RSS

Yazar arşivleri: sinopbilke

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

sinopbilke hakkında

Sinop Bilim Kültür Eğitim Derneği Temmuz 2008'de kuruldu.

ALIŞKANLIK TANRILARI

25.03.2023- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Görkemli yapılar, para, makam, şan, şöhret ve güç için insanlık kendini nasıl da paralamış yıllarca. Uğruna ne canlar verilmiş, ne sevgiler feda edilmiş, ne dümenler dönmüş, hırs büyümüş, alışkanlığa dönüşmüş; ve yüceleştirilen tanrılar. Para tanrısı, makam tanrısı, inşaat …..tanrısı gibi.   

Pagan döneminde, doğa olaylarından ve tüm tehlikelerden korunmak için, insanlar tanrılara sığınırmış.  Güneş, gökyüzündeki cisimler, yeryüzü, ağaçlar, bazı mistik hayvanlar, nehirler gibi birçok tanrılara inanırmış. Kutsal ağaçlar, tepeler, deniz kıyıları ve mağaralar da onların kutsal mekanlarıymış.

Onlar mevsim döngülerini, toprak özelliğini, gök olaylarını yaşayarak öğrenmiş; toprağın verimini artırmanın yollarını aramışlar. Ve bu yol, Bereket Tanrısı inancını doğurmuş.. Böylece, bu günün küreselleşmesi tersine; doğayı incitmemeyi, onun dilince hareket etmeyi ilke edinmişler.

Günümüzde tapılan ilahların sayısı ise o kadar çok ki. İnşaat tanrısı, para tanrısı, güç tanrısı, siyasi inanç tanrısı gibi yüceleştirmeler, insanı teslim almış durumda. Ormanlar bina için kesilir, malzemeden kısılır, ucuza maledilir. Sonra, inşaat tanrısına ağaçlar, flora ve fauna kurban edilir.

Ya, Güç Tanrısına kurban edilen onur, şeref ve vicdandan akanlar. Siyasi inanç tanrıları için yol olan kurbanların sınırı bile yok. İnsanları soyutlaştırmak, yüceleştirmek ve tanrılaştırmak da cabası.  

Alışkanlıkların tanrılaşmasına izin vermeyelim.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

SİNOP KIRMIZI AŞI BOYASI

20.03.2023- BİLKE

Zengin tarihi geçmişi olan Sinop’ta yaşıyoruz. Kaynakları karıştırdığımızda, hep karşımıza bağımsız koloni olan SİNOP çıkıyor. Güzel kentimizin tarihi zenginliklerinden biri de SİNOP KIRMIZISI adı ile anılan toprağıdır. Sinopya adı da verilen bu toprak, Sinop Sülük Gölü alanında bulunan volkan ağzından püsküren lavların etkisiyle değerini kazanmıştır. Kapadokya Bölgesi de lav atıklarından peri bacalarının oluştuğu yerdir. İki bölge toprağının, değerini lav atıklarından aldığı aklımıza geliyor.

O zaman, gelin dünya üzerinde AŞI BOYASI nerelerde ve nasıl kullanılmış sorusuna cevap arayalım. Sinop Aşı Boyası hakkında yazılı kaynakların temeline inme fırsatına erişiriz. İnsan kültürü, coğrafyaları ve tarihleri aşarak seyreder çünkü. Bu konuda yapılan akademik çalışmalar:

foto: dünyada en eski aşı boyası -kaynak arkeofili

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/779091

ANADOLU’DA ERKEN PREHISTORİK DÖNEM
KIRMIZI AŞI BOYASI KULLANIMI- Neyir KOLANKAYA-BOSTANCI-Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü

Özet:

Bu makalede, kırmızı aşı boyasının Anadolu’daki kullanımı ve sembolik anlamı, arkeolojik ve etnografik çalışmalar ışığında sunulmaktadır. Siyah ve kırmızı boyalar Prehistorik dönemlerde en eski boyaları oluşturmaktadır. Bu iki renkten kırmızı, genellikle aşı boyası, hematit ya da demir oksit şeklinde Prehistorik renk paletinde hakim olan rengi oluşturmaktadır. Her ne kadar bazı bilimsel çalışmalar, kırmızı aşı boyasının taş aletlerin sapa takılmasında ve deri hazırlanmasında kullanılan bir
malzeme olduğunu ortaya koysa da sembolik ve ritüel geleneklerin ilk kanıtı arkeolojik kayıtlarda kırmızı aşı boyası formunda görülmektedir. Yaşam, yeniden doğum, bereket, dönüşüm ya da statüyü temsil eden güçlü sosyal ve kültürel bir sembol olarak kırmızı renk, insan kapasitesinin fosil göstergesidir. Arkeolojik veriler, Alt Paleolitik Dönem’den tarihi dönemlere kadar kırmızı aşı boyasının, ritüel vücut ve yüz boyama, aletlerin ve sembolik buluntuların süslenmesi, mezarlarda sembolik kullanımı,
kadın figürinleri ve mağara resimlerinin boyanması gibi farklı bölgelerde çeşitli kullanımlara sahip olduøunu göstermektedir. Anadolu’da ise aşı boyası kullanımı ilk kez Üst Paleolitik Dönem’de görülmekte fakat Neolitik Çağ’da, sembolik ve ritüel işlevleri ile birlikte doruk noktasına ulaşmaktadır.

Paleolitik Çağda Avrupa ve Asya’daki birçok buluntu yerinde çeşitli boya örneklerine rastlanılmış olmasına rağmen, en yoğun grup Afrika’da saptanmıştır. Afrika’da en eski aşı boyası kullanımı Zambiya’da yer alan Twin Rivers buluntu yerinde GÖ 270 000-170 000 yılları arasına tarihlendirilmektedir. Söz konusu buluntu yerinde 300’den fazla boya kalıntısı
ele geçmiştir(6)
Bu örnekler, aşı boyasının doğadan ham olarak toplanıp hazırlanmasına yönelik en erken kanıtları oluşturmaktadır(7).
İlk örneklerden biri olan ve günümüzden 40 000 yıl öncesine tarihlenen, Fas’ta bulunmuş olan ve üzeri kırmızı boya ile kaplanmış olan Tan-Tan heykelciği de dikkat çekicidir(8).

6 Barham 2002, 181-189; Pedru 2006, 204.
7 Wreschner ve diø. 1980, 632. 8 Power 2004, 80.


Kırmızı aşı boyası-( ESKİ ÇAĞ TARİHİNDE SINOPE-ÖZDEMİR KOÇAK- lSTANBUL ÜNİVERSlTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ESKİÇAĞ TARİHİ ANABİLİM DALI)

Bu aşı boyası miltos (μıAtocr) ya da Evcotıcr diye isimlendirilmektedir. Aslında Sinope’den ziyadeK appadokia’da bulunmaktadır. Fakat ana ihraç merkezinin Sinope olması sonucu, zamanla Sinopis toprağı adıyla anılmaya başlanmıştır.

Parlak kırnızı rengi ve kum taşı içermesinden dolayı ragbet görnekte idi. Genelde ev, gemi ve tahta eşyalarda kullanılmakta idi. Mobilya dekorasyonu,tahta oymacılığı, küçük terra-kota heykelciklerde bile sanatsal amaclarla kullanılmakta idi (l 9)

Plinius, Sinope aşı boyasının resım yapmakta kullanıldığını anlatırken, bunun Ephesos’daki benzerine tercih edildiğini de
kaydetmektedir20.

Plutarkhos ise Sinope kırmıızı toprağını minerolojik olarak incelemektedir(21). M.Ô.4. yüzyılın sonlarında Ephesos’un
Lykaonia’da Sızma yanındaki madenlerden toprak getirip Sinope aşıboyası pazarna darbe vurması ile bu ticaretide azalmıştır”.

