RSS

Kategori arşivi: Eğitim

ZENGİN TÜR DİLİ

18.01.2021-BİLKE

İnsanın öz güven sahibi olması ve kendini ifade etmesi çok önemli bir özelliktir. Negatif ağırlıklı öz güven patlamaları da var.  Sosyal medya ortamında bu öz güvene sıkça rastlar olduk. Konuşma ve yazma dili ilginç boyutlara ulaştı. Türkçe hor ve yanlış kullanılıyor.

Artık emek edip çalışarak kazanma, yerini kolay kazanmaya bıraktı. Eğitime yıllar verip meslek sahibi olma, yerini kolay yoldan makam sahibi olmaya bıraktı.  Donanımsız öz güven, toplumu çatışma ve kavga ortamına sürükledi. Dilimiz de katledildi.

Bugün, bilinçle kazanılan öz güven ile birilerine dayanarak kazanılan öz güven konusuna dikkat çekmek istiyoruz. Biliyorsunuz bu örneklerle her gün karşılaşıyoruz. Kolay para kazanmanın tüm yollarını deneyenler ve başaranlarla dolu çevremiz. Okumak, çalışmak, bir sanat edinmek ise emek ister.

Türkçe, zengin bir dil yapısına sahiptir. Köylerde 80- 90 yaş civarındaki halkın kullandığı dildeki kelime yapısı, Türkçe uyumunu yansıtır. Oysa bu gün sosyal medya fenomenleri(!) arttıkça arttı. Çağın trendleri (!) dört bir yanımızı kuşattı. Sert sessizler yanlış kullanılıyor, sesli harfler de. Bir harf ile örneklersek ”e” “i” gibi seslendiriliyor. Bilene sormak, öğrenmek çabası da hiç yok. Çünkü hemen popüler olma, dizilerdeki renkli yaşamları taklit etme, bozuk Türkçe ile konuşarak dikkat çekme yaygınlaştı. Hatta TV ekranlarında bozuk Türkçe kullananlar özellikle tercih ediliyor.

Atatürk’ün, Türk dili üzerine yaptığı çalışmaları okumalıyız. Türkçe’nin, dünya dilleri arasındaki kök hece zenginliğini bilmeliyiz. Dilimizi katletmeyelim.

Bu nedenle eğitim sistemi, eğitim kayıpları üzerinde duruyor ve sürekli eğitim konusuna dikkat çekiyoruz. Tabi yine gelir dağılımı karşımıza çıkıyor. Bilinçli ve koşulları iyi olan aileler, çocuklarını takip ediyorlar. Oysa ev ve merdiven temizliğinden, amelelik, hamallık, çocuk bakımından para kazananların durumu yıllardır hiç değişmedi. Sigortalı değiller, sosyal güvenceleri yok, evde bekleyen çocuklar var. Son yıllarda İŞKUR ile anlaşmalı geçici işçi olarak çalışsalar da çözüm süreklilik kazanmadı.

Mağdur, kısa yoldan çözüm bekliyor. Zor koşullar nedeniyle tahsil imkanı olmamış, meslek edinememiş, sanat sahibi de olmamış kişiler normal ihtiyaçlarını karşılamak için acil çözüme ihtiyaç duyuyor. Bu toplumsal yara, iktidarların iktidar adaylarının önceliği olmalı. Değerli dilimizi ve tüm değerlerimizi korumalıyız.

BİLKE- BİLKE- BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Ocak 2021 in Eğitim

 

Etiketler: , , ,

KIYIDA KÖŞEDE UNUTULAN İNSANLAR

05.01.2021-BİLKE

Kaybolan kültürleri araştırırken, köylerimizde ders niteliğinde insan manzaraları gördük. Gördüklerimiz, bizi kıyıda köşede herkesin unuttuğu insanlarla tanıştırdı. Yokluk içinde olan ve yok demeyen, kimseye el açmayan, eğilmeyen onurlu insanlar ile yolumuz kesişti.

