RSS

Etiket arşivi: bilke

SİNOP’TA NEDEN OLMASIN

ZİRAAT MÜHENDİSİ İBRAHİM IRMAK İLE SÖYLEŞİ -21 MART 2020

Ne dersiniz Sinop, tarım alanında önemli projeler uygulayan illerle boy ölçüşebilir mi? Sinoplular olarak bunu hepimiz ne kadar çok isteriz değil mi? Antalya ilinde uygulanan projeleri basından takip ettikçe, Sinop’ta da uygulanabilir mi acaba diye düşündük.  Çünkü Sinop, eski çağlarda Dünya Ticaret Merkezi olmuştur seçkin, kaliteli uygulamaları hak etmektedir. Sinop’ta işlenmeyi bekleyen boş tarım alanları çoktur. Biz de bu konuyu bir bilene soralım dedik.

İbrahim IRMAK, Antalya’da büyük projelere imza atan bir Sinoplu.  Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü olarak görev yapıyor. Çalışmalarını sizlerle paylaştığımızda, her Sinoplunun“ Ne olur bu projeler Sinop’ta da uygulansa” duygusunu geçireceğine inanıyoruz.

Antalya ilinde yapılan bu çalışmalarda tecrübe kazanan, başarı sağlayan Sinoplu hemşehrimiz, diliyoruz Sinop’ a yönetici olarak atanır ve bu güzel çalışmalar Sinop’ta da uygulanır.

Kendisi ile internet bağlantısı ile görüştük ve sorularımızı ilettik:

BİLKE- Sayın İbrahim IRMAK, Antalya’da uyguladığınız projeler hakkında sizden bilgi almak istiyoruz. Gerçekleştirdiğiniz çok proje var, sizi ve müdürlüğünüzü bu güzel projeler için kutluyoruz. Projelerinizin içinden Sinop’ta uygulanacak olanlar veya Sinop için önereceğiniz projeler var mı,  bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?

İbrahim IRMAK- Antalya’da tarım alanında birçok konuda önemli projeleri hayata geçirmeyi başardık. Her geçen gün yeni çalışmalarla ülkemizin tarımının lokomotifi konumunda çalışmalara devam ediyoruz.

Uluslararası projede İbrahim IRMAK

Uyguladığımız projeleri anlatmadan önce Sinop konusunda şunu söyleyebilirim. Yapılabilecek çok şey var. Ancak Antalya’nın ekolojik ve jeolojik üstünlüklerinin üstünde asıl sırrı şudur. Tarımsal ar ge kuruluşlarının Cumhuriyetin ilk yıllarından beri Antalya’da konuşlanması bugün Antalya’nın tarımda elde ettiği başarının temel sırrıdır. Buna bakarak Sinop için elzem iki konu vardır.

Batı Karadeniz Bölgesi Türkiye’de en zengin ormanların bulunduğu yerdir. Buralarda hayatı ancak ormanla tanır, ormanla tanımlarsınız. Yüzde doksanlara varan oranda ormanla kaplıdır. Orman ürünleri hayatın özüdür. Sinop’un da içinde bulunduğu Batı Karadeniz’in Tarımsal kalkınma ve gelişmesi ciddi anlamda ormandan geçmektedir. Bu anlamda yani ormandan faydalanma konusunda maalesef ciddi bilimsel araştırmalar bulunmamakta adeta “avcı toplayıcı toplumlar” düzeyinde ormanlardan istifade edilmektedir. Bu konuda ülke düzeyinde ciddi eksiklikler vardır.

Gönlümden geçen odur ki mesela Durağan’a 200 kişinin harıl harıl çalışacağı ve Türkiye’ye hizmet edeceği bir  “Doğa Mantarları Araştırma Enstitüsü” kurulsa Kanlıcadan, höbelene, dılbırandan halı saçağına tüm doğa mantarları araştırılıp geliştirilse, halkımıza ve ülkemize daha fazla katkı sağlansa ne güzel olur.

Ve yine örneğin Ayancık’a 200 kişinin gece gündüz çalışıp Türkiye’ye katkı sunacağı bir “Orman Meyveleri Araştırma Enstitüsu” kurulsa kirenden kestaneye, acuktan böğürtlene, dağ çileğine tüm orman meyveleri araştırılıp geliştirilse, insanımız ve ülkemiz kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanıp daha fazla ormanlardan istifade etse ne güzel olurdu. Ülkemiz değerlerinin farkına varıp kaynaklarını etkin kullanmalı. Bu sayede hiç kimsenin sağlayamayacağı kadar kaynak kendi öz değerlerimizden karşılanabilir.

BİLKE- Bizim de yıllardır uğraş verdiğimiz anlatmak istediğimiz konular bunlar. Yörenin coğrafyası, bitki örtüsü ve ikliminin değerlendirilerek çalışmalar yürütülmesi. Bilke bu konuları kuruluşundan beri gündeme taşımaktadır. Mantarlarımız, pekmez ve pestilimiz, meyve kurularımız, yöresel otlarımız, kök boyalarımız, el sanatı ürünlerimiz, daha birçok kaybolan kültürlerimiz konusunda dikkat çekmeye çalışmaktadır. Evet, sizin de dikkat çektiğiniz gibi resmi kurumların ciddi çalışmalar yapmasına ihtiyaç vardır.  Sinop konusu ile ilgili başka neler dikkatinizi çekiyor?

İbrahim IRMAK- Miras hukuku dolayısıyla parçalanan ve ekonomik önemini yitiren tarım arazileri gerçeği sadece Sinop’un değil tüm Türkiye’nin sorunudur. Yüzölçümünün önemli bir kısmı orman arazisi olan Sinop’ta bu durum Sinop için bir fırsata dönüştürülebilir. Şahısların bölük pörçük hisseli tarım arazilerinde tarımsal geliri arttırma çabalarına ek olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında olan milyonlarca dönüm geniş orman alanlarında tarımla ilgili arıcılık, mantarcılık, kestanecilik, orman meyveciliği gibi alanlarda çalışma yapılması çok kolay olacaktır.

BİLKE- Sinop çevresinde sizin de bildiğiniz gibi doğal otlar çoktur. Köy kadınlarımız bu otlardan birçok sac böreği(gözleme) çeşitleri yaparlar. Sinop köylerine özgü olan bu geleneğin yaşaması, kadınlarımızın istihdamına, gastronomi alanında Sinop adının duyulmasına katkı sağlayacaktır.

İbrahim IRMAK- Sinop’ta hızlı tarımsal gelir artışı için kesinlikle tarım ve orman bir arada düşünülmeli ve orman köylüsü odaklı olarak yapılmalıdır.  Orman içlerine yapılacak kiren, alıç, ıhlamur, acuk, çördük, töngel, uvaz gibi orman meyveleri fidanlamaları köylüler için bir gelir kapısına dönüşürken ormanda yaşayan kuşlar başta olmak üzere birçok canlı türünün gelişmesine ve çoğalmasına katkı sağlayabilir. Milyonlarca orman meyvesi fidanı dikilmelidir.

BİLKE- Meyve fidanı deyince aklımıza Sinop köylerinde yapılan katkısız erik pestili geldi. siz de mutlaka bilirsiniz,Türkiye’nin hiçbir yerinde pestil Sinop’taki gibi katkısız yapılmaz. Konunun devlet desteği almadan yapılması mümkün değil. Valilikte bu konuda yapılan toplantılarda konuya dikkat çekmeye çalıştık. Cezerye gibi paketlenebileceği ve pazarlanabileceğini anlattık. Örnek pestil yaptık, işletme sahiplerine tanıttık. Paketlenmesi, orijin halini korunması, nemlenmeden saklanabilmesi için profesyonel çalışma gerekiyordu. Siz Sinop’ta görev alsanız, bu projeler de yürütülse yöre halkına katkı sağlayacaktır.

