem yalnız bir kadındı rahmetli dayım yapardı bütün dışarı işlerini. İple çektiğim orak ayı en eğlenceli yanıydı . Biçilip destelenen ekinler öküz arabalarıyla harmana taşınırdı. O zamanlar henüz biçer döğerler köye gelmemişti . Harman yeri denilen yerde desteler yığın yapılır, bütün buğdaylar toplanana kadar o yığınlar dururdu .

Biz çocuklar için en güzel yanı öküz arabasına binmekti. Sonrasında o yığınlar bozulur desteler harman yerine serilir, öküzlerin çektiği düvende buğdaylar saplarından ayrılırdı. Düvene binmek en güzel eğlenceydi. Dön baba dönelim hesabı geniş alanda döner dururduk. Bu işlem olurken harmanlarda türküler sesler birbirine karışırdı. Günlerce sürerdi düven işi, sonra yabayla rüzgara karşı savrulur samandan buğdaylar ayrılır, ambarlara taşınırdı ambarlar devasa olurdu bölüm bölüm.

Senelik un için ayrı bölüm, tohumluk ayrı bölüm, cinsine göre ayrı bölüm . Fazlası köye gelen al yazmalımın kırmızı kamyonu gibi kamyon gelir , her evden topladığı koca çuvalları kantarla tartar geride koca bir toz yığını bırakarak giderdi. Bize oyun, emek verene ayların yorgunluğu teri ve bir çoğunu borca vereceği para olurdu…

Yağmurlu rüzgârlı Beykoz sabahından herkese , GÜNAYDINNNN…!! //ayşe’ce/

 
3 Yorum

Yazan: 30 Kasım 2021 in KONUK YAZARLAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

ayşe’ce

KONUK YAZARIMIZIN KALEMİNDEN

09.11.2021- Ayşe EKŞİ ELMACI

Aslında bu sabah birşey yazmayacaktım. Bir sayfada Almanya göçünün ve Almanya göç yasasının 60.yılıymış oradan yola çıkarak çocukluğumun anılarından biri geldi aklıma.(ananemin köyünde isimleri ve cisimlerini bile unuttuğum, yaşananların komikliğinden midir bilmem aklımda kalmış)

Anımsayabildiğime göre 66-67 yılları olsa gerek. Evleri şehrimize giden anayolun üzerindeydi. Her köy evi gibi ağaçtan yapılmış eski bir köy eviydi. Kendi yağlarında kavrulmaya çalışan(ananemin anlatmasına göre)insanlardı. O zaman bir Almanya furyası vardı ki herkesin dilinde, müracaat eden edene…

Derken yazıma konu olan ailenin gelini de yazılır. Bekleyiş içerisindeyken muhtar yazılı bir evrakla müjdeyi verir. Şehir merkezinde Almanya’dan gelen heyet sağlığından eğitimine kendini ifade edişine kadar ince eleyip sık dokur. Neyse bizim gelin heyetin karşısına geçer sağlık kontrolleri falan önceden yapıldığı için en son mülakata alınır.

Alman soruyor tercüman çeviriyor. Adı sanı eğitimi yapabileceği işler falan filan, artık son sorular. Alman soruyor:

-Müzik bilir misiniz(düğünlerde def çalarmış ananemin anlatımı ve aklımda kalanla)

-evet bilirim.

-Söyler misiniz?

Bizimki bir elini def diğer eliyle de tempolu bir şekilde vurarak başlıyor söylemeye

-Zeytin yağlı yiyemem ammannn / basmada fistan giyemem Amman/ Senin gibi zalime / ben yarimsin diyemem ammann…

Derin bir sessizlik adamlar konçerto mu opera mı bekliyorlardı bilemem ama bizim gelin odadan çıkıyor. Ve ilk Almanya’ya gidenlerden oluyor. Çok uzun yıllar bu olay gece oturmalarında kahkahalarla anlatıldı. En son duyduğumda (9-10 yaşlarında olmalıyım)eşini çocuklarını da almış yanına, bir iki sene içerisinde köyün yarısını almış diyorlardı . O evin yerinde sanırım iki tane villa gibi ev kondurdu.

Sonra da Almanya hikayeleri dilden dile dolandı. Almanya çok yuvayı da yıktı dendi . Türküler ağıtlar yakıldı. “Almanya acı vatan” oldu çoğuna . Filmlere konu oldu. Aslında iki kültür arasında sıkışıp kaldılar. Orada yabancı , memleketlerinde ise Almancı //ayşe’ce//

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Kasım 2021 in KONUK YAZARLAR

 

Etiketler: , , , , , ,