Siyasi ve dini terör yapılarından korkuyorlar, o nedenle yardım için hiç bir yere başvurmuyorlardı. Kız çocuklarının okutulması için kurucu başkanımızın önderliğinde EĞİTİM PROJESİ yolculuğumuz başladı.

başarılı gençlerimize gelen LENOVA BİLGİSAYAR paketleri açılırken

İlk olarak, eğitim öğretim yılı başlamadan önce Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ile görüştük. Oradan mezun olup Sinop merkezde Anadolu Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi ve Fen Lisesi kazanan ihtiyacı olan öğrencilerin listesini istedik. Eğitim Projesi serüvenimiz böyle başladı.

Bu projeden faydalanan ve şimdi Türkçe Öğretmeni olarak görev yapan arkadaşımız, öğrencilik yılarını kendi kalemiyle yazıya döktü. Dernek olarak, toplumdaki adaletsiz dağılım mağdurlarının yanında olmaya devam edeceğiz. Yanımızda olan herkese teşekkür ederiz. Öğretmenimizin gözünde öğrencilik:

Sobasının üzerinde her daim ıhlamur çayı kaynayan bir öğretmenin, tüm imkansızlıklara rağmen güzelleştirmeye, yuva yapmaya çalıştığı, on iki öğrencili bir birleştirilmiş sınıfta başladı ilkokul hayatım.   O zamanlar en büyük zorluğun birleştirilmiş sınıfta okumak, çok sevdiğim öğretmenimi başka sınıflarla paylaşmak olduğunu zannederdim.

Ama öyle değilmiş. En büyük zorluk insanın henüz kendi saçlarını bile tarayamayacak kadar küçükken ailesinden uzak kalmasıymış. Bunu henüz on iki yaşımda yatılı bir okula verildiğim gün tecrübe ettim.  Önceleri yatılı okulun bir çeşit cezalandırma yöntemi olduğunu düşünürdüm. Acaba nasıl bir suç işlemiştim de ailem bana böyle bir cezayı uygun görmüştü?  İlk haftalar hep yola bakmakla, ağlamakla, deftere anne- baba yazmakla geçti. Önce bitlenmeyelim diye saçlarımız kesildi. Hem de öyle bir kesildi ki kim erkek kim kız ayırt edebilmek için adını sormak gerekirdi. Nevresim değiştirme ve banyo günlerinden nefret ederdim. Çünkü ne nevresimin içine battaniye sokacak kadar gücüm vardı ne de banyo suyunu ayarlayabilecek aklım. Sonraları diğer çocuklar gibi ben de alıştım. Tabi bana kattıkları da çok fazlaydı yatılı bir okulda kalmanın. İnsan orada azla yetinmeyi, paylaşmayı da öğreniyor. Önce bir dilim ekmeği paylaşıyorsun, sonra bir odayı, bir masayı, sevgini, derdini, özlemini… Ve yavaş yavaş artıyor paylaştığın şeyler.

Lise hayatımın da ortaokul hayatımdan pek farklı geçtiği söylenemez. Sadece zaman, mekân ve kişiler değişti. Yine yatılı bir okul, sekiz kişilik bir yurt odası, sabah yedi akşam yedi etütleri, makarna ve mercimek çorbası…

Yurttaki hayatım bir önceki yıllarımın aynısıydı ancak okulda daha önce içine girmediğim ve alışık olmadığım yabancı bir ortam vardı. Yatılı olanlar ve olmayanlar arasında hemen hemen gözle görülür bir çizgi çizilmişti. Onlar arabalarla okula bırakılırlardı. Hatta birçoğunun kendi arabası bile vardı. Ancak yatılı olanlar bir servisin içine tıklım tıklım doldurulur adeta okulun kapısından içeri atılırlardı. Aslında üniformalarımıza bakmak bile yeterliydi kimin yatılı olup olmadığını anlamak için. Çünkü biz yatılı olanların üniforması solmuşken onlarınki pırıl pırıl parlardı. Belki bu yazıyı okurken kaldı mı 21. yüzyılda böyle bir ayrım diyeceksiniz. Evet bizzat yaşadım ayrım bizim en büyük kahrımızdı.