19- Plinius, NH, XXXVI.13; Ramsay, JHS, VI1 (1882), s.260; Robınson, AJP, XXVll-2 (1905), s.140 vd.; BIOıruner, a.g.e., s.315; Ramsay, Klio., xxxm (1929), s.369.
20- Slrabon, lli.2.6; aynca bk. Plinius, NH, XXXIII.39.
21- Plutarkhos, Mora/la, 436.b-c.
22- Strabon, XII.2.10; aynca bk. Roebuck. a.g.e., s,21

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

NORMAL NEDİR

10 MART-2023- Seyfullah ÇALIŞKAN

Yağmur yağıyor. Çise çise, usul usul, yumuşacık. Ölümlerin ardından, mezarlardaki göz yaşları kurumadan… Yağmur yağıyor, hüzün, keder ve acı harmanı bir yağmur. Yapraksız dalları ağlıyor ağaçların. Söylenecek söz tükenmiş, boğazımız düğüm düğüm… Enkazlar altında yitirdiğimiz canların gündemini yavaş yavaş kalın bir toz tabakası kaplıyor. Her geçen gün azalıyorlar. Hayat normale dönüyor diyor televizyonlar. Şimdi enkaz altında kalan eşyalarını çıkarıyormuş depremzedeler. Can malın yongası diye de ekliyor.

Yağmur yağıyor. Yaşadığı kabusun kollarını kesip yataktan fırlamış birinin telaşıyla. Çatur çutur, paldır küldür… Camları, kiremitleri dövüyor. Sokak lambalarını, teneke çatıları… İnsan elinde olmadan çadırlarda yaşayanları düşünüyor. Çamurdur her taraf, ıslaktır. Soğuktur hatta. Kurtulduğu için suçludur bakışları belki de. Keşke ben de ölseydim de onları yalnız bırakmasaydım. Ya da geride kalıp katran kadar koyu ve kara hüznü hiç yaşamasaydım. Hayat normale dönüyor, diyor televizyonlar. Sadece temizlik maddeleri, bebek bezi, kadın peti, iç çamaşır ve yazlık giysiler gerekliymiş. Sorunlar artık iyice kolaylaşmış. Bir iki haftaya kadar hiç sorun kalmayacak. Yakında depremden korunaklı zeminlere yeni konutlar yapılacakmış. Siyaset gündemi masaları devirip kaldırıyor. Enkaz altında can verenlerin resimleri soluyor, unutuluyor. Yaşadıklarımızdan ders almalıyız diyor politikacının biri. Ya laf olsun diye konuşuyor. Ya da bir mucize bekliyor. Nasıralı İsa mesih olarak dünyaya geri dönecektir.

Yağmur yağıyor. Ne uyumanın eski tadı var. Ne uyanmanın, ne acıkmanın, ne doymanın, ne ıslanmanın ne de yağmurun. Yaşamın tuzu eksik, unumuz acımış sanki. Ne gülmelerde eski keyif, ne hüzünlenmenin hafif esrik ve buruk tadı… Çıplak ağaçlar çiçeğe duracak biliyorum. Ama bu bahar hiç ber şey eskisi kadar güzel olmayacak. Çiçeklerin rengi daha soluk, kokusu daha az yayılacak sokaklara.

Mart 2023

 
Yorum yapın

Yazan: 10 Mart 2023 in KONUK YAZARLAR

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

SİNOPE SİKKELERİ

09.032023- İsmet EBCİOĞLU

Tamamı: Neşredilmemiş yeni Sinope Şehri Sikkesi ve Onunla İlgili Bazı Sorunlar- İsmet EBCİOĞLU makalesinde

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Sinuwa-Sinope ilişkisi

04.03.2023-ÖZDEMİR KOÇAK TEZ ÇALIŞMASI-1993- İSTANBUL

Foto Sinop Drahmisi – Ö. ÖZTÜRK

“Hitit metinlerinde geçen Sinuuaıs ile antik dönemdeki Sinope’nin aynı yerler olduğu konusunda görüşler vardır. Bu görüşler genel olarak filolojik delillerin üzerine oturtulmaktadır(l9).
Hitit metinlerinde Sinuua ismi iki çivi yazılı metin cildinde geçmektedir(2o).

Bunlardan biri şöyledir;
“Bir kuzu Sinuua Şehri tanrılarına, bir kuzu Tauanaka Şehri tanrılarına “21 (Lev.XIII-XIV).

