RSS

Yazar arşivleri: sinopbilke

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

sinopbilke hakkında

Sinop Bilim Kültür Eğitim Derneği Temmuz 2008'de kuruldu.

SİNOP TİCARİ PAZARI HAK EDİYOR

16.06.2021-BİLKE

Önceliğimiz, sürdürülebilir olması ve bu işten halkın faydalanmasıdır. Yazılarımızın da temel dayanağı budur. Konu, Sinop el sanatları ürünlerinin kamu ve sektörel alanlarda tanıtımının sağlanması için özellikle ele alınmaktadır. Kastamonu, Çorum, Çankırı, Sinop Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı kapsamındadır. Bu iller arasında biz neredeyiz?

Sinop el sanatları bakımından gereken donanıma sahiptir. Sadece Safranbolu, Denizli, Kastamonu gibi bu değerleri üst aşamaya taşıyacak kurumsal adımlar gerekmektedir.

tasarım: Y. SARIKAYA- 2004- dikiş: Hamdiye ŞAHİN- Manken: Bengül ÖZKARA

Gelin bu gün Boyabat ve Durağan çemberi hakkında yapılan bir çalışmayı okuyalım:

Seyfullah GÜL -SİNOP’UN KÜLTÜR COĞRAFYASI

Boyabat- Durağan Çember Dokuma
Çember, yörede çok eskiden beri dokunan ve başörtüsü olarak kullanılan kenarları renkli şeritlerle çevrili ortası renkli ipliklerle işlenmiş motiflerle bezeli Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ilçelerinde sıklıkla görülen bir dokuma
türüdür.

Çember, Orta Asya kültürü kökenli olmakla birlikte kültür aktarımı ve kültürel yayılma ile yöreye gelmiş, yöreye has bir biçim kazanmış kültür ürünüdür. Halen yörenin kırsal kesimine ait köylerde yüzlerce çember tezgâhı
bulunmaktadır.

FOTO-S.GÜL

Günümüzde Vezirköprü, Durağan, Boyabat ve Saraydüzü gibi yerleşim yerlerinde başörtüsü olarak kullanılmaya devam eden çember, bu işlevinin yanı sıra masa, sehpa gibi yüzeylerde örtü olarak, ayrıca gömlek, bluz gibi elbiselerde model veya aksesuar olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

baygın isimli çember deseni-S.GÜL

Önceleri sadece pamuk ipliğiyle dokunan çember, günümüzde sentetik ipliklerle de dokunur olmuştur. Doğal beyaz ya da ağaç külüyle ağartılmış pamuk ipliklerle dokunan çemberin kenarları makam ipi denilen kök boyasıyla elde edilmiş
bordo renkli pamuk ipliğiyle oluşturulmaktadır.

büyük demirkırat isimli çember deseni-S. GÜL

Çözgü dolabında çözme işlemi yapıldıktan sonra bezayağı dokuma örgüsüyle yörede düzen ya da işlik denilen dokuma tezgâhlarında dokunmaktadır. Tarak boyuna göre genellikle
50‐60 cm eninde ve 100‐120 cm boyunda dokunur. Kenarları şerit halinde orta kısmı bütün olarak desenlidir. Çemberin üzerine dokuma yapılırken demir kırat, kibrit kabı, baygın gibi nakışlar atılır.

SİNOP’UN KÜLTÜR COĞRAFYASI-Seyfullah GÜL

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Haziran 2021 in Genel Kültür

 

Etiketler: , , , , , , , ,

IHLAMUR AĞACI

14.06.2021- Şafak Gündüz SARIKAYA

Geç kalmıştım. Aceleyle evden çıktım, Deniz Otobüsünü yakalarsam işe yetişebilirdim. O zamanlar İstinye ve Yeniköy’e eşit mesafe uzaklıkta bir evde oturuyordum. Deniz Otobüsü İstinye’den kalkıyordu. Yeniköy yolunda yürümeyi, mis gibi kokan ıhlamur ağaçları ve manzara için tercih ediyordum. Deniz manzarası, ıhlamur kokusu unutulmazdı.