Sonra öğrenciler arasındaki bu ayrımı kaldırmaya gönül vermiş, hayatla olan zorlu mücadelemi desteklemek isteyen bir dernekle karşılaştım. Bilim Kültür Eğitim Derneği. Henüz lise ikinci sınıftaydım. Kendisini hep şükranla andığım okul müdür yardımcımız beni yanına çağırarak bu dernekle tanışmama vesile oldu.  Hani bazen insan kendini dünyanın en şanslı kişisiymiş gibi hisseder ya o çocuk yaşımda kendimi bana öyle şanslı, öyle değerli hissettirdi ki BİLKE.

Üniversite yıllarımda da benden desteğini esirgemedi BİLKE. O yıllarda da kurduğumuz aile ilişkisini sürdürmeyi başardık. Her geçen yıl daha da büyüyen, genişleyen ve etrafına umut veren bir aileydik.  Attığım her adımda onların desteği benimleydi. Bu yüzden lise ve ortaokul yıllarımda yaşadığım o ayrımı, dışlanmışlığı üniversite yıllarımda hiç yaşamadım. Çünkü bir telefon uzağımda olan “alo” dediğimde bana cevap verecek birçok gönüllü annem vardı.

Bu yıl BİLKE ile tanışıklığımızın sekizinci yılı. Sekiz yıl önce ürkek bir öğrenciyken ellerimi tutan ve benim en büyük şansım olan BİLKE, öğretmen olduğum bu yılda ve gelecekteki hayatımda bana bir rehber ve sıcak bir yuva olmaya devam edecek.”

2016-Seyhan ÖĞRETMEN

Öğretmenim duygularına ve kalemine teşekkürler. BİLKE-BİLKE-BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 05 Ocak 2021 in Eğitim

 

Etiketler: , ,

YAVRU KÖPEĞİN KESİK KUYRUĞU

04.01.2021- Yaşar SARIKAYA

Yavru köpeğin kuyruğunu kökünden kesen el, bu nasıl insanlıktır? Bu eylemi hangi kafa ile yaptın, bir de haz mı aldın? Sonra güzel güzel yaşadın mı aramızda, hiçbir şey olmamış gibi?

Canavar ruhlu bu tip insanlarla birlikte yaşamak ve aynı havayı teneffüs etmek bize ağır geliyor. Sonra, yaptıkları gayet normalmiş gibi yüzümüze bakıyor ve aramızda dolaşıyorlar.

Bu olayı yaşayan yavru köpek ile ilk babam tanıştı. 1982- 83 yıllarıydı. Rahmetli babam, şişe cam fabrikası arkasında, denize 100m uzaklıkta 6 dönüm arazi almıştı. Köyden çocuk yaşta kaçtığı için, hep köy ve toprak özlemi vardı. Emekli olunca her gün oraya gider, evin yemek, ekmek artıklarını bir kaba koyar hayvanlara götürürdü. Akşama kadar toprakla oyalanır, akşam eve dönerdi.

Bir akşam, orada bir yavru köpek gördüğünü anlattı. Köyün çocukları yavrunun kuyruğunu kökünden kesmişler dedi. Köpek yiyecekleri babamın elinden yemiyormuş. Uzakta bekliyor, babam yiyecekleri bırakınca değil bir metre, 30- 40 metre kadar uzağa gitmedikçe yemiyormuş.

Sonra alışmış babama, her geldiğinde onun yemek vereceğini bildiği için bekliyormuş, ama yine uzakta. İnsan varlığından o kadar korkmuş ki, insan gördüğünde asla yaklaşmıyormuş. İnsanlardan hayat dersi alanlar da mesafeli olur, yaklaşamazlar..

Babam yavruyu her anlattığında gözleri dolardı. Ben de dayanamaz ağlardım. Yavrunun kuyruğunu kökünden kesmek olayı, beni aylarca sarstı. Hala aklıma geldikçe içimin sızısı tazelenir. Yüreğime bir hançer saplanır, acısı bütün vücuduma yayılır. Yakınlarda benzer olay, yine haberlerde yer aldı. Bu nasıl bir iç kinidir, bu nasıl bir canavarlıktır, bu neyin dışa vuru mudur? Kendine her şeyi yapmayı hak gören bu tip insanlar, toplum içinde değer bulacak gruplar da bulurlar.  

