RSS

Yazar arşivleri: sinopbilke

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

sinopbilke hakkında

Sinop Bilim Kültür Eğitim Derneği Temmuz 2008'de kuruldu.

Simurg Efsanesi

20.08.2023-MARTI DERGİSİ

“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağı’na varamasan da evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?” der İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası romanında… Okumanızı öneririz

Simurg Efsanesi’ni her okuyan etkisinde kalır, düşermiş yollara Simurg’a varmak için…

Efsaneye göre, kuşların hükümdarı olan, her şeyi bilen Simurg (Zümrüd-ü Anka veya Batı’da Phoenix olarak da söylenir) Kaf Dağı’nın tepesinde, bilgi ağacında yaşar, öleceğini hissettiği zaman ağaç dallarına yuvasını yapar, Güneş dalları yaktığında da dallarla birlikte yanar ve küllerinden yeniden doğarmış.

Bütün kuşlar, Simurg’un bilgeliğine inanır, işler ters gittikçe Simurg’un onları kurtaracağını düşünür, onu bekler dururlarmış. Ancak içlerinden onu gören olmamış, bir süre sonra kuşlar da ondan umudu kesmişler. Ta ki kuşlardan biri uzak bir ülkede Simurg’un kanadından bir tüy bulana kadar. Onun var olduğuna inanan bütün kuşlar toplanmış ve Simurg’u bulup yolunda gitmeyen şeyler için ondan yardım istemeye karar vermiş.

Ancak Kaf Dağı’na ulaşmak için 7 dipsiz vadiyi geçmeleri gerekiyormuş. Bu 7 vadiyi geçmek öyle zormuş ki bir sürü kuş yolda vaz geçmiş ya da kaybolmuş.

  1. Vadi, kuşların isteyebileceği her şeyin bulunduğu “İstek Vadisi”. Burada, birçok kuş her şeye sahip olabilmenin büyüsüne kapılıp kaybolmuş.
  2. Vadi, gözlerinin sisle kaplandığı, gördükleri şekilleri birer sülün, birer kuğu sandıkları “Aşk Vadisi”. Burada, kuşların sisten ve güzelliklerine kapıldıkları kuğulardan, sülünlerden gözleri kör olmuş, birçok kayıp vermişler.
  3. Vadi, her şeyin gözlerine güzel göründüğü “Cehalet Vadisi”. Buradan geçerken bazı kuşlar hiçbir şeyi önemsememeye başlamış, önemsemedikçe düşünmemiş, düşünmedikçe unutmuşlar, Simurg’u bile unutmuşlar, unuttukça yükleri hafiflemiş ve gülümsemeye başlamışlar…
  4. Vadi, gittikleri yolun, amaçlarının anlamsız göründüğü “İnançsızlık Vadisi”. Burada kuşlar Simurg’u bulamayacaklarını, yolda öleceklerini düşünmeye başlamış. O kadar yolu boşuna gittiklerini düşünen kuşlar, geri dönmüş.
  5. Vadi, hepsinin kendini yalnız başına hissettiği “Yalnızlık Vadisi”. Bu vadiden geçerken kuşlar yalnızca kendini düşünmeye başlamış. Bazıları kendi başlarına hareket edip yönlerini kaybetmişler, kendi için avlanmaya gidip büyük hayvanlara yem olmuşlar.
  6. Vadi, Simurg hakkında birçok fısıltıların yayılmaya başladığı “Dedikodu Vadisi”. En arkadaki kuştan en öndekine doğru Simurg ile ilgili bir sürü dedikodu gelmiş en sonunda en öndekine Simurg’un toprak olduğu, gitmelerinin bir anlamı olmadığı söylenmiş. Bunu duyan birçok kuş doğru olup olmadığını hiç önemsemeden, yolundan vazgeçip geri dönmüş.
  7. Vadi ise “Ben Vadisi”. Burada her kuş ayrı bir şey söylemeye başlamış, biri diğerinin kanadını beğenmemiş, diğeri her şeyi bildiğini iddia etmeye başlamış, yanlış yoldan gidildiği söylenmiş… Hepsi bir şey söylüyormuş ve kendi söylediğinin doğru olduğunu kabul ettirip lider olmaya çalışıyormuş. Böylece vadiyi geçip “ben” düşüncesinden uzaklaşana kadar en öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar.