Buradaki metin Antuhşum Bayramı ile ilgilidir. Çivi yazılı tablette şehir tanrıları için sunulan kurbanlar ve onların sayılan anlatılmaktadır. Sinuua Şehri tanrılarına da 1 kuzunun kurban edildiği belirtilmektedir(22).
Ancak iki metni dayanak yaparak bu konuda kesin bir görüş ileri sürmek ne derece doğru olacaktır. Kaldı ki şu ana kadar bölgede yapılan araştımalar bu döneme tarihlenebilecek bir yerleşmenin varlığına işaret etmemektedir(23). Bundan dolayı Sinuua ile Sinope eşitliğini öne sürmek için vaktin henüz erken olduğu kanaatindeyiz.”

Sinop Drahmisi FOTO- Ö. ÖZTÜRK

18- KBO. iV 13 I 451 ; KBO .. \v142 Rs. 6′; Monde-Tischler, a.g.e., s. 3S8.
19- Umar, Torklye’dekl Yer Adları, s.342; 732. B.Umar ;” Sinuwa, Sinop kentinin ilkçağdaki adının
Hitit metinlerinde görOlen biçimJdir. Sinop ekonomJsinin o çağda ömllikle balıkçtlığıı bağımlı
olduğunu bilmekteyiz. Bu yüzden, kentin S(wa)- İnuwa, Güz.el-balıklık (balıkyurdu) adını taşıması
pek yerli yerindedir” demektedir. Aynca O, Sinuwa’mn Luwi dili. sö:zcük ve takılarıyla türetilmiş
adlann Paphlagonia’da kullanılan · örneklerinden biri olduğu görüşündedir. Aynca bk. Ertem,
Col,rafya Adları Dizini, s.125.
20- KBO. IV 13 I 45′ -,KBO XVI 42 Rs. 6′
21- KBO. IV 13 I 45′; Monde-Tischler, a.g.e.,s.358
22- KBO. IV 13 145′; Monde–Tischlcr, a.g.e., s.358
23- AraşbmıaJann, öı.ellikle bu yörelerde yetersiz oluşu da gözönüne alınmalıdır. · Çünkü yörede
sadece Gerze Köşk Höyilğil’nde M.Ö.1800’e ait Er Hitit malzemesi ele geçmJştir. bk.s.28.

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

CİHANNÜMA’DA SİNOP

26.02.2023-Ayşe TOSUNOĞLU Doktora Tezi – Tez Danışmanı: Prof. Dr. İsmet MİROĞLU

Katip Çelebi, Cihannüma’da Sinob’u şöyle anlatır(1):

Sinob Karadeniz sahilinde bir küçük murabba’ şekil adanın bir ince kumsal yolu ile büyük karaya payvestedir. O yol üzerinde bir

kale ve bir şehirdir ki, taşradan gelince Sinob’un kara kapısında ol adaya duhul olunur. Bu şehrin etrafı kumsaldır.

Şehir güya kum içinde kalmıştır. Ol adayı bir dağ ihata etmiştir. Ona Boztepe derler. Azinı mesire ve akarsuları vardı

ve ta zirvesinde ve bir havalesiz mahallinde bir latif pınar kaynayıp akar garaibtendir. Bu dağ da bir göl dahi vardır.

Karadeniz’in Sinob tarafları ekser taştan kesme yerlerdir”

FOTO.BİLKE ARŞİVİ

Sinob kalesinin inşa tarihi M. ö. 72’dir. Kurucusu büyük IV. Mitridat’dır. Ondan sonra kale, muhtelif ilaveler ve

ta’mirler gönnüştür . Asıl Sinob şimdiki Sinob olmayup, yine onun yanında ve hatta onun mevkii üzerinde diğer bir

kasaba idi. Şimdiki Sinob dahi aynı önemi taşıyan müstakim bir kasabadır.

Sinob Selçuklulardan sonra, Candaroğlu Kötürüm Bayezid ve en son olarak da Fatih Sultan Mehmed tarafından alınmıştır.

Sinob’un merkez halkı ticaret, zana’at, balıkçılık ve gemicilikle, köyler ise zira’at, hayvancılık, toprak mahsülleri

ve orman işleri ile geçinirler. Kuyumculuk ve cevizden sedefli sigara kutulan gibi ince zana ‘at, dülgercilik ve marangozlukla

tanınmışlardır. Balıkçılık ve gemicilik daha fazla orandadır. Toprak mahsüllerinden buğday, arpa, dan ve mısır gibi

hububat, elma, armut gibi meyveler. keten ve kenevir yetiştirilir.