TV’ de izlediğim bir haberi, mutlaka benim gibi izleyenler olmuştur. Yabancı bir ülkede, adamın biri her gün sokak hayvanlarını besliyormuş. Herkesin hayırsever iyi bir insan diye saygı duyduğu bu kişi, daha sonra çocuk istismarcısı çıkmış. Bu tip insan modelleri, içimizde gayet normal dolaşıyorlar. Hırsızı, arsızı, canavarı, hak yiyeni eh bir de parası ve arkası da varsa; o zaman her şey mubah.(!)

Hayvana, canlıya, doğaya zarar verme eyleminin insan denen varlığa HAZ vermesi, normal aklın kabul edeceği bir şey değil. Kendi gibi düşünmeyenlere, kin ve nefret duyguları beslemek ve bu olumsuzluktan beslenmek de çok acı. Daha da acısı, bu eylemden HAZ alma duygusunun toplumda gittikçe artmış olması. Kötülük eylemi, bir insana nasıl- neden- niçin HAZ verir? Siyasetin, bürokrasinin, sosyal medyanın, TV dizilerinin ve filmlerin dili de işin tuzu biberi.

Karısını öldürenler, sevgilisini hiç acımadan parça parça doğrayanlar, küçücük çocuklara işkence edip öldürenler ve bu yaptığından HAZ alanlar ….. Dünya, nereye doğru gidiyor? Önlemek için ne yapıyoruz? Yönetim sistemi, eğitim sistemi, hukuk sistemi, siyaset sistemi oturmak zorunda. Seçilenlerden beklentimiz çok. Bu sorunların öncelikli çözüme ihtiyacı var.

Eğitim ailede başlar. Psikolojik sorunların temeli herkesin bildiği gibi çocuklukta yatar. Uzmanlar, çocukluğunda dayak yiyen, horlanan çocukların suç oranının yüksek olduğunu söylüyorlar. Üretme, çalışma yerine sadece tartışmak, yenmek, haklı çıkmak, galip gelmek duyguları hakim olmaya başladı. Suç oranının azalması için, siyaset üstü modellerin çoğalmasına ihtiyaç var.

Toplumu ayrıştıran dil, ayrıştıran kıyafet, ayrıştıran sloganlar ile kin ve nefret duyguları artıyor. Ucuz tartışmalar arttı, herkes her şey hakkında uzman gibi davranmaya başladı. Halk, acil sorunlara çözüm istiyor ve bekliyor. Sorunların çözümüne seçim yatırımı gözüyle bakılıp ihmal edilmemeli. İnsanın beden ve ruh sağlığı öncelikli olarak yerini almak zorunda.

Toplumda, ortak bir İNSANLIK dili olmasını umut ediyoruz kendimizce.

bu yavruları babam bodrumda bulmuştu büyütüp sahiplendirmiştik
 
Yorum yapın

Yazan: 04 Ocak 2021 in Eğitim

 

Etiketler: , , ,

AÇ TAVUK VE BUĞDAY ÇECİ

02.01.2021-BİLKE

Anadolu kültüründe yaygın olarak kullanılan “AÇ TAVUK KENDİNİ BUĞDAY AMBARINDA SANIR” atasözü, Sinop’un bazı köylerinde “AÇ TAVUK KENDİNİ BUĞDAY ÇECİNDE GÖRÜR” biçiminde kullanılır. Sinop- Gerze-Dikmen yöresi köylerine gider ve yaşı 80 üstü olanlarla konuşursanız, bu atasözünü mutlaka duyarsınız.

Çec kelimesi sözlükte, “henüz samanla karışık, kalburdan geçirilmemiş tahıl yığını” olarak geçer. Bu atasözü, etkisini kaybetmeden günümüze kadar ulaşabilen atasözleri arasında en çok kullanılanıdır. Derin anlam içerir ve bazı durumları özetlemek için oldukça etkili bir cevap olarak kullanılır.

Corona günlerinde, koruma tedbirleriyle hepimiz sıkıldık. Evlerde kapalı kaldık, eski günlere özlem duyuyoruz. Eski günlerin açlığı ile gelecek için hayal kurmaktan da geri kalmıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü kararlarını takip ediyor, aşıyı bekleyip duyuyoruz. Aşı karşıtı olanlar olsa da, salgının kesinlikle aşısız önlenemediği geçmişteki tecrübelerle sabittir. Devletlerin sağlık politikaları, insan hayatını ve geleceğini en iyi şekilde düşünür umudu ile, insanlar bu dönemde güzel günlerin hayalini kuruyor.