İbrahim IRMAK- Memleketimin her köşesinde hizmet ederim, zevkle canla başla çalışırım. Doğal olarak Sinop coğrafyasında yetişme imkanı bulunan orman meyveleri sayısı maalesef geçmiş yıllar içerisinde “Çam odunu yasak, meyve odunu serbest” anlayışı yüzünden çok azalan bir noktaya gelmiştir. Buradan elde edilebilecek gelir çok yüksektir. Yine doğal mantar türlerinin geliştirilmesi için Japonya’da olduğu gibi ormanlarda mantar misillemeleri gibi uygulamalar Üniversiteyle işbirliği ile yapılmalı Kanlıca, Kuzu Göbeği gibi mantarların üretimi çoğaltılmalıdır. Yine mantar türlerinin geleneksel yöntemler dışında gıda sanayine hammaddeye dönüşmesi ve işlenerek daha yüksek katma değerle gelir getirmesi sağlanmalıdır.

Antalya’da 2019 yılında yaptıklarımızdan kısaca bahsedecek olursak;

Beton duvarlar arasına sıkışmış kalmış çocuklarımızı tarım ve doğayla buluşturan Yeşeren Çocuklar projemizle 45 program yaptık.  Çocuklarımızı doğa ve tarımla buluşturduk. Projemizin içinde 30 farklı etkinlikle çocuklarımıza dolu dolu bir tarım günü yaşattık. Bu projeden etkilenen çocuklarımız, tarım ve doğa ile ilgili projeler yapmaya başladılar.

Yeşeren Çocuklar Projesi ve İbrahim IRMAK

Gençleri tarım ve doğayla buluşturan Gönüllülük projelerimizle zeytin, avokado, portakal, istiridye mantarı, kesme çiçek hasatları, merada gübreleme gibi birçok faaliyet gerçekleştirdik, gençlere tarımı anlattık. Sinop’ta ve ülkemizde geçmişte olan İmece kültürünü gençlere uyarladık ve hasat etkinlikleri modelini geliştirdik. Tarımdan uzak gençleri köylülerle buluşturup hasat ve tarımsal faaliyetlerine yardım etmelerini sağladık.

Toprağın Sultanları projemizle her ay Kadın Çiftçilerimizi ülkemizin en güzel yerlerine kültürel ve teknik geziye götürdük. Devletle işleri yürütenlerin erkek çiftçiler olması dolayısıyla kadınları sisteme dahil etmek için her hafta her ilçemizde kadın çiftçi toplantıları yaptık. Bu sayede kadın çiftçilerle aramızda yoğun organik bir ilişki gelişti. Bu birçok başarının sihirli anahtarı oldu.

Gelin Kardeş Olalım Projemizle ülkemizin 18 ilinin birer ilçesini kardeş aldık. Hakkari Çukurca’dan İzmir Selçuk’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada Antalya’nın tarımsal bilgi birikimini aktarmaya başladık. Projemizle artık Antalya Korkuteli mantarı Hakkari Çukurca’da yetişiyor, Avokadomuz İzmir’de yetişmeye başladı, biyolojik mücadele ve seracılık gibi çok özel bilgileri aktarıyoruz. Sinop’tan başvuru gelmediği için maalesef kardeş ilçe alamadık.

Antalya tarımını dünyaya açan Dünya Dillerinde Antalya Tarımı projemizle tarımsal verileri dünyaya açtık. İhracat potansiyelinin geliştirilmesine katkı sağladık. Tarımsal yayım faaliyetlerinin dijitalleşmesinde sektöre yeni bir heyecan ve bakış açısı kazandırdık.

Proje eğitimi 

BİLKE- Uyguladığınız projeler bizi heyecanlandırdı. Hepsi üreten toplum olabilmemiz için ülkemizin ihtiyacı olan projeler. Bir Sinoplu olarak bu çalışmaların içinde aktif olarak rol almanızdan gurur duyuyoruz. Anlatacağınız önemli projeleri dinlemeye devam edelim:

İbrahim IRMAK- “Projebank07” projemizle dijital çağa uygun bir mobil uygulama geliştirdik. Kadın Çiftçiler ve Kadın Kooperatifi ortaklarından oluşan 600 kişilik dev bir kadroya geleneksel ve doğal yöntemlerle üretilen tarım ürünlerini aracısız ulaştıran Antalya Köy Pazarı projemiz benzersiz bir üretici pazarı modeli olarak kuruldu ve çalışmaya başladı. Avokado, Zeytin, Portakal, Tohum tanıtım filmlerimiz ile Antalya’nın ürünlerinin tanıtılması ve Pazar değerinin geliştirilmesi çalışmalarına imza attık.

Türkiye’de bir ilk olan Kadın Çiftçi Akademimizle Kadın çiftçi Eğitiminde yeni bir dönemi araladık. Akademisyenlerle kadın çiftçileri buluşturduk ve 25 haftalık eğitime aldık. Akademi sonunda kadınlara Belediyeden ücretsiz dükkan ve satış olanakları sağlayacağız. Antalya’nın Yenilebilir İçilebilir Otları projemizle Antalya florasına farklı bir bakış açısı kazandırarak tarım ve gıda besin paketine yeni eklenebilecek ürünleri ortaya çıkardık.

BİLKE- Sinoplular tüm Sinop severler, bu söyleşiyi okusun istiyoruz, Sinop tarım alanında böyle örnek çalışmalarla isim yapsın amacıyla söyleşimizi sürdürüyoruz. Projelerinizi heyecanla dinliyoruz.

İbrahim IRMAK- Türkiye’nin bolca tükettiği ancak henüz yetiştiriciliği ülkemizde yapılmayan Kahve Yetiştiriciliği projemiz ile serada ve açık alanda kahve yetiştirme denemelerine başladık. Hedefimiz ülkemizin kendi kahvesini kendisi yetiştirmesi ve cari açığı azaltmak.

Yine kakao, ananas, hurma, kaju, argan gibi pazar değeri yüksek ürünlerle ilgili yeni çalışma hazırlıklarım var. Manavgat –Anamur arası bölgenin Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak Potansiyel Uygunluk Haritasının çıkarılması ve “Mikroklimatik Tropik Bölge” ilan edilmesi gündemimde. Başta Akdeniz’e doğru boşa akan Manavgat Çayının, Anamur’a doğru sulama altyapısı ile birlikte aktarılması, orman mevzuatında değişiklik yaparak Avokado, Kahve, Kakao gibi ülkemizin yoğun ithalat yaptığı ya da ihracat potansiyeli olan tropik orman meyvelerin orman ürünü kabul edilerek kesilen, kesilecek çam plantasyonları yerine planlı bir şekilde açıkta ve örtü altında tropik ürün deseni oluşturulmasını hedefleyen bir proje çalışıyorum.  Bunun için gerekli ARGE ve girdi temini mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Bunu yaparsak kısa vadede 1 milyar dolar, orta vadede 5 milyar dolar, uzun vadede 10 milyar dolar artı değer elde edilebilecek bir bölgeye dönüşebilmesi imkanı var. Bu konuda çalışmaya başladım. Birçok çalışmamız var. Severek bunları yapıyoruz.

BİLKE- Severek yapılan çalışmalar böyle güzel sonuçlar alıyor. Projelere emeğinizin çok olduğu anlaşılıyor. Sesimizi ilgililere duyurabilsek ve sizin de bu projeleri Sinop’ta gerçekleştirmeniz mümkün olsa.  Çok değerli konulara değindiniz, sizin Türkiye ikincisi olduğunuz bir sınav hatırlıyoruz, bu sınav hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

İbrahim IRMAK- On binlerce kişinin katıldığı Ak Parti siyaset akademisinde, Gebze Birinciliği, Kocaeli Birinciliği ve akabinde Türkiye ikinciliği derecesiyle 2013 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yurt dışına gitme ödülünü kazanmıştım. Siyaseti kahvehane köşelerinden kurtarmak ve bilimsel bir düzene sokmak, bilgili siyasetçiler yetiştirmek amacıyla Cumhurbaşkanımız tarafından projelendirilip uygulanan Siyaset Akademisi Türkiye genelinde yüz binlerce katılımla 17 kez düzenlendi. Üç fakülte bir yüksek lisans Dört Üniversite mezunuyum. Alnımızın teri bu derecemiz gelecek için halka hizmet etme araçlarına ulaşmak için bir  umut değil  sadece duvarda asılı bir hatıraya döndü.

