RSS

Aylık arşivler: Haziran 2026

AMERİKALI YAZAR CEPHANE TAŞIYAN KADINLARI ANLATIYOR

22.06.2026- Ann Bridge

Amerikalı kadın yazar
Ann Bridge, Devrim Yolu kitabında cephane taşıyan kadınları anlatıyor:

“Sonsuz bir insan seli tek sıra halinde akıyordu.

İnsanlar taşıdıkları tüfek demetleri, cephane kutuları ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi.

Daha şaşırtıcı olanı bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın oluşuydu.

Pembe eteklikli bölgesel giysiler ve parlak çiçekli kiraz rengi şalvarlar giyen kadınların bazıları sırtlarına sarılı yükle beraber, kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki ve üç küçük çocuk bulunuyordu.
Böylece bir gece önce İstanbul’dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme, Küre Dağlarını aşıyordu.

Düzensiz, kesintisiz ve yavaş bir şekilde yukarılara, daha yukarılara tırmanılıyordu.

Yol gerçekten çok dikti ve biraz sonra hepsi sulu karla şekillenecekler, sonra ayak değmemiş karlı dağlardan daha yükseklere tırmanacaklardı…’

Fransız Petit Parisien muhabiri Schliklen, 1922 yılı ilkbaharında İnebolu’dan Ankara’ya gelmiş ve gördüklerini gazetesine yazmıştır:

“İnebolu-Ankara arası 350 kilometredir.
Fakat bu yolu kat etmek öyle kolay değildir.

Geçtiğimiz yollarda beni derinden etkileyen şey, hemen vatan hizmetine giriveren erkek ve kadınların kalabalığı oldu.

Bugün geçtiğim yolda, kuşkusuz en muazzez olan şey kadınlı erkekli nihayetsiz bir halkın kendiliğinden, hiçbir tesire ve zora tabi olmaksızın vatan hizmetine vücutlarını hasretmeleridir.

Sırf kadınlardan oluşan öyle kafilelere rastladım ki, doğrudan doğruya sırtlarında harp eden orduya mahsus obüs sandıkları, yiyecek taşıyorlardı.

BU HALKI BÖYLE HAREKETE GETİREN HİÇBİR KANUNİ MECBURİYET DEĞİLDİR.

RUHLARA DOĞMUŞ, YÜCE BİR VATANSEVERLİK HİSSİDİR.

BEKLEDİKLERİ DE NE BİR MÜKÂFAT NE BİR ŞÜKRAN SÖZÜDÜR.”

 
 

Etiketler: , , , , , , , ,

ÇOCUKKEN KAÇIRILDILAR

16.06. 2026- Kaynak BBC Word old history

Bir annenin inanılmaz çocuk sevgisi.

Çocukken kaçırıldılar.
Yıllarca dünya onları aradı
Anneleri aramayı hiç bırakmadı.
1900’lerin başlarında, kırsal Virginia’dan iki kardeş,
George Muse
Willie Muse
ailelerinden kayboldu.

Çocuklar albinizmle doğmuş ve siyahi çiftçilerin oğullarıydı.
Tarihi kayıtlara göre, gezici gösteriler ve sirk sergileriyle bağlantılı kişiler tarafından kandırılarak kaçırıldılar.
Ardından gelenler, Amerikan eğlence tarihinin en rahatsız edici sömürü öykülerinden biri olacaktı.
Eve dönmek yerine, çocuklar gösteri dünyasına yerleştirildi.
Yeni kimlikler verildi.
Sansasyonel sahne isimleri altında sergilendiler.

Ve izleyiciler bakmak için para ödedi.
Yıllarca George ve Willie, çocuklardan ziyade merak konusu olarak sunuldu.

Promotörler onların gösterilerinden kar elde ederken, kardeşler kendilerine ait olması gereken hayattan ayrı kaldılar.

Ama bir kişi asla umudunu kaybetmedi.

Anneleri Harriet Muse.
Aramaya devam etti.
Yıl geçtikçe.
Söylenti üstüne söylenti.
Oğullarının sonsuza dek gittiğini asla kabul etmedi.

Sonra, 1927’de her şey değişti.

Roanoke yakınlarına bir gezici sirk geldi:

Roanoke ve Harriet onu görmeye gitti.

Çadırın içinde iki tanıdık yüz gördü.

GÖRSEL SİRK KADROSU

Yaşlanmış.
Değişmiş.
Ama kesinlikle.
Onun Oğullarıydı emindi çünkü anneydi

Yıllarca süren ayrılıktan sonra, sonunda onları buldu.
Bu buluşma sadece aile için değil, aynı zamanda sömürüye karşı mücadele için de bir dönüm noktası oldu.

Muse ailesi daha sonra kardeşlerin durumundan kâr edenlere karşı yasal işlem başlattı.

Davaları, ayrımcılık ve ırksal ayrımcılık döneminde gezici gösterilerde performans sergileyenlere yapılan muameleye dikkat çekmeye yardımcı oldu.

Bugün tarihçiler Muse kardeşleri sadece gösteri dünyasının yan figürleri olarak hatırlamıyorlar.
Ama kimlikleri ellerinden alınmış iki genç çocuk olarak.

Ve anneleri, dünyanın onların gerçekte kim olduklarını unutmasına izin vermeyi reddetti.

Çünkü bu hikaye nihayetinde bir sirkle ilgili değil.

Ya da bir davayla.

Hatta bir kaçırmayla bile.

Bu, çocuklarını yıllarca arayan bir anneyle ilgili…
ve onları bulacağına olan inancını asla kaybetmeyen bir anneyle ilgili.
Bazen tarihteki en güçlü güç güç değildir.

Bir annenin sevgisidir.

Kaynak BBC Word old history

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Haziran 2026 in Bilinmeyenler

 

Etiketler: , , , , ,

ÇOCUK VE BALON

12.06.2026- Sezgiler.com- hikayeler

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, “Bizim eve bile sığmaz.” dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi. Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:

-Baloncu amca, dedi. Benim hiç balonum olmadı biliyor musun?

Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:

-Paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.

-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.

Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayıramadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Birkaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı. Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:

-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm.

Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. ister istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek:

-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o?

Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:

-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. istersen çık al.

Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

“Olsun”, diye mırıldandı. “Olsun.” Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum varya artık.

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Haziran 2026 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,