Nihayet Kaf Dağı’na vardıklarında sadece 30 kuş kalmış. Bu zorlu vadileri aşmayı başaran 30 kuş yuvaya vardıklarında sırrı çözmüşler: Farsça “si” otuz, “murg” ise kuş demekmiş. Yani, arayışı tamamlayan bu 30 kuş, aslında aradıkları şeyin kendileri olduğunu anlamışlar. Bilgeliğe giden yol, aslında kendilerine yaptıkları bir yolmuş.

Bu hikayedeki 7 vadi, hayatımızda karşılaştığımız birçok durumu temsil ediyor. Başarıya ulaşmak için, nefsine hakim olup, körü körüne bağlanmadan, düşünen ve kendini geliştiren, başaracağına dair inancını kaybetmeyen, birlik olmayı bilen, sorgulayan ve en önemlisi egosundan uzaklaşan herkes, küllerinden yeniden doğan Simurg olabilir.

Pek çok şekilde anlatılan bu hikayeyi tekrar hatırlayalım…

Kendimiz olmak yolculuğunda hangi vadileri geçecek ve kendimize nasıl sahip çıkıp yolda olacağız?

 
Yorum yapın

Yazan: 20 Ağustos 2023 in Genel Kültür

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

AFİYET SIDDIKİ

19.08.2023- BİLKE

“Adı Âfiyet Sıddiki, otuz yaşlarında, Pakistanlı bir nöroloji uzmanı, Harvard’dan fahri diploma almış tek doktor, çeşitli üniversitelerden 144 fahri diploması var, sinir sistemi alanında birçok üniversitede çalışarak diploma almış. Tıbbı ve nörolojiyi ABD’nin en önemli üniversitelerinden biri olan Massachusetts Teknoloji Üniversitesi (MIT)’nde tamamladı, annesi, kardeşleri ve kocası da tıpçı.”

KRİTİK ÇALIŞMASI CIA’E SIZDIRILDI

“Kritik çalışmasını Amerikalılara duyuran kocasından ayrıldığı için üç çocuğu da yanında kaldı.”

O ÇALIŞMA NEYDİ?

“İnsanları biyolojik silahların tahribatından koruyacak bir orijinal program üzerinde çalışıyordu, bu programın başarılı sonuçlanması ABD’nin milyarlarca dolar sarf ettiği bu silahları etkisiz hale getirecekti.”

CIA ALMAK İSTEDİ

“ABD istihbâratı kendisine “programı sonlandırması ve geldiği noktaya kadar olanı büyük bir meblağ karşılığında satın almayı” teklif etti, o, “henüz bitirmedim” diyerek teklifi reddetti.”

PAKİSTAN’DAN KAÇIRILDI

“ABD istihbaratı, asılsız ve delilsiz olarak onu el-Kaide ilişkisi ile itham ederek üç çocuğu ile birlikte ve Pakistan’dan izin alarak kaçırdı, 2003 Mart’ından bugüne kadar zindanda.”

ERKEKLERİN KALDIĞI BİR HAPİSHANEYE KAPATILDI

“Onu, ABD-Afganistan’ın şöhreti en kötü olan Bagram Cezaevi’ne ve erkeklerin yanına hapsettiler. Koğuşu gardiyanlara ve diğer tutuklulara açık, gardiyanlar durmadan işkence yapıyorlar, mahkumların tecavüzleri sebebiyle onun çığlıkları gece boyunca kulakları tırmalıyordu.”

İŞKENCE YAPILDI

“Bir İngiliz gazetesinin (Yvonne Ridley) açıklamasına göre ona yapılan işkencelere değil bir kadın en güçlü erkeklerin bile dayanması mümkün değildi. New York’ta ilk mahkemeye çıktığında durumu içler acısı idi, yakalandığı sırada göğsünden yaralanmış doğru dürüst tedavi edilmemişti, böbreklerinden biri ve bağırsaklarından bir kısmı alınmıştı, ayakta duramıyordu, otururken de birilerine dayanıyordu, çok zayıf düşmüştü, vücudunda kanamalar görülüyordu. Yapılan işkencelerin birini şöyle naklediyorlar: Kur’an-ı Kerim parçalanmış, sayfaları yere serilmiş ve kanları akarken üzerinden yürümesi istenmişti, maksat diğer mahkumlara, onun kanı ile kirlenmiş Kutsal Kitab’ı göstermekti. Yakaladıklarında zerk ettikleri bir ilaç ve sonraki işkenceler yüzünden psikolojisi altüst olan, kaybolan çocuklarının acısıyla hayal görmeye başlayan, ruh ve bedeni acil müdahale ve tedaviye muhtaç olduğu halde buna izin verilmeyen mazlum Afiyet’in son durumu hakkında bilgiye ulaşamadım. Yapılanların dünya kamuoyuna ve bilgisine ulaştırılması her bilenin birinci vazifesi olmalıdır…

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Ağustos 2023 in Haberler

 

Etiketler: , , , , , , ,

ADALET ÖLDÜ

19.08.2023- BİLKE

Çok eski yıllarda İngiltere’de bir gelenek varmış.

Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş.

Bir asil öldüğünde iki kez, Kralın bir yakını öldüğünde üç kez, Kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış.

Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş…

Ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış.

Ahali merak içinde kalıp papaza koşmuş:

“ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri mi var ki o ölünce çan beş kez çalınsın…”

Papaz yanıt vermiş:

“kraldan daha önemli bir şey var;. adalet öldü..🙏🙏💖💖Alıntı

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Ağustos 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , ,

ÖĞRETMENLİK BÖYLE YAPILIR

18.08.2023- Sezai AKIL

Ben Samsun’da bir lisede coğrafya öğretmenliği yapıyorum. Yaklaşık 7 yıldır buradayım. Ve her yıl 10. Sınıflarda bitki coğrafyası konusunu işlerken öğrencilerime bir meyve ağacı fidanı dikme ödevi veriyorum. Öğrenci fidanını dikerken çektiği videoyu gösteriyor ve notunu alıyor.

İnternette hazırlanan birçok ödeve göre daha yararlı bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Ve bu uygulamayı sürdürmeye devam edeceğim inşallah. Şimdiye kadar yaklaşık 80 fidan kendim diktim, 400 civarinda öğrencilerimin dikmesine vesile oldum.

)

Bu tür uygulamalar birçok farklı branşlarda uygulanabilir ve Türkiye geneline yayılabilirse çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkarır diye düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımı. sunuyorum🙏🙏💖💖.

Sezai AKIL

Kaynak: Sosyal Bilgiler Bilgi ve Görsel Arşivi

GÜLÜMSE BLOG ‘TAN ALINTI

BİLKE YORUM: Yaratıcı ve çalışkan insanlara ihtiyacımız var. Durum, konum, koşul ne olursa olsun, ne kadar engelle karşılaşırsak karşılaşalım yılmamalıyız. Durağan değil, hareket halinde olan, kendini tekrar etmeyen, çıkarcılara karşı gardını alan insanlar olmalıyız. Karşı durmak pasif söylem, pasif eleştiri de kalmamalı. Çalışmak ve üretmek örneklerini artıralım. Bu öğretmenimiz gibi, bireye ve topluma kazandıracak çok şey var. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Ağustos 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

1487 DURAĞAN KÖYLERİ

15.08.2023- Ayşe TOSUNOĞLU -Doktora Tezi

Sinop ilçe ve köylerine yerleşim konusunda tapu tahrir kayıtları, tahrir defterleri, mufassal defterlerinin çevirisi yapıldıkça sanılardan çok verilere dayalı yorum yapma fırsatı doğuyor. Son zamanlarda Sinop Çepni yerleşimi diye bir inanış üzerinde duruluyor. Böyle toptancı bir yaklaşım doğru olamaz. Çünkü 1487 yılı ve sonrası açıklanan veriler, Sinop’ta bir kaç Çepni köyü olduğunu açıklar.

Eskiden kaydedilen Çepni Köyleri:

Çepni             köy       Sinop      Gerze

 Çepni             köy       Sinop       Ayancık

(KAYNAK:İçişleri Bakanlığının, Cumhuriyet döneminde yayınladığı KÖYLERİMİZ adlı eserde, Türkiye’deki tüm köy isimleri çıkarılmıştır. Bu kitapta, 16. yüzyıl listesinde olan Türkmen ve Yürük köylerinin hepsi vardır.)

 

Etiketler: , , , , , ,

KÖR OLASI ÇÖPÇÜLER ŞARKISININ ACIKLI HİKAYESİ

12.08.2023- BİLKE

Esengül, Nükhet Duru, Ali Toprak; Birlikte çıktıkları yol nasıl değişti? Ve Orhan Gencebay, ve Erkin Koray… 1970’li yıllarda izlediği Türk filmlerinin büyüsüne kapılır ve karar verir vermez Urfa’dan İstanbul’a gelir. Bu türkücü genç Haydarpaşa tren garına indiğinde elinde sadece bağlaması ve bavulu vardır. Ne cepte para ne kalacak bir yer… Parklarda yatıp kalkmaya başlar.