1 Katıp Çelebi, Cihannüma, s.649.

KAYNAK:TAPU-TAHRİR DEFTERLERİNE GÖRE XVL YÜZYILDA\,1 KASTAMONU SANCAGI Doktora tezi- Ayşe TOSUNOĞLU

BİR BAŞKA KAYNAK:

Seyahatnameler’de Sinop
Süreyya Eroğlu- SDÜ. Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü

A. Alev Dİrer Akhan-NKÜ- Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

17.yüzyılda kente gelen Katip Çelebi ise, “ Karadeniz sahilinde kareyi andıran, tek yanı ile karaya bağlı kalesi ile güzel bir kenttir. Sinop’un kara kapısından girerek kaleye ve adaya varmak için ada kapısına gidilir, oradan da adaya geçilir. Bu kentin çevresi
kumsallıktır, bol akarsularıyla güzel bir mesireliktir. Bostanı ve meyvesi boldur.

Yeni bir camisi vardır. Minberin tavanı ve döşemesi, kapısı ve kapısının korkulukları tümüyle yekpare mermerdir. Duvarları baştan başa ayet ve hadislerle bezelidir. Sinop Kalesi dört kapılıdır, batı kapısı denize açılır. İç kalesi yüksek, sarp ve sağlamdır, iç kaleye asma köprü ile geçilir,” cümleleriyle Sinop’u tasvir eder. Seyyah, ağırlıklı olarak cami ve kalenin üzerinde durur (Özcanoğlu, 2005:122).

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

SÖZ BİTTİ BEN DE BİTTİM

22.02.2023- A. Yaşar SARIKAYA

Görünenin arkasındaki gerçek, aslında bize sessizce haykırır. Duyargalar durumu algılar ve her şey anlamını yitiriverir. Gerçek yüze tokat gibi iner, sarsılır insan. 99 depreminde de aynısı olmuştu. 24 sene geçti, bu sefer de 10 il felaketi yaşadı. Fay hattının dili vardı, o bizimle konuştu. Bilim adamları o sesi duydu ve deprem haritasını çıkardı. Bile bile lades olunca, binalar yıkıldığı gibi hepimiz de yıkıldık.

BİLKE olarak, 18 Şubat günü Sinop KYK’da misafir olan depremzede çocuklarla buluştuk. Pastel boyalarımızı ve resim defterlerimizi çocuk sayılarına ve yaş gruplarına göre aldık. Yönetim ve Denetleme Kurulundaki arkadaşlarımız ve çocuklarla birlikte salonda RESİM dersi yaptık.

Önce MUTLULUK öyküsü ile başladık konuşmaya. İlgiliydi çocuklar, önermesi, sorular ve cevaplar derken bir taraftan da resim yaptılar.

Çocuklardan biri bana seslendi

“resmime bak”diye.

Baktım “ne güzel kalp yapmışsın, bak önünde renkler de var istersen boyayabilirsin” dedim. “Hayır boyamak istemiyorum” dedi. İşte o an, SÖZ BITTI BEN DE BİTTİM

Deprem bir daha yaşanmasın demek çok kolay. Esas olan önlem almaktır. Artık bu ders yetmiş olmalı. Müteahhitlere verilen imar izinleri, izini veren yetkililer, belediyeler, resmi makamlar sorumluluğu almak zorunda. BU BÖYLE GİTMEMELİ.

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Deprem ve Sonrası Psikolojisi

21.02.2023- Doç.Dr. Şafak Nakajima -Kinik Mikrobiyoloji, Viroloji, Klinik Psikoloji, Klinik Hipnoterapi

Deprem sonrası yardım ve kurtarma çalışmaları büyük ölçüde yaşam kurtarma, canlıların rehabilitasyonu, bina ve alt yapı hizmetlerinin onarılmasına yöneliktir. Oysa deprem, fiziksel yıkım ve ölüme yol açmanın yanı sıra yaşamda kalanlar için ciddi psikolojik sorunlar yaratabilen bir doğal felaketidir.