BİLKE- Başarılarınız daim olsun, Sinop iline atanmanız ve örnek projelere imza atmanızı umut ediyoruz.  Memleketi için canla başla yılmadan çalışanlarımız çoğalsın, topraklarımız değerlensin, insanımız üretmeye yönlendirilsin. Üretmek isteyip cesaret edemeyenler, resmi kurumlardan rehberlik, bilgi desteği ve yönlendirme bekliyorlar. Okurlarımız, özgeçmişinizi de merak edecekler. Özgeçmişinizden bahseder misiniz?

İbrahim IRMAK- 1978 yılında, Sinop’un Durağan İlçesinde doğdum. İlkokulu Durağan’da, ortaokulu Sinop’ta okudum. Lise öğrenimimi İstanbul Halkalı Ziraat Meslek Lisesinde tamamladım.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Hayvansal Üretim Programı Zootekni Bölümünden “Ziraat Mühendisi” olarak birincilikle mezun oldum.

BİLKE-Bir üniversite yetmez diyenlerdensiniz. Ziraat Fakültesinden başka bitirdiğiniz üniversiteler  hangileri?

İbrahim IRMAK-

2-Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümü Lisans Programını Yüksek Onur derecesi ile bitirdim, “Sosyolog” ünvanı aldım.

3-Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans programından “Kamu Yöneticisi” ünvanıyla Yüksek Onur Derecesi ile mezun oldum.

4- Eskişehir Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Yönetimi Yüksek Lisansı programından “Çevre Yönetimi Uzmanı” ünvanıyla Yüksek Onur derecesi ile mezun oldum.

Halen Halkla İlişkiler ve Reklamcılık 1.sınıf öğrencisi olarak eğitime devam ediyorum. Yaşam boyu eğitim idealine inan bir kişiyim. Mümkün olduğunca okumaya devam edeceğim.

BİLKE–  4 üniversite ve yüksek onur derecesi ile mezun olmak güzel bir duygu olmalı. Sizi tebrik ediyoruz, dileriz başarılarınıza başarılar katar ve başarılarınızdan toplum da faydalanır. Görev alanlarınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

İbrahim IRMAK- Çalışma hayatıma önce Kuzuluk Köyünde Müdür Yetkili Vekil Öğretmen olarak başladım.  Sonra Kars Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesinde,  Sinop Erfelek İlçe Tarım Müdürlüğünde, Sinop Durağan İlçe Tarım Müdürlüğünde, Sinop Dikmen İlçe Tarım Müdürlüğünde teknik personel olarak çalıştım. Durağan’da çalışırken İlçe Tüketici Hakem Heyeti raportörlüğü ve Durağan İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı görevini ek görev olarak yaptım.

BİLKE- Ziraat mühendisi olarak çalıştıktan sonra yöneticiliğe nasıl geçtiniz?

İbrahim IRMAK- 2010 yılında Görevde Yükselme Sınavını kazandım ve Gümüşhane Kelkit İlçe Tarım Müdürü oldum. 2012 yılında Kocaeli Darıca İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü, 2015 yılında Kocaeli Gebze İlçe Tarım Müdürü oldum. 2018 yılı Haziran ayından itibaren Antalya Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü olarak görevimi yürütüyorum.

Görevimden başka birçok internet sitesi ve yayın kurumunun kuruluşunu gerçekleştirdim, 2007-2010 yılları arasında Durağan Anadolu Ajansı Yurt Muhabirliği yaptım.

BİLKE- 2008-2009 yıllarında, derneğimizin Durağan ile ilgili kültür çalışmalarımıza, dernek başkanımızın derleme ve kitap çalışmalarına da yardımcı oldunuz.

İbrahim IRMAK– Çalışmayı, yardımlaşmayı seviyorum.  Yerel ve ulusal gazete ve dergilerde de çalıştım. Tarım ve kırsal kalkınma konuları başta olmak üzere yayınlanmış çok sayıda makale, şiir ve denemelerim oldu.

BİLKE- Bir gün denemelerinizi kitap olarak görmemiz mümkün olacaktır. Bu güne kadar hangi STK’larda görev aldığınız?

İbrahim IRMAK- Sivil toplum Kuruluşlarında aktif görev aldım. 2011 yılı Kelkit Organik Tarım Derneğinin Kurucusu 2013 yılı Kocaeli ve İstanbul Sinop Dernekler Federasyonu KOSİDEF Kurucu Başkanı, 2013-2018 yıllarında Durağan Dernekler Federasyonu DUDEF Başkan Yardımcısı, 2018 yılında Sinop Dernekler Konfederasyonu SİNKON Kurucusu olarak kamu yararına gösterilen çok sayıda sivil toplum faaliyetinin planlanması ve uygulanması aşamalarında yer aldım. Orta derecede İngilizce biliyorum, evliyim 2 kızım var.

Sivil toplum faaliyetleriyle ilgili olarak bir rüyam var. Uygulamalı tarımsal üretim ve gıda üretimine dair ücretsiz teknik bilgi ve tecrübe paylaşımını içeren açlıkla mücadele etmeye katkı sağlayacak küresel bir derneği kurmak istiyorum. İki yılı aşkın süredir beynimi zorlayan  “Balık vermek değil balık yetiştirmeyi öğretmek lazım”  olarak özetleyebileceğim hayalimi gerçekleştirmek ve küresel sorumluluğumu yerine getirmek istiyorum. Dünya üzerinde yaşanan sorunlar ile ilgili olarak bazı meslek grupları inisiyatif alıp küresel sivil toplum örgütlerine dönüşüyor. Mesela “Sınır Tanımayan Doktorlar”, “Sınır Tanımayan Gazeteciler” gibi.
Uzmanlık alanları ile ilgili dünyanın özellikle dezavantajlı bölgelerine gönüllü ücretsiz hizmet veriyorlar. Türkiye’de bildiğim yerli bir doktor yapılanması ise ” Yeryüzü Doktorları”
Ziraat Mühendisleri ne yapabilir? Sorusuna cevap olarak bir küresel dernek kurma hayalim var. Bunu gerçekleştirmeyi çok istiyorum. Özellikle küresel Afrika sömürüsü ve sistemsel sebeplerden dolayı Afrika’nın bitmez tükenmez yoksulluğuna çözüm noktasında katkı sağlayabilmek amacım.

Sinop’ta ise çeltikten kestaneye, hindicilikten besiciliğe, sebzecilikten meyveciliğe, tavukçuluktan mantara, arıcılıktan geleneksel pekmez üretimine, balıkçılıktan el sanatlarına, kooperatifçilikten  orman meyveciliğine bir çok alanda güzel çalışmalar yapabilmek mümkündür. Bu çalışmalar Sinop’un ekolojisine, insan sermayesine ve piyasanın beklentisine uygun yerel özellikleri önceleyen ve geliştirmeyi hedefleyen çalışmalardır.
Sinoplu Diyojen Büyük İskender’e demişti

‘’Gölge etme başka ihsan istemem’’ diye. Hayatım boyunca öğrendiğim bir gerçek varsa oda Sinoplunun yaşadığı ülkeye sonsuz katkılarının olduğu ama bazen Sinop insanın birbirine gölge etmeyi gelenek haline getirdiği olmuştur. Buradan ünlü filozof hemşerimiz Diyojen’in sözünü biraz değiştiriyorum ve diyorum ki

Sinoplu artık birbirine gölge etmeyi bırakıp, birbirine destek verirse Sinop ve Sinoplu ülkemize ve dünyaya daha çok katkı sunacaktır.”