O zamanlar annem ve babam benimle birlikte oturuyordu. Bir gün evde kitap okuyordum. Aniden kuvvetli bir sesle sarsıldığımızı hissettim. Binanın penceresinin demir korkuluğuna kamyon çarpmıştı. Çarpmakla kalmamış demir korkuluğu yerinden çıkarmıştı. Birkaç saniyede kamyonun önüne nasıl kendimi attığımı hatırlamıyorum. Şoföre bağırmış da olabilirim, ne yapıyorsun diye.

Ama şoför durur mu? Aracı hareket ettirdi, ben hızlıca aracın önüne geçtim, o da mecburen durdu. Yol aşağı doğru meyilli, rampaydı. Ondan sonrası hayal gibi. Adam ben önündeyken aracı tekrar hareket ettirdi, yani beni ezmeye çalıştı. Hızlıca düşündüm, yapacak fazla seçeneğim yoktu. Ya bir kaleci edasıyla yana kendimi atacak ya da ezilecektim.

Fakat ben ne yaptım, ayağımda terliklerle kaputun üstüne çıktım, çıkmasam ezilecektim. Şoför o kadar korkmuştu ki, ne bilsin aksiyon filmlerindeki gibi hareket halindeki kamyona bir adam terlikle çıkacak. Ben yavaş yavaş şoför kabinine ilerliyordum. Olayın yaşattığı heyecan ve adrenalinle bağırdım, şoför de aracı durdurdu.

Annem ve babam da gürültünün etkisiyle evden çıkmıştı. Onlar da hasar var diye arabanın önüne geçip durumu anlatmaya çalışıyorlardı. Bir taraftan da beni aşağıya indirmeye çalışıyorlar, bir taraftan şoföre hasarı ödemesi gerektiğini söylüyorlardı. Bir ara annemin o kısacık boyu ile kaputa tırmanmaya çalıştığını görünce, Türk Filmlerindeki Adile Naşit’i anımsadım. Masum kamyon şoförüne saldırı yapan çılgın aile film karesi gözümün önüne geldi.

Aslında arabada rehin kalmıştım, inmek istiyordum ama adam kaçmaya çalışıyordu. O kaçıyor, arabada beni de kaçırıyordu. Sonrasında olaylar şaka gibi gelişti. Kamera şakası gibi mahalleli bir anda birikti, hani şu işi organize yapalım deseniz senkronize olamazsınız. 30-40 kişi birden toplandı, in oradan, yapma, adamı tanıyoruz, iyi bir insandır.

Yine inmek istiyorum ama kalabalık toplanmış aslında bir konuşma yapmak daha iyi olurdu diye düşündüm.

-“Romalılar, sevgili halkım, ne iyi ettiniz toplandınız, bu masum şoföre eziyet ettiğim için kusura bakmayın der, oradan da bir tirada bağlayabilirdim.”

Bir de itibarlı bir işim vardı, onları düşünemiyorum. İş arkadaşlarım, boş vakitlerinde Tom Cruise gibi kamyon üstlerinde vakit geçiren bir çalışanları olduğunu bilseler, ne yaparlardı. Tom Cruise bu arada aksiyon sahnelerinde dublör kullanmıyor diye de duymuştum.

Neyse elbette en sonunda aşağıya indim, kalabalık biz hallederiz, şoförü tanıyoruz, zararı karşılar dedi ve sakinleştim.

Yani siz, siz olun kamyon üstlerine falan çıkmayın, hem sizi ezmeye çalışırlar, hem de haklılığınızı anlatmak isterken haksız duruma düşerseniz. Bu arada şoförün sarhoş olduğunu sonradan öğrendim. Mahalleli kusuru binaya çıkarmıştı bu arada, zaten gitmişler yola bina yapmışlar. (Yani kusur binadaydı ve ona izin veren belediyede, suçlu bulunmuştu.)

Aradan geçen zamanda şoför elbette pencereyi verdiği zararı karşılamadı. Toplanan kalabalıktan bir kişi de destek olmadığı gibi, adaletsiz davrandılar.  Ama yine de kamyon üstünde, ayağımda terliklerle adamın gözündeki korkuyu düşündükçe utanasım değil de gülesim geliyor. Yine ıhlamur ağacının yanından geçiyor, kendimi Yeniköy sahiline atıyorum varsın deniz otobüsü kaçsın.

Bu kokuları çekmektense,  ıhlamur ağacı senin kokun yeter!