FOTO: son deprem bölgesi -NTV

Deprem deneyimi ile, psikolojik gerilim ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gelişimi sorunları ilişkilendirilmiştir. Deprem mağdurlarının, kaygı, korku ve TSSB bulgularını azaltmada yararlı olduğu bilinen psikolojik tedavilerden yararlanması sağlanmalıdır. Bu yaklaşım, mağdurların gelecekte karşılaşabilecekleri depremler için de psikolojik olarak daha hazırlıklı ve dirençli olmalarını sağlayacaktır.

Deprem sonrası yapılan yardımlar, ağırlıklı olarak yaşam kurtarılması, fiziksel yaralanmaların tedavisi, barınak sağlanması ve alt yapı hizmetlerinin düzeltilmesine yöneliktir. Psikolojik etkilenme sürecinin saptanma ve tedavisinin daha karmaşık ve uzun süreli olması, bu alandaki hasarın, çoğu kez kendi haline bırakılmasıyla sonuçlanmaktadır. 1999 İzmitİstanbul, 2004 Endonezya, 2005 Pakistan ve 2011 Japonya depremlerinde, çok sayıda can ve mal kaybının yanı sıra insanların yaşadığı psikolojik yıkım, artan iletişim araçlarının yardımıyla, tüm dünyanın gözleri önüne serilmiştir (1).
Deprem ve sonrasında verilen tepkiler, olayın şiddeti, mağdurların kişilik yapıları, toplumsal değerler ve geçmiş deneyimler nedeniyle farklılıklar gösterir. Güvenli binalarda yaşayan ve deprem konusunda eğitimli bir Japon’un, güvenliksiz binalarda ve deprem konusunda hazırlıksız bir ülkede yaşayan bir bireyden farklı tepkiler vereceği açıktır.

Deprem ve Beyin
Deprem gibi yaşamı tehdit eden beklenmedik olaylar karşısında, insan beyni, anında iki tür tepki verir: Bunlardan ilki tehlikenin değerlendirmesini yapmak ve ikincisi ise tehditten korunmaktır (2).

Tehdit, ‘’Savaş ya da Kaç’’ yanıtı yaratır. Tehlikeden kurtulmak için ortaya çıkan bir dizi fizyolojik değişim sonucu, kalp atımı ve soluk alıp verme hızının artması, kas gerginliği, korku, şaşkınlık içinde olanlara inanamama hali, uyuşma hissi, terleme, titreme ve bulantı bulguları ortaya çıkabilir. Tehdit ortadan kalktıktan sonra ise, yaşanan zorlu sürecin, insanın duygu ve düşünce dünyasına ve yaşamının anlamına yaptığı etkiyle baş edebilme sorunu ortaya çıkar.


Deprem Sonrası İnsan Psikolojisi

Deprem sonrası psikolojik reaksiyonlar arasında konfüzyon, korku, keder, suçluluk ve öfke gibi güçlü zihinsel ve duygusal durumlara rastlanabilir. Uyku ve odaklanma sorunları ortaya çıkabilir. Yaşananlar zihinde sürekli canlanabilir (3).
İnsanların büyük çoğunluğu, deprem deneyiminden önce çok sarsıcı bir travmayla karşılaşmamış oldukları için, dünyayı güvenli bir yer olarak kabul eder ve yakınlarındaki insanların birdenbire ölebileceği düşüncesini taşımazlar.
Bu güven ve inanç, ömür boyunca yavaş yavaş inşa edildiğinden, ortaya çıkan ani değişime aynı hızla uyum gösterebilmek insan psikolojisi için çok zordur. Yaşamın paylaşıldığı insanlara ya da olgulara dair geçmişteki anılarla, depremin yarattığı, kayba dayalı yeni gerçeklik, bilinçte birbiriyle çelişen farklı duygu durumları yaratır.