Sinop’ta tarımsal anlamda bir değişim ve dönüşüm başlamalı. Tarım konusunda önemli çalışmalar yapılabilir. Bu anlamda bende bir Sinoplu olarak dışardan elimden geldiğince her zaman memleketime her türlü desteği vermeye hazırım.

BİLKE- Bize zaman ayırdığınız ve deneyimlerinizi ve hayallerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. Anlattıklarınız, Sinop için gerekli bir görev adamı olduğunuzu düşünmekte haklı olduğumuzu kanıtladı. Görevinizde ve hayatınızda başarılar dileriz.

BİLKE-21 MART 2020

 

Etiketler: , , , ,

LÜTFİYE HANIM VE BAHÇESİ

16 Mart 2020- Şafak Gündüz SARIKAYA

Bahçenin Sahipleri: 

Önce bir köpek sesi duyulur, martılar buna karşılık verir ve peşinden ağaçlar yaprak sesleri ile şarkı söyler. Yaşlı kadın iki katlı ahşap evinden kafasını uzatır, derin bir of çeker. Pencereden gözü gibi baktığı bahçesine şöyle bir göz gezdirir ve yüzünde hafif bir gülümseme ile eski günlere özlem duyarcasına bir ah çeker. Yan tarafta bir tavuk maydanozların üzerinde gezinmektedir.

Kadın kaşlarını çatar ve tavuğa “kışşttt “,der.

Bahçesini sıra sıra ceviz, kara dut, malta eriği, mürdüm eriği, hurma (Trabzon Hurması), erik, vişne gibi ağaçlar süslemektedir.

İyi bir kadındır aslında, tek başına yaşamaktadır. Sadece bahçesine dokunmayın ve onu yalnızlığıyla baş başa bırakın, şairin dediği gibi “beni benimle bırak”,  havasındadır. Bir de yan taraftaki bahçede top oynayan çocukların gürültüsü olmasa. Plastik top nedense maydanozların üzerine kaçar ve pencerenin sürgüsü bir gıcırtı ile açılır, “aşağı inersem topunuzu keserim (kasıt plastik toptur).

“Kaç kere şakıdım ben size”, nidaları yükselir.

O esnada çocuklar iki incir ağacı arasında kıpırdamadan bekleşirler. Halbuki hemen biraz ileride tarla denilen kocaman bir alan top oynamak için uygunken, çocuklar ısrarla burada oynamayı tercih ederler. Tarlaya giden patika yol Balatlar Kilisesi denilen tarihi bir yere çıkar. Yol üstünde de çok farklı ağaçlar vardır, hünnap (niye hırnap derler bilinmez), dut, kiraz, keçiboynuzu ağaçları taş basamaklı yolda size eşlik eder.

Zaman geçer, martılar uçuşur, ağaçlar rüzgarla hışırdar ve yaşlı kadın gözü gibi baktığı bahçesini bırakır bir gün. Artık pencereden efkarlanmaları işitilmez., Tavuklar ve çocuklar artık rahattır.  Birkaç yıl bahçeye bakılır yaşlı kadının ardından, ağaçlar rüzgar eşliğinde her zamanki gibi salınıp hareket ederler, belki de yaşlı kadını özlemle anarlar. Bahçenin sahibi hayatta olmasa da; bahçe, bu şehrin adına yakışır şekilde mutlu ve huzurludur yine. Kısa bir zaman sonra bahçe ıssızlaşır, iki katlı ev de, terk edilmiş bir hal alır.

Bir sokak köpeği yaklaşır bu ahşap evi ve bahçeyi mesken edinir. Aslında bu dişi köpek karnında taşıdığı yavruları doğuracağı güvenli bir yer aramaktadır. Bu güvenli yer olarak hemen komşu bahçeyi bulur. Bahçede elleri nasırlı kısa boylu bir adam sabah akşam demeden çalışmaktadır. Elinde eldivenlerle üzüm asması ile uğraşır. Kavak ağaçlarına ve eriğe iyice dolanmış üzüm, bahçenin geniş bir alanına uzanmıştır. Köpeğe iyi davranan yaşlı adamda, etrafından bulamadığı şefkati ve güveni bulur köpek. Yan taraftaki binanın bodrum katında yavrularını doğurur.

 hikayedeki köpeğin yavruları bahçede

Artık yaşlı kadının bahçesinin ve çevresinin yeni sahibi bu dişi köpektir ya da sahibi olduğunu zannetmektedir. Aslında toprağın sahibi kimdir, yaşlı kadın mı, ağaçlar mı, yoksa bu sokak köpeği mi? Zaman, bu mülkiyet kavramına farklı yorumlar biçmekte ve atfetmektedir.

hikayenin kahramanı köpek

Eskiden insanlar bahçesiz evlerde oturmuyorlardı, evlerin küçük de olsa büyük de olsa mutlaka bir bahçesi vardı. Zamanla insanlar bahçeleri yerle bir edip apartman bloklarına tıkışmaya başlayınca mülkiyet kavramı ağaçsız, hayvansız, soğuk bloklara yönelen insanların doğadan uzaklaşmalarına geçit verdi. Nedendir insan toprak üzerinde hakimiyet hissi çok uzun yıllar hep var, topraktan yararlanan diğer canlıları yok sayıp insanın kendi malıymış gibi hep hareket etmiyor muyuz aslında?

Gel zaman git zaman dişi köpek yavrularını doğurup komşu bahçede büyütür, minik köpekler kuyruklarını sallaya sallaya annelerinin peşi sıra büyürler ama anne en sonunda sadece bir dişi yavrusu ile yalnız kalır. Diğer erkek yavrular sahiplenilir. Önce dişi yavru, daha sonra bahçedeki yaşlı adam göçer bu dünyadan. Bu bahçe de ıssızlaşır.

Ama dişi köpek hayat mücadelesine devam eder bir gün yaşlı kadının gözü gibi baktığı bahçeye önce iş makineleri girer. O güzelim ağaçlar teker teker gider, yerine bir apartman dikilecektir.

Zavallı köpek bahçe yok olurken havlamaktan sesi kısılır. Artık bahçenin daha doğrusu inşaatın sahibi farklı biridir. Bu da köpeğin hiç hoşuna gitmemiştir. Artık ağaçlar olmasa da, köpek bu alanda rahatça gezinebilir çünkü aradan geçen zamana karşı inşaat ilerlemez. Her yerine kazma vurulan bu memleketin toprağının altı eser kaynamaktadır, bu yüzden inşaatın devam edebilmesi için bazı prosedürler vardır. Bu beklemede, bu alanın tek bir hakimi vardır. O da dişi köpektir. Yarın sahibin kim olacağı bilinmez ama köpek bugün bu alanda rahatça dolaşmaktadır. Buralarda zafer kazanmış bir komutan edasıyla eski bahçenin her yerini karış karış gezer. Ceviz, dut, erik ağaçlarının, kışt denilen tavukların ruhları da belki ona eşlik eder. Belki de yaşlı kadın,  bir yerlerden gülen gözlerle bakıyordur bilinmez.

Eskiden yaşayanların eserleri kendileri gibi toprak olmuştu. Güçleri ve hakimiyetleri de birer birer toprak olmuştu. Zamanla diğer nesillere doğru aktarım yapmak hedefimiz olmalı belki de, yıllar öncesinde zeytin ağaçlarının yok olup gitmesi gibi. Giden sadece ağaçlar olmuyor binlerce yıllık gelenek de yok olup gitmekte.

Tarihi eser olmadan eser bırakmak lazım.

Bir gün zeytinler fidan olur, umutlar yeşerir.