Gelelim atasözümüze ve halkın bu söze yüklediği anlamlara:

-Varlık sahibi olmayan kişiler sürekli bir hayal aleminde dolanırlar. Yoksulluk çeken kimseler sürekli olarak ihtiyaç duydukları şeyleri elde etme hayali kurar. Olmayacak düşlerin hayalini kurarlar.

-Yoksulluk çeken insanlar ihtiyaç duydukları şeylere karşı duydukları hasrete bağlı olarak olmayacak hayaller kurarlar. Onları elde ettiği anların hayalini yaşar.

2021 yılı, sağlıklı bir yıl olur umuduyla…

BİLKE-BİLKE-BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 02 Ocak 2021 in Eğitim

 

Etiketler: , ,

ÖZEL ALT SINIFTA STAJ

04.12.2020-Yaşar SARIKAYA

1973-74 Eğitim Öğretim yılı, son sınıflar merkez ve köy okullarında staj yapıyoruz. Teftiş Kurulu Başkanı Müfettiş Sayın Mustafa CANİPEK de Eğitim ve Öğretim Uygulamaları dersimize giriyordu. Öyle güzel ders işlerdik ki. Ondan dinlediğim ve hiç unutmadığım bir olay ile yazıma başlamak istiyorum.

Mustafa Bey, bize köy öğretmenlerinden örnekler verirdi. Çocuklar şu öğretmen gibi olun, asla bu örnekteki gibi olmayın diye öğütler verirdi. Bir gün tahtaya geçti, eline bir tebeşir aldı ve tiyatro sanatçısı gibi bize olayı yaşatarak sergiledi.

“Aha buna dirler C, porçiği de oldu mu eder Ç”.

“Sakın böyle öğretmen olmayın, kılığınız kıyafetiniz, düzgün konuşmanız ile herkese örnek olun” diye dersimiz devam etti.

Öğretmenimiz Mustafa CANİPEK ve Mualla ATAKAN – Hülya ÇİLİNGİR MEZUNİYET GÜNÜ 1974 Haziran

Hepimiz verdiği örneğe katıla katıla gülmüştük. Merkez Gazi İlk Okulunda staj ayarlaması yapılıyordu. Mustafa Bey, Özel Alt Sınıfı kimse almak istemedi, alan var mı diye sordu? Ben istedim, zor olacaktı biliyorum. Ama önemli olan zor işleri başarmak diye düşünüyordum. Staj gününe kadar çok heyecanlıydım.

3. sınıf ders Hayat Bilgisi. Sınıf öğretmeni ve Mustafa Bey dersi izliyordu. Kış mevsimi ünitesinde o günün konusunu anlatmaya başladım. Çocuklardan biri “KAR NE” diye sordu? “Çocuklar yüksek olan yerlere çok kar yağar, ayaklar tam dize kadar karın içine gömülür” dedim. Kış mevsimi ile ilgili diğer özellikleri anlattım. Mevsim şeridi, fotoğraflar gösterdim.

Çocukların dikkatini toplamıştım. Zevkle derse katıldılar ve zil çaldı. Dersin eleştirisi için Mustafa Bey ne diyecek diye bekliyorum. Hayatımda hiç unutmayacağım bir ders verdi bana.

” 3. sınıf öğrencileri ve de özel alt sınıf için KAR soyut kavram”. Sinop’a kar yağmıyor, yağsa da tutmuyor. Fotoğraflar ve mevsim şeridi ile örnekledin, güzeldi ve dersin akıcı idi. Ama “dize kadar kar yağar” dedin. Bu anlatım çocuklar için soyut kaldı. Buna dikkat et” dedi.

Bu gün bile hatırladığım bu anı, itirazlar ve kabuller dünyasına bakışımı aydınlatır. Öğretmenlerime saygı ve sevgiyle.