ŞGS

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Haziran 2021 in ŞAFAK SARIKAYA ANILAR

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

SİNOP MİMARİSİ

12.06.2021-BİLKE

Yükseklere çıkıldıkça mimaride estetik kaybolur bilgisine, ekleyeceğim notlar olacak. Orta ve Batı Karadeniz Bölgesi göçerleri, neden yüksek dağlık bölgelere yerleştiler sorusunu sormalıyız kendimize? Göç mağdurlarının en büyük kıyımı, en acımasız olayların tanıkları, ölülerini yolda, derede, tepede, ormanda mezar bile yapamadan bırakarak zorunlu dağlara yerleşen topluluklardır çünkü. Acilen ev yapmalı, başını sokmalıdır. Yüz yılların mağduriyeti, genetik olarak insan beyninde nesilden nesile ne büyük hasarlar bırakmış olmalı ki, bu sorunlarından bihaber olanlar çoktur. A.Y.SARIKAYABir İnci Memleketim( GÖÇ DETAYI)

SİNOP’UN KÜLTÜREL COĞRAFYASI(Seyfullah GÜL)

Sinop tarihini belgeleyen sivil mimarlık örneği yapıları il merkezinde Tuzcular Caddesi, Kemalettin Sami
Paşa Caddesi, Yüksek Kaldırım ve Kuru Çeşme sokakta eski dokularını korumaktadırlar.
Yine tarihi Ayancık evleri ile kestane ağaçlarından yapılan bir veya iki katlı, taş çatılı ahşap oyma süslemeleri olan köy evleri önemli sivil mimari örnekleridir. Yöre sivil mimarisinde tarihi Boyabat evlerinin de önemli
bir yeri vardır. Boyabat Kalesi çevresindeki tepelerin yamaçlarına ve eteklerine yerleşmiş olan bu evler kale manzaralarıyla dikkat çekmektedir. Türkeli’ndeki tarihi Kirtoz ve Kirtozaltı evleri yörenin ahşap mimari tarzını yansıtan
örnekler taşımaktadır.

TUZCULAR CADDESİ

Yine geçirdiği üç büyük yangına rağmen Gerze, sivil mimari özelliğine sahip yapılarıyla dikkat çekmektedir.
Sinop’taki sivil mimari örneği yapıların önemli özelliği işlevleridir. Bu yapıların yer seçimi, kullanılan malzeme, kat ve oda sayısı, bahçe düzeni vb. dikkate alınan her özelliğinde ev sahibinin ekonomik durumu ve yaşam biçiminin
etkisi görülür.

GERZE YANGINI

Batıda Türkeli’den başlayıp doğuda Gerze’ye kadar uzanan Karadeniz kıyı kuşağı, Sinop merkez ilçe ve iç kesimde Boyabat yöresinde konak olarak nitelenen mimari yapılarda ön plana çıkan özellik estetik ve manzaradır. Kıyıdan uzaklaştıkça estetik kaygı daha geri planda kalmıştır. Ancak bu yöredeki diğer sivil mimari yapıların estetik ve incelikten uzak olduğu anlamına gelmez. Bu yapılar çoğu çağdaş tasarımda olmayan birçok mimari özelliğe sahiptirler. Sivil mimarilerin yapımında görev alan yöre ustaları her biri bir mimar ve mühendis olmasa da yılların verdiği deneyimle konutları bir nakış gibi işlemiş, konutta hem kendi becerisini hem de konut sahibinin arzu ve isteklerini bir sentez şeklinde ortaya koymuştur. Yöredeki sivil mimari yapılarında işlevden sonra gelen ikinci unsur mahremiyettir.

Türk İslam kültürünün önemli etkilerinin görüldüğü bu yapılarda yöre halkının inanç, gelenek ve görenekleri evin her bölümünde yerini almıştır. Meskenin yapılacağı yerin seçimi, mesken planı, avlu, cephe düzeni, odalardaki abdestlikler ile pencerenin baktığı yönün seçimi gibi birçok özellik buna örnek olarak gösterilebilir.