Köpek sevinçle havlar, neşelenir,

Martılar gülüşür,

Umutlar yok olacakken var olur

ve hep var olacaktır…

 

ŞGS

 
 

Etiketler: , , , , , ,

ÇELİKLER “BİZDEN SELAM GÖTÜRÜN GELECEĞE”

09 MART 2020- YÜZLERCE YILLIK ZEYTİNLER BUDANDI

İlkbahar geldi, cemreler düştü, doğanın yüzü güldü. Sinop Zeytini Projesi budama ve çelikleme aşaması bu gün, güzel bir ilkbahar havasında gerçekleştirildi. Zeytin ağacı çeliklerine mesajımız vardı:

yüzyıllar sonrasına bizden selam götürün” VIDEO HABER:

Emekler filiz verecek, Sinop zeytini yeniden canlanacak.

Belediye görevlisi Muhammet GÜNEY asırlık zeytini budarken

Asırlık ağacın gövdesine baktığımızda, içinde  eski başka bir ağaç olduğunu görüyoruz. Asıl kök, deniz seviyesinde olma ihtimalini akla getiriyor. Yüz yıllar boyu toprağa tutunmuş, yok olacakken yeniden tekrar tekrar vücut bulmuş.

Belediye görevlisi Emriye TEKİN çelikleri hazırlanırken

İMECE-Orman Mühendisi Büşra Keskin ellinde  çelik son hali – Bilke yönetim kurulundan Mehmet SARIKAYA

Çelikler hazır.

Çeliklerin, özenle hazırlanan toprakla buluşması:

Emeği geçen herkese teşekkürler. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Mart 2020 in sinop zeytini

 

Etiketler: , , , , ,

70’E 6 KALA

17.02.2020-BİLKE / Yaşar SARIKAYA

2006 yılından beri, kapı kapı, makam makam dolaştığım günler geldi, geçti. Zaman durmadan akıyor, sonuç alamadığım projeler de bana içimden sesleniyor:” 70’e  6 kaldı diye.

Doğal su kaynakları, kaybolan kültürler, asırlık Sinop zeytinleri yaşamalı bilinciyle, çalışmalar devam ediyor.

Bu gün, Sinop İl Genel Meclisi Başkanı Sayın Yakup ÜÇÜNCÜOĞLU’nu projelerle ilgili makamında ziyaret ettim. önce, BİLKE projelerinin basına yansıyan konu başlıkları hakkında konuştuk. Daha sonra, ziyaretimin ana konusu olan iki başlığı dile getirdim.

1- Köylerimizde yok olan el dokuması yün kilimi çeşitlerini tanıtmak ve yaşatmak amacıyla sergi açma düşüncemiz, farklı köylerde farklı renklerde olan kilimlere ulaşmamız;

2- Sinop köylerindeki ekoturizm alanlarının KUZKA ve diğer kuruluşlar tarafından değerlendirilmesi.

Dernek kurulmadan önce, köylerimizde kaybolan kültürlerimiz ve doğal su kaynaklarımız, tarihi dokular ve şelaleler konusunda yaptığım çalışmalar, baş vurduğum makamlar ve karşılaştığım olaylar hakkında kendisini bilgilendirdim. Araştırmaları yapılmış olan bu çalışmalar, sonuç alma aşamasında ilgili kurum ve kuruluşlardan destek görmeden sonuca ulaşamıyor.

  1. konumuz: Köylerde yün kilimlerinden kalan son örnekler, ya çöpe atılmış, ya da ambarlarda çürümeye terk edilmiş olduğundan bu kültür yok olmak üzeredir. Köylere götürmek için hazırladığımız yardım kolilerini götürmek ve köylerde son kalan kilim örneklerini bulmak için başkana araç ihtiyacımızı ilettim.

Başkan konu ile ilgileneceğini, araç temin edeceğini, hatta kendisinin de bu yolculuğa eşlik edeceğini söyledi. Başkan ile aynı mahalleden olup,  bir de mahallenin ablası olduğum düşünülürse bu sefer sonuç almış olmama çok sevindim.

2. Konumuz: Köylerimizdeki ekoturizm potansiyelinin değerlendirilmesi konusunda, Sinop köylerindeki önemli alanların akademik bir çalışmada yer alması konusunda yaptığım çalışmaları anlattım. Su kaynakları ve doğal yapı, yayla turizmi, av turizmi, kış turizmi gibi daha bir çok başlıklarda Kuzka ile yürütülebilmesinin ilimize ne kadar çok katkı sağlayacağını anlattım.

Sinop’ta ekoturizm potansiyeline sahip olan yerler, bu  630 sayfalık kitapta yer alıyor. Bilimsel çalışmayı yürüten ekibi, 2008 yılında, tespit ettiğim yaylalara ve şelalelere götürdüm.

Asırlık zeytin ağaçlarımız yaşasın,  yaylalarımız ormanlarımız, şelalelerimiz,  doğal yaşam korunsun, doğanın yüzü güldükçe biz de güleceğiz. Başkan, ilettiğim konularda elinden geleni yapacağını söyledi. Yakup ÜÇÜNCÜOĞLU’ na teşekkürlerimi sundum, köylerde karlar eriyince, ziyaretlerimizi yapacağız. Projelerimizin sonuç alması umuduyla. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 17 Şubat 2020 in köylerde yatan tarih

 

Etiketler: , , , ,

HALKBİLİM ÖDÜLLERİ KİMLERE VERİLDİ

12.01.2020-BİLKE

Derneğimizin 2012 yılında başlattığı HALKBİLİM ÖDÜLLERİ PROJESİ; emek, üretim. çalışmak, halka ulaşmak gibi ve benzeri alanlarda, fark yaratan ve örneği olmayan eserler sunan kişilere verilmektedir. Proje, tüketim toplumu olmak yerine üretim toplum olmak, yaratıcı bireylere örnek olmak, somut çalışmalar ortaya koymak, ilimizin doğal kaynaklarını, tarihi ve coğrafi birikimlerini değerlendirmek ve halk kültürlerini korumak amacı ile başlatılmıştır.

Ödüller, yerel kaynakları kullanma, halka hizmet, akademik, halk kültürünü koruma ve yaşatma, geleneksel  gibi alanlarda verilmektedir.

Fark yaratan çalışmalar yaparak ödül alanları, 2012 yılından başlayarak hatırlatmak istiyoruz. Bu gün 4 kişiye, daha sonra da diğerlerine yer vereceğiz. Üretenleri,  Sinop’a hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.

2012 1. BİLKE HALKBİLİM ÖDÜLLERİ GELENEKSEL EL SANATLARI DALINDA Süheyla HAYIRCI

HEM’de Sinop kadınlarına dokuma tezgahında peşkir,çember dokumasını öğretmiş ve evlerde dokuma tezgahı kurulmasını da yaygınlaştırmıştır. Hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyoruz.

2014 yılı 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ GELENEKSEL DALDA, Sinop ÖZEKES BIÇAKLARI ile Cengiz ÖZEKES, babadan kalan el sanatlarını Türkiye ve dünyada tanıttığı için teşekkür ediyoruz.

2014 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ“Sinop el sanatları akademik araştırma ödülü İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü mezunu, Günsu CABACI’ya verildi.   Sinop Özekes Bıçaklarının yapımını, tarihi geçmişini ve dünya üzerindeki önemini ele alan  tez hazırlamıştır. Çalışmasını kitaba dönüştüren Cabacı ” AV BIÇAĞI YAPIMI GÖRSEL BELGELEME ÇALIŞMALARI” adını verdiği çalışmasını 2005 yılında yayınlamıştır. Türkiye’de ilk 3 çalışma arasında olan Özekes Bıçakları, Günsu Cabacı’nın bu çalışması ile de, dünya av bıçakları alıcılarının ilgisini çekmiştir.    Günsu CABACI tez hazırlamasında yaptığı çalışmaları bize anlatırken el emeğine ve el sanatlarına saygısı sözlerine yansıyordu.  ” Ben bu tezi hazırlamadan önce bıçak yapımını özellikle  usta Cengiz Özekes’ten öğrenmek istedim. Sanatı öğrenmek için işin mutfağından geçmek gerekiyordu. Özekes atölyesinde 2 ay çırak olarak çalıştım ve her detayı kaçırmadan öğrendim. 107 fotoğraf görüntüledim.  Sanatı bilimsel  olarak ele aldım ve yazıya aktardım. Hazırlamaya çalıştığım tezin, her aşamasında danışman hocamdan yardım aldım ve çalışmamı tamamladım. Tezim kabul edildikten sonra, yurt dışından bu konuda çok telefon aldım ve hala da alıyorum. Sinoplular  konunun bu yönünü ne kadar biliyorlar bilmiyorum ama, Özekes Bıçakları dünyada çok önemli bir yer tutuyor. ” Günsu CABACI’ya teşekkür ediyoruz.

