RSS

Etiket arşivi: bilke hikaye

HAN VE YOLCU

18.04.2023-Aktif felsefe ANKARA (onedio)

Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu

durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa

kalkıp sordu:

“Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?” 

“Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verdi bilge. 

“Ama burası han değil ki” dedi kral hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.” 

“Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?” 

“Babam. O öldü ama.” 

“Ondan önce kim yaşıyordu?”

“Büyükbabam. O da öldü.” 

“O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek ki. Neden ona han

demeyeyim?

alıntı

İki kapılı bir han diye boşa dememiş VEYSEL. Kimler geldi kimler geçti, bu sözler şairlere ilham oldu. Bilse de insan, doymazlıkta yine ısrar etti. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Nisan 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

DEPREMİN GELMESİNİ BEKLEMEYELİM TEDBİR ALALIM

18.02.2023-BİLKE

Güzel bir Sadi Sirazi hikayesine yer veriyoruz bu gün. Neden mi? Anadolu deprem bölgesi, biliyoruz ki her an risk altındayız. Rastlantılara teslim olup “saldım çayıra mevlam kayıra” anlayışı bizi korumayacak. Deprem bize uğramadı diye duyarsız olamayız. Artık Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin ilk önlem paketi DEPREM olmalıdır. Elimiz kolumuz bağlı gibi depremi bekleyemeyiz.

KIYMET BİLMEK

“Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.
Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Sakinleştirmek için çok uğraştılar, ama bir türlü mümkün olmadı.
Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı,

‘Müsaade buyurursanız ben onu sustururum’ dedi.

Padişah da ‘Lütfetmiş olursunuz’ dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler.
Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahın hoşuna gitti.

‘Bu işte hikmet nedir’ diye sordu.

Yaşlı adam cevap verdi:
‘Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu.
İşte bunun gibi, sıhhatin kıymetini de hastalığa tutulanlar bilir. Bir felakete duçar olmayan kimse de huzurun kıymetini bilemez Ey karnı tok kişi! Arpa ekmeği sana hoş gelmezse de bana nimettir. A’raf cennettekilere cehennem olsa da cehennemdekilere cennettir.

Yarini sinesine saran aşıkla, hasretle gözü yollarda kalan çaresiz kişi bir midir?

KAYNAK:Gülistan – Sa’di-i Şirazi- Okunmaya değer hikayeler eğitim sitesi

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Şubat 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

YANGIN VAAAAAAAAR!

04.05.2021-A. Yaşar SARIKAYA

MAHALLENİN DELİSİ

İki katlı evin alt katı tutuşmuş yanıyor. Herkes panik içinde, yangın gittikçe büyüyor. Mahalleli ayakta, itfaiye aranmış merakla bekleniyor. Bağıran, çağıran, dedikodu yapan, üzülen, her çeşitten var.

Anne temizlik işine gitmiş, 3 çocuğunu evde bırakmış. Başlarında12 yaşında abla varmış. Çocuklar birlikte oynarken sobaya odun atmış. Sobanın üstünde çamaşır asılıymış. Sonra balkona geçmişler orada kalmışlar bir süre. Sobanın üstündeki çamaşırlar aniden tutuşmuş, yere düşmüş önce halı derken bütün eşyalar alev almış. Dışarı çıkmak için alevlerden geçmek gerekiyormuş. Abla, bir yol bulup kardeşlerini kurtarıp alevlerden çıkarmış, ama kendisi içeride kalmış.

Yangın gittikçe büyüyor, üst katta oturan evime sıçrayacak diye korku içinde, feryat figan yangını seyrediyor. İtfaiye sesi geldi, ama itfaiye ortada yok. Neyse birazdan göründü. Ama o da ne, itfaiye park eden özel araçlardan geçemiyor. Yangın aldı başını gidiyor. Herkes tedirgin. Kalabalık gittikçe arttı. Elinde çekirdek çıt çıt çitleyip,  bir taraftan da yangını sinema seyreder gibi izleyen de var, slogan atan da.

yan- gın bu-ra-da dev- let- ne-re- de

Yangın burada devlet nerede” diye bağırıyorlar.

12 yaşındaki kız içeride, yahu hiç mi vicdanlı biri yok. Etmeyin eylemeyin. Çekirdek çitleyenler, elinde telefonla videoya alanlar, bağıranlar, 3 çocuk evde bırakılır mı yuh kadına diyenler var. Var da var yani, ama bir tek yardım eden yok.