KAYNAK: SİNOP’UN KÜLTÜR COĞRAFYASI- SEYFULLAH GÜL

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Haziran 2021 in eski sinop, Uncategorized

 

Etiketler: , , , , , , , ,

SİNOP’TA SALEP ÜRETİMİ BAŞLADI

10.06.2021-Ayşe Yaşar SARIKAYA

2020 sonlarıydı, derneğimize email gönderildi. Sitenizdeki “20 eylül 2018″ tarihli söyleşiyi okudum. Lavanta, kekik, salep üretimi konusuna detaylı biçimde yer vermişsiniz. Bu konuda bize yardımcı olacak adreslere ulaşma konusunda sizden yardım alabilir miyiz” dedi, istekli bir girişimci.

Sevindim ve hemen cevapladım. Çünkü derneğimizin kuruluş amacı tam da buydu zaten. “Geleceğe Üretelim” ki toprağımız, havamız, suyumuz bozulmasın. Doğanın ekolojik dengesine bozucu değil, yapıcı katkılarda bulunalım.

Üretim konusundaki hassasiyetimiz sebebiyle akademisyenler, yerel üreticiler ve araştırmacılarla hep iletişim halinde olduk. Sitemizde de akademik çalışmalara sürekli yer veriyoruz. Girişimcilere ışık tutsun ve Sinop faydalansın diye.

Telefonlaştık, ilgili kurumlarla iletişime geçtik. Konu hakkında detaylı bilgiler öğrendik ve paylaştık. Serap GÖKGÖZ ve Serpil GÖKGÖZ, topraklarını değerlendirmek, çevrede model oluşturmak amacıyla kolları sıvayan iki kız kardeş. Kendileri ilgili kurumlarla ve işin uzmanlarıyla da görüştüler. 20 Mayıs 2021 tarihinde Gerze’de kendi tarlalarına salep ekmeyi başardılar. 50 metrekare alana, devletten %50 teşvik alarak işe başladılar.

Bu gün derneğimizde iki kardeş ile birlikte bir toplantı gerçekleştirdik. Yerel ürünler ve yerel gıda konusunda fikir alış verişinde bulunduk.

Türkiye’de ve Sinop’ta bu işleri yapan işletmelerin ve kuruluşların çalışmalarını masaya yatırdık. Sinoplu üreticiler ve girişimcilerle görüşmelerini sağladık.

Gökgöz kardeşlerin salep ektiği alan

İki kardeşe, girişimlerinde başarılar diliyoruz. Çalışan, üreten insanlarımız artsın. Toprağımızın kıymeti bilinsin. Teşekkürler Serap ve Serpil GÖKGÖZ…

 
Yorum yapın

Yazan: 10 Haziran 2021 in Haberler, sinop tarım

 

Etiketler: , , , , , , ,

SİNOP KÖYLERİNDE KOVAN SAYILARI-1487

08.06.2021-BİLKE

Bundan tam 550 yıl önce, köylerde yaşayan tüm vatandaşlar, kazandığı her ürün için vergi ödemiş. Koyunu, keçisi, buğdayı, arpası ektiği, biçtiği ne varsa devlete kuruşu kuruşuna vergi vermekle mükellefmiş. Bu toprağın efendileri sözü bu değeri bilen tarafından söylendi biliyorsunuz. Toprağa değer verene, toprak da her zaman karşılığını vermiştir. Hayvancılık, tarım gereği gibi yapılınca, doğa da insana verir.

Eskiden arıcılık da köylerimizde yaygınmış. Hangi köylerimizde kaç kovan varmış bakalım:

KAYNAK: Prof. Dr. Mehmet Ali ÜNAL-Osmanlı Devrinde Sinop

Köylerimizin adı ve arı kovan sayıları tabloları devam ediyor. Şimdi aynı kitaptaki bilgilere yer verelim, devamında köylerimizin adı ve kovan sayıları tablosunu verelim.

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Haziran 2021 in eski sinop köyleri

 

Etiketler: , , , , , , , ,

SİNOP’TA BAŞINI KAYBEDEN KAHRAMAN

03.06.2021- BİLKE

Seyyid Bilal’in İstanbul kuşatmasına destek olmak için Orta Asya’dan topladığı Türklerle yardıma giderken Sinop’a uğradığı ve başı kesilerek şehit edildiği rivayet edilmektedir.