 

2014 BİLKE 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, “yerel bitki türlerinin korunması ve yaşatılması kategorisinde Sayın Ahmet KÜÇÜKBAŞ ödüllendirildi. Doğal yaşamı korumak ve ülkenin değerlerine sahip çıkmak konusundaki çalışmaları için kendisine teşekkür ediyoruz

 

 
 

Etiketler: ,

HALKBİLİM ÖDÜLLERİ NEDEN VERİLİYOR?

Derneğimizin 2012 yılında başlattığı HALKBİLİM ÖDÜLLERİ PROJESİ; emek, üretim. çalışmak, halka ulaşmak gibi ve benzeri alanlarda, fark yaratan ve örneği olmayan eserler sunan kişilere verilmektedir. Proje, tüketim toplumu olmak yerine üretim toplum olmak, yaratıcı bireylere örnek olmak, somut çalışmalar ortaya koymak, ilimizin doğal kaynaklarını, tarihi ve coğrafi birikimlerini değerlendirmek ve halk kültürlerini korumak amacı ile başlatılmıştır.

Ödüller, yerel kaynakları kullanma, halka hizmet, akademik, halk kültürünü koruma ve yaşatma, geleneksel  gibi alanlarda verilmektedir.

Fark yaratan çalışmalar yaparak ödül alanları, 2012 yılından başlayarak hatırlatmak istiyoruz. Bu gün 4 kişiye, daha sonra da diğerlerine yer vereceğiz. Üretenleri,  Sinop’a hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.

  1. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE Sinop genelinde hazırladığı fotoğraf arşivi ile akademisyenlere kaynak niteliği taşıyan çalışması ile  Zeynel Zeki ÖZCANOĞLU  2012 yılında ödülünü alırken:        Önemli bir arşiv çalışması yapan Z.Z.ÖZCANOĞLU, eski tarihli Sinop Fotoğraflarını geleceğe kazandırmıştır.

Birinci halkbilim ödüllerinde ORGANİK SİNOPE meyve suları üretimini yapan ve Türkiye organik pazar standartlarına uygun olarak pazarlayan BENK GIDA sahibi Mahmut BENK ödülünü alırken. Bu törene sanatçımız Sayın Şehnaz SAM katılarak konser verdi. Ödül alanlara da albümünü hediye etti.

BİLKE 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, ünlü sanatçılara yüzlerce şarkı sözü yazan, şarkıları hep liste başı olan, şair Levent BEKTAŞ, törende şiirini okurken:

Güzelmiş çirkinmiş önemli değil,
Ben ona aşığım onu isterim.
Aklıma bin türlü çılgınlık gelir,
kalbe söz geçmiyor canım efendim.

Bir kuru selamı gönderebilse,
yakarım bu canı eğer benimse,
Alamaz elimden azrail gelse,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim

Herşeyi bir yana atacak kadar,
Uğrunda sürgüne gidecek kadar,
Kendimi ölüme atacak kadar,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim.

Bir kuru selamı gönderebilse,
yakarım bu canı eğer benimse,
Alamaz elimden azrail gelse,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim. Levent BEKTAŞ

2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, Sinop Engelsiz Yaşam Merkezi, Sinop Spastik Çocuklar Derneği için yaptığı özverili çalışmalar ile, Sinop çevresinde köy-kent her alana ulaşan çalışmaları tüm Sinopluların takdirini kazanan, bu işe kendini adayan Berrin GÜRLEYEN ödül töreninde:

Tören günü uçaktan inip, törenimize yetişen Sayın Berrin GÜRLEYEN’İ Sinop için hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.Ödül alan kişileri paylaşarak tanıtmaya devam edeceğiz. BİLKE

 

 

 

 

 
 

Etiketler: , , ,

ŞEFLERİMİZ İŞTE “SİNOP TİRİT”

28.12.2019-BİLKE

Şeflerimiz, projemize elinizin değmesi ninelerimizin geleneğini sürdürülür hale getirecektir. Ninelerimiz dağda bayırda, tarlada bahçede iş tutarken, bir de imecelere yemek hazırlamıştır. Tarlaları bir yanda evleri başka bir yandadır onların. Kimi zaman azığını evde yapar  sırtına sarar imeceye öyle götürür. Olmadı dağın başına malzemesini götürür ateşi yakar ve tarlada pişirir. Yoktan yonga yapar onlar. İşte tirit, bizim yokluk içindeki saygın analarımızın ürettiği yemek türüdür. Onların bu geleneği, zaman ve ortamın müsait olduğu yerlerde iskender olmuş, az zaman az malzeme ile ise tirit adını almıştır. İskenderde yufka yerine lavaş, suda pişmiş et yerine döner kullanılmıştır.

Ne vardır kadınımızın elinde, yufka ekmek, tereyağı, ceviz, tavuk. Sabah karanlığında yakaladığı tavuğu oğluna ya da eşine kestirip temizler. Tarlaya gidip, ateşi yakar, koyar tavuğu sacayağın üstündeki kara tencereye. Koşturur tarlaya imeceye. Tavuk odun ateşinde, tıkır tıkır kaynar, hamursuz(yufka ekmek) tap taze sabah edilmiş hazırdır, tereyağı da yayıktan yeni çıkmıştır. Tarlada bir kaç saat iş yaptıktan sonra, gelir aşın başına. İmece kalabalık, küçük tepsi yetmez, siniye yapmak lazım gelir tiriti. Fırın yok, ortam neye izin veriyorsa onun en iyisini sunar kadınımız. Tavuk suyuna batırılan yufka, dizi dizi dizilir, her kat tere yağla yağlanır, ceviz dökülür ve didilmiş tavuk etleri ilave edilir. Analarımız tepeleme siniyi doldurur ve imeceyi buyur eder. Eller ibrikteki suyla yıkanır, oturulur tepsinin etrafına soğumadan afiyetle yenir. Eh yanında da vazgeçilmez ayran vardır. Pekmez ekşisi de çok güzel tamamlar bu sunumu.

Derneğimizin Proje Kurulu “Tirit Projesi” için bir yıl süren hazırlık aşaması geçirdi.Kadın istihdamı hedefleniyordu.  İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı  standartlarında proje hazırlandı. 20 kişinin eğitimi ve proje sonunda  istihdamı planlandı. Tiritin geleneksel yapısını bozmadan, modern olarak porsiyon ve fast food sunumları planlandı. Proje sonunda planlanan  20 kişinin istihdamı konusu koşullara uymadı,   BİLKE projeyi yeni bir format ile gerçekleştirdi.

*27 Ocak 2012 tarihinde proje Kültür ve Turizm Müdürlüğünde tanıtıldı. Kurum yönetimi ve çalışanlarına tirit yapıldı ve sunuldu. Tiritin,  işletmelerde yaygınlaşması için destek istendi.

*10 Şubat 2012 tarihinde, Dernek Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu ile birlikte, tirit yapımında kullanılan malzemelerin ölçüsü ve sunum teknikleri üzerinde çalışıldı. 

03 Mart 2012 tarihinde, Proje Kurulu görüşleri değerlendirdi ve servis tabağı ve fast food sunumu üzerinde ortak karara vardı.

13 09 2012 tarihinde proje Gıda ve Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğünde tanıtıldı. İl Müdürü, proje ofisi yetkilisi ve gıda mühendisi ile görüşüldü. Projenin ilimize kazandırılması çalışmaları sürdürüldü.