Bir gün Urfalı bir hemşerisi ile tanışır ve bir süre onda kalır. Bir gün yanında kaldığı hemşerisinin dükkânının yanındaki evde oturan bir kız görür. Bu kızı izlemeye başlar. Bakışmalar, karşılaşmalar derken Ali kıza aşık olur. Ali utandığı için kıza söyleyemiyor ve son çare kıza mektup yazıp ansızın bir gün kıza veriyor mektubu. Kız bir çocuğa bir mektuba bakıyor ve “sen kimsin ki? Sokak çocuğu gibisin” diyerek mektubu alır almaz orada yırtıp yere atıyor ve dönüp arkasını gidiyor. Ali şaşkın vaziyette orada öylece kalıyor. Oradan geçen ve sokağı temizleyen çöpçülerde mektup parçalarını süpürüp sokağı temizliyorlar. Ali günlerce aşk acısı çekiyor ve bir gün herkesin Erkin Koray’dan duymaya dilemeye alıştı ve sevdiği “Kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşler” şarkısını yazıyor. Ali Unkapanı’nın yolunu tutuyor. Fakat kimseye şarkıyı dinletemiyor. Bir gün yine Urfalı bir yapımcı, Ali’nin elinden tutuyor ve şansı açılıyor. Ali’yi, Orhan Gencebay ile tanıştırıyor. Orhan Gencebay şarkıyı çok beğeniyor ve Ali’ye bir jest yaparak albüm kaydındaki elektro bağlamayı bizzat kendisi çalarak destek veriyor. Ali ve şarkısı o günden sonra büyük ses getiriyor. Ali o sevdiği kızın kendisine ettiği hakareti unutmayıp adını “Sokak çocuğu Ali” olarak lanse ediyor. Sonraki albümlerinde Ali’ye vokalistlik yapmak isteyen birçok genç kız birbiriyle yarışıyor. Bu kızlardan ikisi sonradan meşhur olan iki güçlü ses Nükhet Duru ve Esengül. Ali Toprak ve vokalistleri Nükhet Duru ve Esengül gittikleri her yerde büyük bir hayran kitlesi sayesinde 4 yıl boyunca beraber çalıştılar. Şimdilerde mütevazı bir hayat süren ve ilahi kasetleri çıkaran Ali Toprak Şanlıurfa’da yaşıyor. Kanada’da hastaneye kaldırılan ve hayatını kaybeden usta sanatçı Erkin Koray’ın şarkısı “Çöpçüler”in yazarı Ali Toprak sanatçı ile olan anısını anlattı. Erkin Koray ile adeta özdeşleşen şarkıyı 52 yıl önce yazdığını söyleyen Toprak, kendisinin de aynı şarkıyı seslendirdiğini belirtti. Toprak ” Allah rahmet eylesin. Çok iyi bir sanatçıydı. Çöpçüler şarkısını gerçekten çok iyi seslendirdi ve adeta ona yapıştı. Çöpçüler artık yetim kaldı” dedi. Kendisi de o dönemde şarkıcılık yapan ve ” Sokak Çocuğu Ali ” ismiyle müzik dünyasına adım atan Toprak ” Çöpçüler şarkısını seslendirdi. NOT: Takipçilerimizden Ziya Yalçın bey “Çöpçüler” şarkısının 300 bestesi olan abisi Şentürk Yalçın’a ait olduğunu daha önce beyan etmiş. Şentürk Yalçın Adana 6. Kolordu Bando bölüğünde asker arkadaşı olan Ali Toprak’a bu şarkıyı hediye etmiş, o da plak yapıp kendi ismiyle lanse ettirmiş… ALİNTI

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ağustos 2023 in Uncategorized

 

“Yeş mamod, yeş kavod” “PARAN VARSA, İTİBARIN DA VARDIR.”

08.08.2023- Ercan CEYLAN

BİR YAHUDİ HİKAYESİ

Bugün bir hikaye paylaşımı yaptım, adına insanlık dediğimiz olgunun çivisi çıkmış diye, şimdi bu hikaye tamda onu doğrular bir hikaye okumanızı öneririm…

PARAN VARSA, İTİBARIN DA VARDIR

Gençliğimde Şişhane’de, “Sarı Madam” adında bir kahve vardı. İnsanlar oraya gelir, oyun oynardı. Aileler de gelir çay içer, simit yer, sohbet ederdi. Çok güzel bir Haliç manzarası vardı. Şişhane’den Hasköy’e dönen köşedeydi. Eskiden kahvenin anlamı, sadece oyun oynanan yer olmaktan çok uzaktı, tam anlamıyla sosyal bir ortamdı. Kaçamak sigara içmek için de çoğu zaman oraya giderdik..