Her koşulda yapılması gereken, ilk yaraların sarılmasından sonra, yaşanan trajedinin kabullenilmesi, yaşamın yeniden anlamlandırılması ve kalınan yerden yaşamsal sorumluluklara devam edilebilmesidir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

İnsanların büyük bir bölümü birkaç hafta içerisinde yeni duruma alışıp, iç dengelerini kurar ve zorluklarla başa çıkarken, bazı insanlar için sıkıntılı süreç, aylar ve bazen yıllar boyu devam eder. Bu duruma, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) adı verilir (4).
Travma sonrası stres bozukluğu tablosunda, travma yaratan asıl olayın sürekli olarak zihinde ve rüyalarda canlanması, travmayı anımsatan uyaranlardan kaçınma, duygusal küntleşme, yaşama yönelik umutsuzluk, uyuyamama, öfke ve huzursuzluk bulgularına rastlanır. Tanı için bu bulguların bir aydan daha uzun süre devam ediyor olması, sosyal yaşam, iş yaşamı ve diğer uğraşılarda ciddi bozulmalara yol açması kriterleri aranır. Her üç insandanbir i, yaşamı boyunca ağır stres yaşar. TSSB, bu olguların ortalama % 10’unda ortaya çıkar.
Japonya’da yapılan bir çalışma, TSSB tablosuna kimlerin yakalanabileceği konusunda öngörüde bulunan bazı sonuçlar ortaya koymuştur. 2011 yılında Japonya’nın Sendai bölgesinde yaşanan deprem ve onu izleyen tsunami, çok
sayıda can kaybına ve sosyoekonomik anlamda büyük bir yıkıma yol açmıştır (5). Deprem bölgesinde bulunan Tohoku
Üniversitesi’nde çalışan Japon nörobilim araştırıcıları, deprem öncesi arşivlerinde beyin görüntüleme verileri bulunan 42 kişiyi, depremden 3-4 ay sonrasında yeniden görüntüleme
ve TSSB bulguları için değerlendirmiş ve her iki döneme ait beyin görüntüleme bulgularını karşılaştırarak, beynin TSSB’na yatkınlığını ve travmanın beyin yapısına etkilerini incelemişlerdir (6).
Depremden sonra yüksek düzeyde TSSB bulgusu veren kişilerin beyinlerinin, deprem öncesi yapılan görüntülemelerinde, anterior
cingulate cortex bölgesinin, normalden daha küçük olduğunu saptanmıştır. Anterior cingulate cortex, duyguları monitorize etmek
ve kontrol altında tutmaktan sorumludur. Bu bulgu doğrultusunda, bazı olgularda, beyin yapısının, TSSB için uygun zemin oluşturma potansiyeli taşıdığı öngörülebileceği ileri sürülmüştür. Diğer yandan, aynı araştırma kapsamında,
beynin, korkuyla ilintili anıları elimine etmekten sorumlu orbitofrontal cortex bölgesinin, travma etkisiyle küçüldüğü ortaya konmuştur. Harvard Tıp Fakültesi psikiyatrlarından Roger Pitman, bu bulguların zamanla, askerlik gibi riskli mesleklerde çalışacak insanların, TSSB’na yakalanma potansiyellerinin önceden saptanmasında ve travmaya karşı koruyucu ilaçlar
geliştirmede yarar sağlayacağını bildirmiştir.

Makalenin Tamamı:

 

Etiketler: , , , , , , , ,

DEPREMİN GELMESİNİ BEKLEMEYELİM TEDBİR ALALIM

18.02.2023-BİLKE

Güzel bir Sadi Sirazi hikayesine yer veriyoruz bu gün. Neden mi? Anadolu deprem bölgesi, biliyoruz ki her an risk altındayız. Rastlantılara teslim olup “saldım çayıra mevlam kayıra” anlayışı bizi korumayacak. Deprem bize uğramadı diye duyarsız olamayız. Artık Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin ilk önlem paketi DEPREM olmalıdır. Elimiz kolumuz bağlı gibi depremi bekleyemeyiz.

KIYMET BİLMEK

“Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.
Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Sakinleştirmek için çok uğraştılar, ama bir türlü mümkün olmadı.
Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı,

‘Müsaade buyurursanız ben onu sustururum’ dedi.

Padişah da ‘Lütfetmiş olursunuz’ dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler.
Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahın hoşuna gitti.

‘Bu işte hikmet nedir’ diye sordu.

Yaşlı adam cevap verdi:
‘Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu.
İşte bunun gibi, sıhhatin kıymetini de hastalığa tutulanlar bilir. Bir felakete duçar olmayan kimse de huzurun kıymetini bilemez Ey karnı tok kişi! Arpa ekmeği sana hoş gelmezse de bana nimettir. A’raf cennettekilere cehennem olsa da cehennemdekilere cennettir.