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Aralık 2020 in Eğitim

 

Etiketler: , , ,

KİTAP SEVGİSİ

13.11.2020-BİLKE

Kitap okumak, özel bir tutkudur. Kitap kokusunu tadanlar, BU alışkanlıktan vaz geçemezler. Sanatçılar, tiyatro için sahne tozu yutmak derler ya, kitap kokusu da işte aynen onun gibidir.

Akıl farklı yaşamlar, coğrafyalar, sevinçler, hüzünler ve mutluluklar arasında seyyah gibi gezer. İnsan, farkındalığını ve bilinç potansiyelini artırır.

Bu gün derneğe gönderilen masal, hikaye, roman ve diğer kaynak ders kitaplarını SEVGİ EVLERİ öğretmenimize teslim ettik.

Öğretmenimiz, Sevgi Evlerinde kütüphane oluşturmayı hedefliyordu. Biz de Sinoplu iş adamı Emre GÜNDOĞDU’NUN özenle sakladığı çocukluk ve gençlik kitaplarını, uyun ellere teslim etmek istiyorduk. Kitaplar yerini buldu, çocuklar ve gençlerimize İYİ OKUMALAR diliyoruz….

BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Kasım 2020 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , ,

SESSİZ ÇIĞLIKLAR

08.11.2020-BİLKE

Biz, sessiz çığlıkları duyuyor muyuz? Yoksa herkes, onlara kendi algısına göre mi anlam yüklüyor? Soru ile başladığıma bakmayın. Bu sorular, yılardır kendi kendime sorduğum sorulardır.

GERZE-TATLICAK KÖYÜ

Sorularıma cevap bulmak için, sessiz çığlıkların peşinde iz sürdüm desem yalan olmaz. Dağ demedim, kış demedim, yaz demedim köy yollarında çok zaman geçirdim. Gördüklerim, belleğimde yalın olarak kayıtlı olduğu gibi, kentli süzgecimden de geçti ve öyle saklandı.

Gördüklerimin yükü çok ağırdı. Bu sorumluluk yükü ile yaşamak ise hayli zordu. Fotoğraf çeker gibi, kareleyip görsel olarak saklamak değildi amacım. O zaman bir fotoğraf sergisini gezerken, görsel lezzete ulaşmaktan öte geçmezdi. Toplumun sosyolojik yapısı, ne çok katmanlardan oluşuyordu. Katmanlar, kendi içinde daha da çok katmanlara sahipti.

DİKMEN ÇORAK KÖYÜ

BİLKE bu farkındalık üzerine kuruldu. Amaç, toplumdaki sessiz çığlığa kulak vermekti. Bu anlayışımızı paylaştık, aynı duyguyu paylaşanlara ulaştık. Kumalık, terk edilen çocuklar, anne baba kayıpları, yoksulluk, borç karşılığı gelin verilen küçük çocuklar……. Bu yaraların üstü kabuk bağlamıştı, çeliğe su verilmesi gibi dert üstüne gelen dert, yaradaki kabukları taşlaştırmıştı. Bu sorunlar, sessiz çığlıklara duyarlı olanları projelerimizde bir araya getirdi.

DİKMEN- KADI KÖYÜ

Eğitim projemize el ele devam ediyoruz. Okullar, ONLİNE eğitime biz de BURS ödemelerine devam ediyoruz. Köylerde internet erişimi olmadığından, dersleri takip etmek için öğrencilere internet paketi gerekiyor. Sitemizi, face sayfamızı takip edenler, her aşamada sizleri bilgilendiriyor, belgeleri de sizlerle paylaşıyoruz. Çalışmalarımız şeffaf olarak sürüyor.

SESSİZ ÇIĞLIKLARA BİRLİKTE ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ. TEŞEKKÜRLER…

A.Yaşar SARIKAYA

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Kasım 2020 in Eğitim

 

Etiketler: , ,

ONUR KONUĞUMUZ İLE TOPLANTI

ONURSAL ÜYEMİZ FEHMİ AYDIN -07.09.2020-BİLKE

Bu gün dernekte olağan bir toplantı yaptık. Gündemimizde önce  burs alacak öğrenciler konusu görüşüldü. Eski Yetiştirme Yurdu Müdürü Köy Enstitüsü mezunu Sayın Fehmi AYDIN da aramıza katıldı, kendisi onur konuğumuzdu.