Bir gün oranın müdavimlerinden Şapat diye bir bey geldi. Biz de yandaki masada arkadaşlarla oturmuş, çay içiyorduk. Adamın orta halli bir görüntüsü vardı ama sıkıntılı olduğu her halinden belliydi. Arkadaşları da bu durumu fark etmiş olacak ki, içlerinden biri, “Hayrola Şapat, bir derdin mi var?” dedi.

“Sormayın…”. İlk bulduğu boş sandalyeye çökercesine oturdu.

“Anlat be Şapat.” Adam anlatmaya başladı. Yanımızdaki masada oturduğu için anlattıklarını bir bir duyuyorduk.

“Benim dört tane dairem vardı. Bankada param vardı. Karımdan kalan ufak tefek birkaç mücevher de vardı. İki kızımı ve damatlarımı çağırdım ve ‘Bunları size taksim edeyim, sonra birinizin evinde kalırım, yalnız yaşamak istemiyorum,’ dedim. Yaptım da. Her şeyimi onlara verdim. İki kızımda birer yıl kalacaktım, böyle konuşmuştuk. Baştan her şey yolunda gitti. Sonra bu anlaşma aylara, haftalara, şimdi de günlere indi. İkisi de kendi düzenleri bozulduğu için beni evinde istemiyor. Anlayacağınız, beni kapının önüne koyacaklar.”

İshak Efendi diye bir adam, “Bu mudur senin bütün derdin?” dedi ; “Sen merak etme, yarın sabah burada buluşalım, senin derdini çözeceğim.”

Biz olanları sonradan kahvenin sahibine sorarak öğrendik. Zavallı amcanın sonunu çok merak etmiştik. Bu iki amca, ertesi gün buluşmuş, İshak Efendi cebinden bir anahtar çıkarmış ve Şapat’a vermiş. Bu bir banka kasası anahtarıymış ve üstünde “OB” harfleriyle bir de numara varmış. “OB”, Osmanlı Bankası’nın kısaltmasıydı. Bankanın itibarı da çok büyüktü.

“Bak, bu anahtarı hangi kızının evinde daha çok kalmak istiyorsan o evde kaybetmiş gibi yapacaksın. Dikkat et de nereye attığını unutma. Sonra ‘anahtarım kayboldu’ diye ortalığı ayağa kaldıracak, sonra da bulacaksın. Kızın sana ‘Bu ne anahtarı?’ diye sorduğunda, ‘Ne anahtarı olacak, kasa anahtarı. Sen bütün varlığımı size verdiğimi mi zannediyorsun? Paralarım, tahvillerim, banka kasasında duruyor. Kimin evinde ölürsem, anahtar ve kalan servetim onun olacak. Kafamdaki plan bu’ diyeceksin.”

Şapat Bey, İshak Efendi’nin bütün dediklerini yapmış ve sonradan takip ettiğimize göre de küçük kızının evinde krallar gibi yaşayıp ölmüş. Öldükten sonra kızı ve damadı anahtarı alıp bankaya gitmiş. Banka da onlara, “Ne böyle bir kasa numaramız var, ne de böyle bir anahtarımız,” demiş.

Şapat Bey bir de yazı bırakmış ardından : “Sizi ancak böyle adam edebilirdim!”

İbranice bir söz : “Yeş mamod, yeş kavod” ; Yani : “PARAN VARSA, İTİBARIN DA VARDIR.”

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Ağustos 2023 in Uncategorized

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

EĞİTİM BURSLARIMIZA YENİ KONTENJAN

06.08.2023-A. Yaşar SARIKAYA

Eğitim Projemizden karelerMEZUN ÖĞRENCİLER LE

Derneğimizin kuruluş günlerinde yaşadığım duygu yoğunluğu, toplumun ihtiyaçlarına cevap bulmak heyecanı, bizi bu günlere getirdi. BİLKE adı bile, şiir gibi ilhamla gelmişti. Sinop ve çevresinde yaşanan problemleri çözmeyi hedefleyerek kurmuştuk derneği.