Yine savaş esnasında başını kaybeden kahraman efsanelerinin yer aldığı birçok anlatı Türk halk edebiyatında yer alır. Ayrıca Anadolu’da birçok şehir de başı kesilerek şehit edilmiş kahraman türbesi yer almaktadır. Örneğin, IV. Murad’ın Bağdat Seferi esnasında cereyan eden ve bir takım olayların yer aldığı Genç Osman destanında da başı kesilmiş kahraman motifine rastlanır. Yine:

Abdurrahman Gazi (Erzurum),

Sultan Seydi (Erzincan),

Seyyid Bilâl Dede (Sinop),

Habîb en-N eccâr (Antakya),

Karaçomak (Antep),

her ikisine de Hıdırlık Sultan adı verilen Suûb-i Rûmî
(Suheyb-i Rûmî)

Ubûdü Gazi (Çorum),

Abdülvehhâb Gazi (İznik),

Hüseyin Gazi (Ankara, Divriği) efsanelerinde de savaş sırasında başı kesildiği halde savaşa devam eden veya düşmana
teslim olmayan kesik başlı kahramanlardan söz edilmektedir.

Hz. Hüseyin’in başı kesilerek şehit edilmesinin toplumda açtığı yara, benzer özellik taşıyan anlatılara ve bu anlatıların kahramanlarına karşı bir bağlılık tesis edilmiş olmasına ön ayak olmuş olmalıdır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir mevzu Anadolu’nun birçok yerinde değişik, efsanevi din büyüklerinin olması ve bunlara gösterilen tazimdir. Bu durum, Türklerin, din değiştirseler de İslam öncesi anane ve geleneklerini yeni dine aktarmalarının etkisiyle izah edilebilir. İslam’dan sonra da Türk ananeleri İslami formlarla yaşatılmaya devam edilmiş görünmektedir.
Eski Türklerde var olan Kam-Ozanların Türkmen Babası olarak İslamlaşmış olduğuna şahit olmaktayız.

………..

Ülkemizde bulunan veya bulunduğu varsayılan evliyalar içerisinde Peygamber Efendimize (s.a.v.) akrabalık bakımından en yakın dereceye sahip olması yönüyle Seyyid Bilal’in manevi yönü hem Sinop için hem de Türkiye için büyük bir önem arz etmektedir.

Bu öneme binaen Seyyid Bilal’in Türkiye’de üç farklı yerde türbesi mevcuttur. Bu türbelerden iki tanesi makam türbesi olup bunlardan birisi Batman’da diğeri de Siirt’te bulunmaktadır. Manevi yönü güçlü olan bu tarihi şahsiyetin esas metfun olduğu yer Sinop-Merkez Ada mahallesinde yer alan türbededir.

…….

Pervane oğullarından Süleyman’ın oğlu İbrahim Bey döneminde şehri ziyaret eden İbn Battuta, “dağın eteklerinde ise Peygamberimizin mübarek arkadaşlarından Bilal-i Habeşî’nin kabri mevcuttur. Oracıkta kurulu tekkede misafirlere ve gelen geçene yemek verilir.” 15 şeklinde bir bilgi verir.

Onun bu naklinden 13. Asırda da burada bir veli, salih zat/seyyid metfun olduğu bilgisine ulaşıyoruz. Ancak o, Seyyid Bilal’i, Bilal-i Habeşî ile karıştırmış olmalıdır.

Seyyid Bilal’in Sinop/Gerze Sarnıç köyünün Şıhlar mahallesinde bir kardeşi metfundur. Erleli’nin naklettiği
hadisede zaten kardeşi Ali Ekber’i yerine vekil bırakarak karaya çıktığı bilgisi yer almaktadır. Buna göre o, gece yapılan baskından bir şekilde kaçarak metfun olduğu mevkie gelmiş olmalıdır. Onun da kabri Seyyid Bilal’in kabri gibi ziyaretgâh haline gelmiştir.