Yarini sinesine saran aşıkla, hasretle gözü yollarda kalan çaresiz kişi bir midir?

KAYNAK:Gülistan – Sa’di-i Şirazi- Okunmaya değer hikayeler eğitim sitesi

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Şubat 2023 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Depreme Dayanıklı Yapılar İçin Beş Önemli İpucu

17.02.2023- MAKALE- İlay Çelik Sezer

FOTO: Hatay’da yıkılan bina tabelası

İlay Çelik Sezer – TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi- Depreme Dayanıklı Yapılara Yönelik Yeni Teknolojiler

Rijitlik ve Dayanım:

Yapıların uygun düşey ve yatay (ama özellikle de yatay) rijitliğe ve dayanıma sahip olması gerekiyor. Yapılar kendi kendilerine ayakta kalabilmeleri için çoğunlukla zaten düşey doğrultuda belirli bir dayanıma
sahip olacak şekilde inşa ediliyor. Ancak depremler binaya düşey yüklere ek olarak yatay yükler de getirdiği için yatay
doğrultudaki dayanımının ayrıca ele alınması gerekiyor.


Planda ve Düşeyde Düzenlilik:

Bu özellik binanın yatay yönde itki aldığında nasıl hareket ettiği ile ilgili. Deprem
güvenliği alanındaki uzmanlar deprem sırasında binanın her yerinin eşit derecede hareket etmesini, böylece enerjiyi herhangi bir tarafa daha fazla kuvvet gelmeyecek şekilde dağıtmasını ister. Eğer binanın planında veya düşeyde düzensizlik varsa bina sarsıldığında zayıf noktalarda hasar meydana gelebilir ve bu hasar binanın tamamına yönelik bir hasarı da beraberinde getirebilir.

Yedekli Tedbirler:

Uzmanlar binalarda depreme dayanıklılığa yönelik birden fazla stratejinin kullanılması gerektiği, böylece birinin bir şekilde işe yaramaması durumunda binayı koruyan diğer tedbirlerin de hazır bulunması gerektiği konusunda hemfikir.
Temel: Sağlam bir temel depremler ya da başka afetler söz konusu olsun ya da olmasın tüm binaların sahip olması gereken önemli bir özellik. Farklı zeminler, binaların temellerinin farklı şekillerde sağlamlaştırılmasını gerektiren farklı özelliklere sahiptir. İlgili profesyonellerin inşaata başlamadan önce zeminin özelliklerini iyi anlaması ve buna göre plan yapması çok önemlidir.


Kesintisiz Yük Zinciri:

Bu özellik binanın yapısal olan ya da olmayan tüm parçalarının birbirine sağlam bir zincir
gibi bağlanmış olmasını ifade ediyor. Binada çok sayıda güçlü nokta bulunması, deprem ya da başka afetler sırasında
etkiyen kuvvetlerin binanın belirli bir yerinde yıkıcı hasar oluşturmak yerine eşit şekilde dağılmasına yardımcı olur.

algılayıcılar depreme ilişkin sismik etkinlikleri belirlediğinde algılayıcı ağı bir hava kompresörüyle haberleşiyor ve kompresör uyarıdan sonraki yarım saniye içinde bina ile temeli arasına hava basıyor. Hava yastığı yapıyı yerden 3 santimetreye kadar kaldırarak yapıyı yıkıcı olabilecek kuvvetlerden yalıtıyor. Deprem sona erince kompresör devreden çıkıyor
ve bina yeniden temeline oturuyor. Bazı deprem yalıtımı yöntemleri verimli ve ekonomik açıdan elverişli şekilde eski
binalara da uygulanabildiği için avantajlı bulunuyor.

Darbe Emiciler:
Binalara depreme karşı dayanım kazandırdığı kanıtlanmış bir diğer teknoloji de taşıt endüstrisinden ilham
aldı. Motorlu taşıtlardaki istenmeyen sarsıntıları kontrol eden amortisörler, yoldaki sarsıntılardan kaynaklı
kinetik enerjiyi bir hidrolik sıvı tarafından emilen ısı enerjisine dönüştürerek titreşimlerin şiddetini azaltır.

MAKALENİN TAMAMI:

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,