4K KÖY KENT KÜLTÜR KÖPRÜSÜ PROJESİ KÖY ATÖLYESİ

Araştırmalarla geçen zamanlarım, öğretmenlik yıllarım toplumun CIZ noktalarını önüme serivermişti. Yurdumun, boyutları dağları aşan problemlerinin bir ucundan da biz tutmalıydık.

80-90’lar sonrası, AB uyum yasalarına göre köylerin boşalmasıyla, bu sorunlar kapanmayacak yaralar açtı. Kente göçen, iki kuruş ekmek parası için toprağını bıraktı. Kadınlar kızlar tarlada çalışmak yerine evde oturmayı tercih etti. AVM’ler, ZİNCİR MARKETLER oh ne güzeldi. Güneş altında çalışmak yok, para az olsa da tarlada, ahırda terlemeden yaşamanın keyfini çıkarıyorlardı.

Ne yapsalardı, toprak gübre istiyor, traktör, döver- biçer istiyor, para yetmiyordu. Ormanlar kesildiği için domuzlar köylere, tarlalara saldırıyor, ekilen tarlaları talan ediyordu. Tarlalara, çelik tel örgüler yapsan para, araç alsan para, mazot alsan para, gübre alsan para. Ne olacak bu işin sonu dediler ve göçtüler köylerden.

Büyük şehirlerde nüfus patlaması yaşandı, eğitim seviyesi düştü. Özel okullar rağbet görmeye başladı. Çocukların kaliteli eğitim alması zorlaştı. Bir de köyden göçemeyenler vardı. Çocukları YBO’na gidenler, taşımalı eğitim görenler.

ÖĞRENCİLERİMİZE BİLGİSAYAR DAĞITIMI

BİLKE, okuma isteği olan çalışmaktan yılmayan başarılı çocuklara ulaştı. Her hikaye birbirinden etkileyici idi ve bizi kamçıladı. Onlar da eşit koşullarda eğitim almayı hak ediyor. Çobanlık yaparken üniversite sınavlarına hazırlanan ve derece yapan gençler yalnız bırakılmamalı dedik ve onlara ulaştık. Eğitim seviyesi Türkiye genelinde düştü. Yine de çocuklarımız, gençlerimiz için meslek sahibi olma yolunda elimizden geleni yapacağız.

Olumsuzluklara karşı alternatif yaratmak konusunda destekçilerimiz artıyor. Şeffaf dernek anlayışımızla, işletme defterimiz, dekontlarımız, belgelerimiz açıktır. Yüreğimizde yurt ve insan sevgisi ile yürümeye devam ediyoruz. Burs öğrencilerimiz için koşullara, BURS BAŞVURULARI kategorimiz ve sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Gönlü zengin olanların desteklediği bir dernek olarak, bir kuruşumuzu hibe etmeden, hesabını vererek yolumuza devam ediyoruz.

NOT: 2019 yılında toprağa verdiğimiz canım babam, Sinop’un dağ köyü TİLKİLİK’ten 13 yaşında okumak için 1944 yılında SİNOP’A kaçmış. Valiye gidip okumak istiyorum demek için. Cafer SARIKAYA ANILAR kategorimizde el yazısı ile yazdığı yaşamını okuyabilirsiniz. 4 çocuğunu okutan, üniversite mezunu ve meslek sahibi yapan babama minnettarız. O nesil Türkiye Cumhuriyeti için çok duyarlıydı, Projeyi, Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ile suladığı bu coğrafyada kurduğu Cumhuriyete duyarlı nesle adıyoruz. A. Yaşar SARIKAYA

 
Yorum yapın

Yazan: 06 Ağustos 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

4 AĞUSTOS DOĞUM VE ÖLÜM

03.08.2023- Şafak Gündüz SARIKAYA

ERİK DALI

Bir Kızılderili atasözü der ki :

“Bitkilerin canlı olduğunu düşünürüz. Onların suyu, kanlarıdır. Doğar ve büyürler. Aynı gerçek, ağaçlar için de geçerlidir. Her şey ölür. Her şey öldüğüne göre, her şey canlıdır. Her şey canlı olduğu için, her şeye hediyeler vermek, gönüllerini hoş tutmak gerekir.”

Ilık bir rüzgarda dalları nazlı nazlı sallanan bir erik ağacı düşünün. Baharda çiçek açıyor, dalları pencereye kadar uzanıyor, komşunun bahçesinde bu ağaç ve odanıza uzanan dalları var. “Bu erikleri yersem komşuya ayıp olur mu?”, diyorsunuz. Daha sonra o bahçe satılıyor ve o sizin bahçeniz oluyor. Bir gün o canım ağaç kesiliyor, anılar da gidiyor onunla birlikte.