KAYNAK: Uluslararası Geçmişten Günümüze Sinop’ta Türk-İslam Kültürü Sempozyumu / 5-7 Ekim 2018

SİNOP’TA BİR PEYGAMBER TORUNU: SEYYİD İBRAHİM BİLAL Coşkun BABA *Muhammet KARAAĞAÇ

BİİLDİRİLER KİTABI SAYFA:650- 655

BİLDİRİNİN TAMAMI:

2018_BABAC_KARAAGACM.pdf erişimi için tıklayın

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Haziran 2021 in eski sinop

 

Etiketler: , , , , ,

ALAADDİN CAMİİ MİNBERİ TOPKAPI MÜZESİNDE

01.06.2021- BİLKE

Alâeddin Camisi’nin üstten görüntüsü. (Sinop Arkeoloji Müzesi Arşivi)

“Osmanlılar döneminde Sinop’a seyahat eden Evliya Çelebi, caminin minberindeki sanatı övgü ile anlatmaktadır (Derviş Mehmet Zillî, 2011, s. 90).

Rusların Sinop baskını sırasında top atışları sebebiyle minberin parçalandığı ve kalan süslü parçalarının Topkapı Saray Müzesi, Çinili Köşk’e götürüldüğü bilinmektedir (Aydın, 2017, s. 473).

Mihrabın Sinop baskını sırasında zarar gördüğü belirtilmişse de, keşif defterinde bundan 3 yıl önce tahrip olduğu ve muhtemelen kubbenin çökmesiyle parçalandığı tahmin edilmektedir (Aydın, 2017, s. 487).

Mihrabın batısındaki mevcut ahşap minber ise Sultan Abdülmecid döneminde yapılan onarım sırasında ilave edilmiştir (Aydın, 2017, s. 473). Mihrap onarıldığında bir kitabe de ilave edilmiş ve burada “La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah”, üst kısmında “Maşallah”, köşelerinde “Ebubekir, Ömer, Osman, Ali”, yanlarında “Hasan, Hüseyin” altında ise “sene 1267” yazılıdır.

Bu kitabeden mihrap üzerindeki onarımın 1850-1851 yıllarında yapıldığını öğrenmekteyiz. Minber giriş açıklığının üçgen alınlığı içerisinde Arapça olarak “Mahşerde halkın şefaatçisi minberin sahibi Muhammed’dir” ibaresi yazılıdır (Aydın, 2017, s. 486-487).”

KAYNAK:SİNOP’TA SELÇUKLU MİRASI- SELJUKS HERITAGE IN SİNOP-Zekiye TUNÇ-Arzu ÖZBEK

 
Yorum yapın

Yazan: 01 Haziran 2021 in eski sinop

 

Etiketler: , , , ,

BABAMI AĞLATAN FİLİSTİN ESİRİ

30.05.2021-Ayşe Yaşar SARIKAYA

Filistin Cephesinde 3 yıl İngilizlere esir düşen babamın halasının eşi; köyde GOFGOF ALİ lakabı ile anılırmış. Babam çocukken, o kahramanın ağzından dinlediklerini bize ağlayarak anlattı. O nesil, Atatürk’e, şehitlere, Türkiye Cumhuriyetine ne kadar çok duyarlıydılar.

Babam gözyaşları içinde:

“Gofgof Ali eniştem, savaş anılarını anlatırken ağlardı. Bir gün gelir de bu millet Atatürk’ün kıymetini anlamaz, arkasından konuşursa bizim emeklerimize yazık olur, kemiklerimiz sızlar oğul derdi. O ağladığı için ben de dayanamaz ağlardım.” dedi.

NE OLDU BU GÜN

NE OLDU DA

KENDİNİ BİLMEZLER

ŞEHİTLERİN KEMİKLERİNİ SIZLATIYOR

İBLİS BOŞ DURMUYOR

İŞ BAŞINDA……

Köyde bilinen en eski tarihte askere gidenler arasında,  İmam dedenin oğlu Mustafa Çavuş vardır. Annemin dedesidir. Annem annesinin “ babam Kafkas Cephesinde savaşa gidip dönmedi” dediğini anlatır. Bu savaş 93 harbi olmalıdır. 1880- 1922 yılları arasında,  köydeki tüm erkeklerin devam etmekte olan savaşlara katıldığını görüyoruz. Önce 20 yaşında askerlik yapıyorlar, sonra tekrar askere çağırılıp yıllarca savaşa katılıyorlar.