 Tirit yapılan köylerimizin düğünlerde söylediği ÇEREZ TÜRKÜSÜ eşliğinde  Proje Tanıtım Slaytı hazırlandı. Bilke internet sitesi ve face sayfasında e-tanıtım yapıldı.

30 EKİM 2013 günü saat 14.00’te sayın valimiz ve yerel işletmecilerin de katıldığı sunumla proje sonlandırıldı.

PROJE TANITIM VİDEO:  http://www.youtube.com/watch?v=uqensTGNjag

İlimiz turizmine katkıda bulunması hedeflenen TİRİT PROJESİ, yeni bir yemek türünü yöremize kazandırmak için başlatılmıştır.

Yaygınlaşması için hep birlikte çalışalım.

Ayşe Yaşar SARIKAYA -BİLKE Yönetim Kurulu Başkanı

 
Yorum yapın

Yazan: 28 Aralık 2019 in sinop tirit

 

Etiketler: , , ,

2020 KIŞ GÜNEŞİ

21.12.2019-BİLKE

Sessiz kahramanlarımızla kış hediyelerimizi hazırladık. Bilke her yıl olduğu gibi bu yıl da, projelere devam ediyor. Hediyelerimizin toparlanmasında, hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz.

Köy Kent Kültür Köprüsü (4K)kurmanın, toplum sosyolojisi, sosyal dengeler, toplum psikolojisi açısından önemli olduğunu düşünüyor ve bu alanda adımlar atmaya devam ediyoruz.

Bu gün de hediyelerimizi bu amaçla paketledik. Önümüzdeki günlerde, hediyelerimizi ulaştırmayı planlıyoruz.

Katkıda bulunan herkese teşekkürler. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Aralık 2019 in paylaşım projesi

 

Etiketler: , ,

SİNOP ZEYTİNİ ULUSLARARASI TIP KONGRESİNDE

17.11.2019 BİLKE

SİNOP ZEYTİNİ ESKİ DEĞERİNE KAVUŞMALI

Geçmişte Günümüze Sinop’ta Zeytin ve Zeytinyağı kültürü başlıklı sunum, İstanbul’da düzenlenen 8. Uluslararası Tıp Etiği Kongresinde, Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU ve Dç. Dr. Betül BAKIR tarafından sunuldu. Kentimizin,böyle önemli bir konuda, uluslararası düzeyde temsil edilmesi  gurur vericidir.

Akademisyenlerimiz, sunumlarını İstanbul’da 15.11.2019 tarihinde gerçekleştirdiler. Daha sonra, telekonferans yöntemi ile Bilke Dernek Yönetim Kurulu Toplantısına katıldılar.

Sayın Prof. Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU:” Önemli bir uluslararası kongrede sunumumuzu gerçekleştirdik. Sinoplulara Sinop Zeytini konusunu uluslararası kongreye taşıma sözü vermiştim. Bu sözümü gerçekleştirdim.

Akademisyen arkadaşım Dç. Dr. Betül Hanım ile birlikte gerçekleştirdiğimiz sunum, kongrede büyük ilgi gördü. Kongreye katılanlar arasında Sinop’a tatile gelen öğretim görevlileri de vardı. Tarihi önem taşıyan, kalkınma ile ilgili böylesine önemli bir konuyu uluslararası platforma taşıdığım için beni şahsen kutladılar. Sinop’ta Roma döneminden kalan zeytinyağı üretimi imalathanesinin (bu günün fabrikası) kalıntılarının varlığı bilinmiyordu. Sunduğumuz bilgiler Sinop turizmi ve tarihini öne çıkardı. Fotoğraflar ve sunum çok ilgi gördü, bu alanları görmek ve gezmek istediler. Sinop’ta yaptığımız araştırmalar, topladığımız bilgi ve belgeler tıp kongresine katılan akademisyenlerin beğenisini kazandı. Sinopumuz güzel bir kent, zeytin kültürünü el birliği ile yaşatmalıyız.

Sinop zeytini konusunda kongrede sunduğumuz  bilgiler, Kongre Düzenleme Kurulu tarafından basılacak Kongre Bildiri Kitabında yayımlanacak. Yayınlandıktan sonar Valilik, Belediye Başkanlığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile paylaşacağız. Ayrıca bir bilgiyi daha paylaşmak istiyorum, sunduğumuz bu bildiriyi, Betül Hanım ile birlikte, uluslararası bir dergide makale olarak yayınlamayı düşünüyoruz. Projenin bilimsel tarafını gerçekleştirdik. Sinop için hayırlı olsun. Hazırlık aşamasında ekibimize yardımcı olan Sinoplulara, Sinop yerel basınımızın temsilcilerine çok teşekkür ediyorum, hepsine sevgi ve selamlarımı iletiyorum”dedi.

Daha sonra, Dç. Dr. Betül BAKIR:

“Sunumun önsözünü sizlerle de paylaşmak yerinde olacaktır” dedi:

Sinop uygarlıklar beşiği Anadolu’nun en kuzeyinde yer alan ve Karadeniz’in tek doğal liman kentidir.

M.Ö.8. yüzyılda Miletli koloni grubunun buraya yerleşerek Sinope adını vermeleri, zeytin üretimi ve ticaretini desteklemektedir. Yazılı ve arkeoloji kaynaklarına göre zeytin,5000- 6000 yıldır kullanılmaktadır.Zeytinin ve ağacının taşlaşmış fosillerine dayanarak arkeologlar Akdeniz’de M.Ö.37. 000’lere kadar vardığını tarihlendirmektedir. Bu bağlamda dönemin petrol vasfındaki zeytin ve zeytinyağının,koloni ticaretlerinde başlıca ihracat ürünleri arasında olması antic dönemlerde Sinop ve çevresini zeytin üretimine teşvik etmiştir.

Kaynaklarda Sinop Limanı, Yunan Kolonileri ve Roma Döneminde zeytin yetiştirilen bölgelerin en doğusundaki sınırı ve ihracat merkezi olarak nitelendirilmekteydi. Strabon, Kızılırmak Deltası’nın doğusundan Kastamonu ve Sinop çevresini içeren bölgeden bahs ederken “zeytin ağaçları ile kaplı ülke”demekteydi.

Karadeniz’de mikro klima özelliğe sahip Sinop ve civarında 50 000- 150 000 arasında zeytin ağacının var olduğu istatistiklerde yer alsa da günümüzde bu sayının arazilerin büyük oranda yapılaşmaya terk edilmesiyle azaldığı tahmin edilmektedir.

Ülkemizde zeytin türleri, bu günün zeytin ağacının kökenleri sayılan “olea europaea” olarak adlandırılmıştır.Avrupa kökenli yağ oranı yüksek zeytinden türemiştir. Sinop Samsun ve Kastamonu civarında yöreye has yemeklik zeytin üretimine ağırlık verilmiş, ancak bunun %2 gibi çok küçük bir oranında zeytinyağı üretimi, evlerde kısıtlı imkanlarla küçük teknelerde çıkarılarak ihtiyacı karşılamıştır.

Günümüzde özellikle Sinop şehrinde zeytin ağaçları yok olmuş,Gerze, Ayancık, Boyabat gibi ilçelerde ve kırsal kesimde düşük popülasyonda zeytin ağaçları ile varlığını sürdürmektedir.

Çalışmamaızda Sin op’ta zeytin ve zeytinyağı kültürü tarihsel boyutu ile ele alınarak, son yıllarda yore halkının bu konudaki görüş ve uygulamalarından örnekler verilecektir.