Aslında o bahçe her köşesinde anı biriktirmiş. Rahmetli babam da özellikle bu bahçede çalışmayı çok severdi. Zamanının çoğunu geçirirdi, yoruluncaya kadar çalışırdı. Biz de bu kadar kendisini yormasın diye ona yardım ederdik. Kimi zaman da erik dalının içeri uzandığı odada onu, bağdaş kurmuş eski makaralı teyplerle kayıt yaparken bulabilirdiniz.

Babam o zamanlar uzun yıllar çalıştığı Amerikan Üssü’nden emekli olmuştu. Elektronik aletlere çok meraklıydı. Makaralı teyplerin küçük büyük her çeşidini almıştı. Şimdiki neslin bilmediği eski makaralara o kadar çok kayıt yapardı ki. Her bir makarayı da özenle, ilgiyle, dikkatle fihristlendirirdi. Kaydı yaptığı odadan, yine sevgi dolu erik ağacının pencereye değdiğini, -sanki ben buradayım der gibi- tıkırtısını duyardınız.

Bu makaralarda neler var, neler yoktu ki? Tüm ailemin hayatlarının farklı dönemlerinde söylediği şarkılar, kimi zaman radyodan ve zaman ilerledikçe televizyon kayıtları, ne ararsanız. Benim doğduğum günün anısına ağlama sesim bile vardı. Elbette o zamanlar Google, Youtube ve sosyal medyanın olmadığı zamanlardı. Kayıtları ailecek dinlediğimizde çoğu zaman gülerdik, Sarıkayaların çaldığı bağlama, gitar, elektro bağlama gibi enstrümanlar ile çoğunlukla anneme eşlik edilirdi. Babam bu işten büyük bir keyif alırdı, elbette ki bizler de. O eski seslerde enerji öyle müthişti ki. Dijital olmayan, saf temiz sesler daha mı etkiliydi bilemiyorum.

Nayniya Türküsü’nü ben ilk defa bu makaralardan dinlemiştim. Ben doğmadan yapılan bir kayıttı bu. Annem ve kardeşlerim seslendirmiş, babam da kaydetmişti. Keşke o kaydı bulup sizlere de dinletebilseydim. Ama enerjisini çok beğendiğim için tekrar bunu nasıl yaparız diye düşünmüş ve rap sound’u ile yeğenlerimin altyapısı ile ve becerisi ile biz de yeni teknoloji ile kaydettik.

Babamın o özenle fihristlediği makaralar, zamanla teybin bozulması sonucu koliler içinde çatıya kaldırılmıştı. Tüm kayıtlar ve hatıralar, hep belleğimizde kalacaktı.

Bu keyifle birlikte paylaşılan neşe, eğlence, kahkaha artık yalnızlığımızda içimize doluyor ve bizi o günlere sürüklüyor. Bu da hayatın bir paradoksu ya da insanların hayata bakışıyla ilgili olabilir mi? Tam tersine, İlber Ortaylı da “Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir”, demiş.

Neyse o konu bir yana, rahmetli babam gel arkada (bahçede) 5 dakikalık kısa bir işimiz var derdi, anlayın ki, o işi 2 saatle ter içinde bitireceksiniz ve o zaman içten içe kızardım biraz. Tahtalar, tuğlalar taşınır; üzüm asması onarılır, bahçe sulanır, babamın işi her zaman çoktu. Zamanla bu yorgunluktan keyif alır oldum. Fazla soru sormadan, fazla mantık yürütmeden yardım ederdim, hatta hepimiz ederdik. Hep beraber yapılan iş ona da huzur verirdi, Bu durum bana Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık Romanında yaşanılanları hatırlatıyor. Babamın kayıt yapma hobisi genetik olarak sanki torununa geçmiş gibi.

Zamanla hiçbir şey yok olmuyor aslında, sadece değişiyordu. Dalı gevrek olan erik ağacı kesilmiş ama bahçede köklerinden 2 ağaç ve hatta daha fazlası bitmişti. Erik ağacı yok olmuyordu. İnsanlara inat tüm ağaçlar da yok olmayacaktı.

Babam artık gitmişti, enerjisi, heyecanı, varlığı yoktu, ama her köşede bıraktığı izler kaybolmamıştı. Yok olan sadece bedendi. Kayıtlar da, nemlenen makaralarda kayboldu ama hafızamızdan silinmedi.