Neyse mahallenin delisi dedikleri biri var. Aslında adamda, mahallelinin toplam aklından  fazlası var eksiği yok. Adam baktı seyreden seyredene, komşulardan battaniye istedi. Yalvar yakar buldu, bir kova da su istedi. Isladı battaniyeyi kafasından başlayarak doladı vücuduna. Daldı içeri, herkes heyecan içinde. İtfaiye acı acı siren çalıyor, araç sahipleri yok meydanda. Artık itfaiyeciler uzaktan seslendi kalabalığa

“ yahu yok mu yardım eden, gelin şu arabaları kaldırıma alalım”.

3 araba, az da değil. Ha gayret, tuttular arabayı zar zor çektiler kaldırımın üstüne. Yol açıldı, itfaiye arabası geçti. Su sıkmaya başladı, o sırada mahallenin delisi dedikleri var ya, abla kucağında çıktı alevler arasından.

İtfaiye yangını söndürdü. Çocuklar ambulansla hastaneye gitti. Vizyondaki sinemanın seyircileri dağıldı. Yerde çekirdek kabukları kaldı…

 
 

Etiketler: , , , , ,

UNUTAMAYACAĞIMIZ BİR HİKAYE

ZORLU KOCA HİKÂYESİ – 30.04.2020-BİLKE

Hikaye ve masalların içinde gizli dersler saklıdır.  Hikayeler halkın yaşadığı olaylardan var olurlar. İnce nükte ve ders özelliği taşırlar.  Değerlerin kaybolduğu günümüzde, yeni nesil sanal dünyanın oluşturduğu normlar arasında  zaman geçirmektedir. Hepimize ders olacak bir hikaye:

“Annemden, herkesin yaşamına ders olacak güzel bir köy hikâyesi dinledim. Çocukluğumda dinlediğim bu hikâye bana, ömür boyu unutamayacağım bir hayat dersi olmuştur. Annem hikâyeyi, Tilkilik köyünde büyüklerinden dinlemiş.

“Çocuk, ilk defa değirmene tek başına gidecekmiş. Buğday çuvalını almış sıkı, sıkı giyinmiş. Sorumluluk almaktan mutluymuş. Evden çıkmadan babasına” değmende nasıl ekmek edecem” diye sormuş? Baba: “Oğul, değmene zallu koca gelü, sana ekmek ediverü” demiş. Zallu goca gelince bi yapulu ki”. Çocuk “zallu goca yardım edecekmiş, ne iyi“diye sevinmiş. Gitmiş değirmene.

Buğdayı öğütmeye başlamış, derken gece olmuş. Buğdayları koyuyor, öğütme devam ediyormuş. Çocuk “daha sabaha kadar buradayım karnım da acıktı, yahu bu zallu koca nerede kaldı gelemedi” diye düşünmüş. Ateş yakmış,  ısınmış, etrafta ne var ne yok bakmış. Sağa bak, sola bak derken ne gelen var ne giden. Bir taraftan da karnı iyice acıkmış. Baktı ki gelen giden yok, değirmenin hamur teknesini almış önüne, öğüttüğü undan biraz koyup su ile karıştırıp hamur yapmış ve küle gömmüş. Tuzsuz ve mayasız pişirdiği kül çöreğini iştahla yemiş. Hem acıktığı, hem de hayatında ilk defa kendi başına ekmek yaptığı için ona çok tatlı gelmiş.

Eve gelince babası“ oğul nettin” demiş. “ Baba bekledim bekledim zallu koca gelmedi, ben de unu hamur ettim kül çöreği yaptım.” “Bak oğul” demiş baba, “işte zallu goca gelmiş ve sana çöreği yaptırmış”.

Hikâye bu… Kullanılan zallu kelimesi, zorlu işle karşılaşma- zorda kalma anlamındadır. Güçlüklerin bize hayatı öğrettiğini anlatır. Her insanın kendi ayakları üzerinde durarak, zorluklara karşı çözüm üretmesi gerektiğini vurgular.”

Yaşara SARIKAYA- Bir İnci Memleketim/2010, sayfa: 412

 

Etiketler: , , , , , , , , ,