Dernek işleyişi ve çalışmalar hakkında katılımcılara Yaşar SARIKAYA bilgiler verdi. Sonra mesleki birikimi, hayat deneyimi konularında Fehmi AYDIN’ı konuşmaları için davet etti.

70-80’li yıllarda, yurt öğrencilerinin yatılı okullara kaydının nasıl yapıldığı ve o zamanın bürokrasisinin nasıl işlediği hakkında bizlerle çok önemli bilgiler paylaştı.  Çocukları gibi sevdiği kızlarının nasıl meslek sahibi olduklarını, babalar gününde Sinop’a gelip nasıl ona sürpriz yaptıklarını anlattı.

Deneyimlerini ve birikimlerini bizlerle paylaşan ONURSAL ÜYEMİZ Sayın Fehmi AYDIN’A çok teşekkür ediyoruz. Paylaşımları bize örnek olacak, dernek çalışmalarımıza faydalı işler yapma yolunda devam edeceğiz. Projelerimize destek veren herkese teşekkür ediyoruz.

BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 07 Eylül 2020 in Eğitim

 

Etiketler: , , ,

KENDİMİZDEN ÖNCE

EĞİTİM ÖĞRETİM VAZGEÇİLMEZİMİZ  04.09.2020-BİLKE-

Bu yurdun çocukları, bu yurdun insanları için çalışmaya devam ediyoruz. Bu yıl yoğun bir dönem geçiriyoruz. Covid19, Akdeniz kıta sahanlığı, komşu devletlerin tavrı, ekonomik krizler, mevsim değişimleri bizi etkilediği gibi dünyayı da etkiledi. Ülkemizin menfaatlerini korumak, dış tehditlere karşı tedbirli olmak durumundayız.

Kendimizden önce,  ülkemiz için çalışmalıyız ilkesiyle yola çıktık. Köylü de bizim, kentli de bizim. Yoksul da bizim varlıklı da. Biz bu yurdu birlikte paylaşıyoruz.  2008 yılında derneğimizi kurduk, hala yılmadan GELECEĞE ÜRETELİM  sloganı ile yola devam ediyoruz.

Süreç devam ederken, toplumun farklı sosyal problemleri ile karşı karşıya kalıyoruz. İnsanca yaşamak için çalışan, çabalayan, kendini yetiştirmek için mücadele edenlerin yanındayız. Çalışkan, tırnakları ile kazıyarak kazanan, bir kuruş için ne terler döken insanlarımız var. Onurlu, şerefli, çalışmaktan yılmayanlar elimizden geldiğince sizlerin yanınızdayız.

Eğitim toplum için çok önemli. Eğitim ve öğretim vazgeçilmezimiz. Bize güvenen, destek veren herkese minnettarız.

BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 04 Eylül 2020 in Eğitim

 

SINAVDA BAŞARILAR GENÇLER

26 HAZİRAN 2020-BİLKE

2020 yılı dünya için sıkıntılı bir yıl oldu. Şubat ayında başlayan “covid19” tehlikesi ile tüm eğitim öğretim aksadı. Okurlarımız,BİLKE’nin kırsal bölgelerde yaşayan çocuklarımıza eğitim desteği vermek için yaptığı çalışmaları biliyorlar.  Ailenin bir dediğini iki etmediği, ne yersin ne içersin aman moralin bozulmasın yavrum dediği, dershane takviyesi ve özel ders aldırdığı çocuklarımızın yanı sıra, kendi irade gücü ve çalışma azmi ile ayakta duran çocuklarımız da var. Aynı sınavda, aynı koşullarda eşit olarak yarışacaklar.

Gönül ister ki herkes istediği bölümü tuttursun. Bir sene kaybetme lüksü olmayanlar için bu sınav sonucu sevindirici olsun.

Dernek üyelerimiz, bu yıl bilgisayarı olmayan 2 kızımıza bilgisayar hediye etmek istediler. Sınav tüm öğrencilerimize hayırlı olsun. Bilgisayarlarımız, kızlarımıza uygun zamanda teslim edilecektir.BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Haziran 2020 in Eğitim

 

Etiketler: , , ,