Evet, bugün 4 Ağustos, babamın aramızdan ayrılışının 4.yılı ve yine ne tuhafdır ki; 4 Ağustos aynı zamanda ikiz torunlarının da doğum günü.

Kızılderililere göre, “Doğa akarsu gibidir.” Çünkü akarsu her zaman değişir doğa da, akarsu gibi kendini yeniler, bakmışsınız hayat ta yenilemiş kendini.

Bir yerde acı varken, o acı yerini bir umuda ve yenilenmeye bırakmış, o akış içinde kendine yer edinmiş.

Heyecanınız ve enerjiniz hiç dinmesin, umutlar asla yok olmasın!

Babam ve erik ağacını 4 Ağustos’ta anmak istedim. Yakınlarını kaybeden herkese bu vesile rahmet diliyorum,

Kızılderilinin dediği gibi; “Her şey öldüğüne göre, her şey canlıdır.”

ŞGS

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Ağustos 2023 in ŞAFAK SARIKAYA ANILAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

İZMİR ULUSAL ZEYTİN GEN BANKASINDA SİNOP ZEYTİNLERİ

02.08.2023-BİLKE

2019 yılında başlayan Sinop Zeytini Projesi 2. aşamasıyla devam ediyor. Bilke, projeyi Sinop Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ve Akademisyenler ile birlikte yürüttü. Asırlık Sinop zeytinleri araştırıldı, bilir kişilerle buluşuldu. Eski zeytinlerden alınan çelikler köklendirilmeye bırakıldı. Çelikler serada köklenmeye başladı. Belediyenin belirlediği alanlara dikildi.

Önceden, Sinop zeytinlerinin İzmir Zeytin Araştırma Enstitüsü Tür Belirleme Birimi tarafından 6 cins olarak tescil edildiği öğrenildi. Sinop Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Serdal KÜÇÜKDEMİR, İzmir Bornova’dan, müdürlüğün yetiştirdiği Sinop’a özel fidanları aldı. Şu anda belediyenin tahsis edeceği alana dikilmeyi bekliyor.

İzmir Zeytin Araştırma Enstitüsü tarafından yetiştirilen Sinop Zeytinleri Sinop Belediye serasında

Sinop Belediyesi Serası- İzmir’den gelen özel Sinop Zeytini fidanları dikilmeyi bekliyor

Şimdi projenin 2. aşamasındayız. Dernek başkanımız, İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Metin ALTINDAĞ ile derneğimizin Sinop Zeytin fidanı talebi hakkında görüştü.

Metin ALTINDAĞ, Dernek Başkanımız Yaşar SARIKAYA’ya şu bilgileri verdi.

“Gen Bankamızda, Türkiye genelinde, binlerce zeytin türümüz var. Köklendirme ve fidan yetiştirme işlemlerini titizlikle yürütüyoruz. Steril ortamlarda, özel teknikler ve ilaçlar kullanarak gözlemliyor ve takip ediyoruz. Sinop Belediyesi ürettiğimiz 4 yaşındaki Sinop Zeytin fidanlarının elimizde olan hepsini satın aldı. Onların mutlaka ivedilikle toprakla buluşturulması gerek.

Başkanım, sizin derneğinizin Sinop Zeytini fidan talebiniz üzerine Sonbaharda Sinop için köklendirme işlemini projelerimiz arasına alacağız. Aldığımız çelikleri köklendirmek hiç kolay değil. Çünkü anaç ağaçlar çok yaşlı. Farklı aşamalardan geçiriyoruz, Sinop’ta üretilen çeliklerden verim alınmaması normal. Biz özel seralarda ve özel yöntemlerle bu işi yapıyoruz.

Eğer Sinoplu ilgi duyarsa, ZEYTİN GEN BANKAMIZDA bulunan Sinop zeytinlerini sürekli üretmeyi programımıza alırız. ” dedi.

Yaşar SARIKAYA, ” Metin Bey, bu bilginizi Sinoplularla paylaşmak istiyoruz. Sinoplular zeytin fidesi hakkında derneğimizle iletişime geçiyor ve fidan istiyorlardı. Projenin sürdürülebilir olması için halkın desteğini alacağımızı biliyorum. Sonbaharda sizi tekrar arar ve hatırlatırım. Sinop Zeytini yaşasın, fideler büyüsün yeter ki, alıcısı hazır bu konuda emin olabilirsiniz ” dedi.

 
Yorum yapın

Yazan: 02 Ağustos 2023 in sinop zeytini

 

Etiketler: , , , , , , , , ,