Sunum Önsözünü,BİLKE  Yönetim Kurulu ve Sinoplularla da paylaşmak istedim. Biliyorsunuz Sinop zeytini eski değerine kavuşsun, yeniden canlansın istiyoruz. Bunun için Belediyemizin aşılama alanına dikilen zeytin ağaçlarının aşılaması gündemimizde. Bahar mevsiminde uygun bir takvimde Sinop’a gelmeyi planlıyorum.Çalışmayı, aşılamada yardımcı olacak profesyonel bir arkadaşımla yürüteceğiz. Yanımızda zeytin fideleri de getirmeyi hedefliyoruz. Öncelikle aşılama alanındaki zeytinlerin aşılamasını yapacağız. Daha sonra derneğin email adresine, telefon numaralarını ve adres bilgilerini veren zeytin sahiplerinin ağaçlarının aşılamasını yapmayı planlıyoruz. Üniversitede görevliyim, çalışma takvimi konusu beni zorlasa da, özen göstereceğim.  Dilerim, Sinop zeytin ağaçları eski ününe kavuşur, çalışmalarımız bunun için, Tüm Sinoplulara sevgi ve selamlarımı iletiyorum” dedi.

Dernek Başkanımız, “Proje, Akademisyenlerimiz, Bilke ve Belediye Başkanlığı ortaklığında Ağustos ayında başlamıştı. İlk aşamada, Derneğimiz arşivinde bulunan konu ile ilgili belge, bilgi ve dokümanlar hocalarımızla paylaştık. Konu ile ilgili ilk toplantıyı dernekte gerçekleştirdik. Sinop zeytini ve zeytinyağı üretimini bilen, ailenin en son temsilcilerini bulduk. Hocalarımız, dernek yönetim kurulumuz, Sinop’ta zeytin üretiminin son temsilcileri ve konu hakkında bilgi sahibi olanlar dernekte toplantı yaptık. Sinop’ta yetişen zeytin türleri tespit edildi. Sinop eski yerli Sinop zeytin ağaçlarının araştırması yapıldı. Akademisyenlerimiz, arsa, arsa, karış karış, köy köy sahada eski Sinop zeytinlerini aradılar. Tespit edilen zeytin ağaçlarını kaydettiler.  Eski Sinop zeytininin bulunması çok önemliydi. Yaşatılması için aşılama gerekiyordu. Hocalarımızla birlikte değerlendirilmeler yapıldı ve süreç planlandı. Sonraki aşamada, Sinop Belediyesi Sinop Zeytini Aşılama Alanı belirledi ve alana zeytin ağaçları dikildi. Projenin Akademisyenlerimiz tarafından Uluslararası Kongrede sunumu gerçekleştirildi. Bundan sonra, aşamaların planlandığı gibi sürmesini hedefliyoruz. Hocalarımıza, Sinop’u uluslararası düzeyde temsil ettikleri  ve projenin başından beri öz verili çalışmaları için Yönetim Kurulu ve tüm Sinoplular adına teşekkür  ediyorum. Projenin Sinop’a hayırlı olmasını diliyoru” dedi.

Sinop, eski kaliteli, ünlü zeytinliğine kavuşsun istiyoruz. BİLKE

 

 
Yorum yapın

Yazan: 17 Kasım 2019 in sinop zeytini

 

Etiketler: , , , , ,

BİLKE İLE10 YIL

SİYASET VE DİĞER ALANLARDA TOPLUMUN SOSYAL DENGELERİ VE BİLİNÇ

Yaşar SARIKAYA

Toplum örgütleri, toplumu ne kadar tanıyor ve yönlendirebiliyor?  Yıl 2018, derneğimiz kurulalı 10 yıl oldu. Bu sürede, BİLKE hedeflerini ve çalışmalarını değerlendirdik. Dernek kurulları ile toplanarak,10 yılın sağlamasını yaptık. Popüler kültürün reklam albenisinin esiri olmadan,ezberlenmiş vitrin etkinliklerinden uzak, bir çok işe imza attık. Kültür ve bilinç farklılıklarının sebepleri konusunda bilimsel çalışmalara yer verdik. Kuruluşumuzdan beri, SEBEP- SONUÇ ilişkisi bizim için önemli oldu.

Bir alanda 10 yıl zaman harcayan siyasetçi, eğitimci, serbest meslek sahibi ve diğer insanlar, değerlendirme yaparak, geçirdiği zamanın sağlamasını yaparlar. Biz de çalışmalarımızın sonuç odaklı olması ve hedefe ulaşması beklentisiyle yola çıktık.

Toplumun bilinç düzeylerini göz önüne almadan, acaba topluma ulaşmak mümkün olabilir mi? Eleştirilen konuları sürekli dikte etmek mi, yoksa sonuç odaklı çalışmalar mı çözüm getirecektir? Eğer yaptığımız çalışmalarda sonuç almak istiyorsak, kesinlikle toplumun sosyal dengelerine bakmamız gerekir:

Beğeniler ve Kültürel Omnivorluk (http://globalmediajournaltr.yeditepe.edu.tr/sites/default/files/Sema%20MI%CC%87SCI%CC%87%20KI%CC%87P.pdf)-yazının tamamı bu linkte-

Bir toplumsal yapı bileşeni olan kültür, birikimle gelişen, toplumdaki kişilerden,kurumlardan öğrenilen ve gelecek nesillere aktarılabilen eğitim, aile, çevredeki kişiler aracılığıyla kazanılan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür (Bourdieu, 1979/1984; Williams, 1998; Gans, 1999). Maddi ve manevi değerler, bilgi birikimi, sanat, mimari, giysiler, dil, din, tarih, gelenek, görenek, yetenek, beceri ve alışkanlıklar ile ifade edilebilir. Kültür, yaşanılan toplumsal olaylar, toplumlar ya da bireyler arası iletişim ve etkileşim, medya, iç ve/veya dış göçler gibi olgulardan etkilenmektedir. Bu etkiler, bireylerin ve toplumların kültürel yapılarına yansımakta ve toplum içerisinde birbirlerinden farklı özelliklere sahip gruplar oluşturabilmektedir. Bireylerin sahip oldukları farklı seviyelerdeki kültürel birikimler onların günlük hayat pratiklerini, beğenilerini (taste) ve tercihlerini etkilemektedir.

Biz toplumdaki bireysel farklılıkları göz önünde bulundurarak geri dönüşü olan işlere imza atmak istiyoruz. Toplumun bilinç düzeylerini dikkate almamız gerektiğini önemsiyoruz. Bu nedenle, her bireye değer vermeye özen göstermeye devam edeceğiz. İnsanlar arasında üstün sınıf, zengin aile, fakir ya da bürokrat gibi farklılıkların, insanların giydiği elbiseden farklı olmadığını vurguluyoruz. Kalıcı olan, iyi ve doğru insan olmak ve toplum yararına çalışmaktır. Küresel sermaye, doğa kirliliğini körüklemekte, küresel ısınma tehlike çanlarını çalmaktadır.

Atatürk’ün “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR ” sözü yaşamalıdır. Çünkü toplumun alt seviyesi ne kadar çok düşerse, ülkelerin bağımsızlığı o kadar riske girer. Köylerde fabrikalara ihtiyacımız var. Boş toprakların işlenmeye ihtiyacı var. Tarım ülkesi olarak canlanmaya ihtiyacımız var. Köy okulları sayısı artmalı, köyler yeniden canlanmalı, köy- kent arasındaki kültür alışverişi devam etmelidir.

BİLKE İLE 10 YIL  

KUZEY YIDIZI PROJESİ

HALKBİLİM ÖDÜLLERİ

TRT ÇEKİMLERİ

PAYLAŞIM PROJESİ

EĞİTİME DESTEK TOPLANTILARI

 

ORGANİK GIDA VE EL SANATLARI KERMESİ 

 

 


ATÖLYE ÇALIŞMALARI

SAHNE PERFORMANSLARI

SİNOP TİRİT PROJESİ

 

BİLKE-İŞKUR DİKMEN KAYBOLAN EL SANATLARI PROJESİ

KÖY ATÖLYESİ ÇALIŞMALARI

ŞEHNAZ SAM EĞİTİME DESTEK KONSERLERİ

 

KÜLTÜR ARAŞTIRMALARI

 

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 30 Aralık 2018 in PROJELER

 

Etiketler: , ,