Karahasanoğullarından Gofgof Ali, Filistin Cephesinde savaşmış ve 3 yıl İngilizlerin elinde esir kalmıştır. Zeybeklerden Cıvan Ali Trablusgarp Cephesinde savaşarak esir olmuş, kurtulmuş ve gazi madalyası almıştır. Kuşluoğullarından Kara Hasan İstiklal Savaşı gazisidir, gazi madalyası vardır. Gocon Hüseyin, Balkan, Çanakkale ve İstiklal savaşlarına katılmıştır ve onun da İstiklal madalyası vardır. Kabakçı Mustafa da savaş yıllarında Şam’da 3 yıl esir kalmıştır.“(1)

1: MEMLEKETİM TİLKİLİK, s, 72, Y. SARIKAYA

 

Etiketler: , , , , ,

GELENEKSEL SİNOP EVLERİNİN ÖZELLİKLERİ

28.05.2021-BİLKE

Fatih ORHAN- Dr. Öğr. Üyesi, Erzincan B. Y. Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, forhan@erzincan.edu.tr

KÜLTÜREL COĞRAFYA ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN GELENEKSEL SİNOP EVLERİ

Geleneksel Sinop Evlerinin Başlıca Özellikleri:
Yapı malzemesi, geleneksel mimariyi etkileyen en önemli unsurların başında gelir (Eruzun,1972). Geleneksel kırsal meskenlerin en önemli özelliklerinin başında da, mesken yapımında kullanılacak malzemenin en kolay ve en ucuz şekilde temin edilebilir olması gelir.

Bu kapsamda yapı malzemesinin yakın çevreden seçilmesi esastır. Daha önce de ifade edildiği üzere Sinop ili
Karadeniz Bölgesi sınırları içerisinde yer almakta olup zengin bir orman varlığına sahiptir. Nitekim TC. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre il arazisinin yaklaşık %64’ünün ormanlarla kaplı olduğu görülmektedir.

Bu kapsamda il sınırları içerisindeki geleneksel mimaride ahşap kullanımının ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Ahşabın kolaylıkla işlenmesi ve istenen şekle sokulabilmesi, sıcaklık ve nemi geçirmeyen mükemmel bir yapı malzemesi olması (Tanoğlu, 1969) ile çok katlı binaların yapımına olanak sağlaması (Doğanay ve Orhan, 2014) gibi avantajları yöredeki
kullanım yoğunluğunu artırmıştır. İl sınırları içerisindeki kırsal meskenlerde kullanılan diğer yapı gereçleri ise taş, eski tuğla ve kerpiçtir.

Ahşap yöre mimarisinde kullanılan temel taşıyıcı sistem elemanıdır. Ancak ahşap kullanımı bununla sınırlı değildir. Zira yörede ahşap iç yapı elemanlarının yapımında ve duvarlarda dolgu ve kaplama malzemesi olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Sinop ilinde ahşap ile özdeşleşmiş üç grup yapı sistemi ve tekniğinden bahsetmek mümkündür.

Bunlar; ahşap yığma, ahşap çatma (ahşap iskelet=ahşap karkas) ve karma yapı sistemleridir (Sözen, 2001).
Ahşap yığma sisteminde yapı bütünüyle ahşaptan yapılmaktadır. Bu yapı tekniği, ahşap malzemenin üst üste yığılması ve köşelerinden birbirine geçirilmesi esasına dayalıdır. Burada en önemli faktör de köşelerinin nasıl tutturulacağıdır ki, burada genellikle ahşap malzemeyi açılan çentiklerle birbirine geçirme usulü tercih edilir. Nitekim bu yapım tekniğine boğaz geçme adı verilmektedir. Kullanılan ahşap malzemenin türüne göre de farklı isimlendirmeleri karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin ahşap çok fazla işleme tabi tutulmadan tomruk şeklinde kullanılmışsa buna karaboğaz geçme adı verilirken; eğer işlenmiş bir kereste şeklinde kullanılmışsa bu da kurtboğazı geçme olarak isimlendirilmektedir. Kalın bir dikme içerisinde açılan kanallara düzgün biçilmiş kerestelerin dizilmesi şeklindeki bir yapım tekniğine de çalma boğaz geçme adı verilmektedir

Sinop ilinde bütünüyle ahşaptan inşa edilen geleneksel mesken sayısı oldukça fazla olup, yukarıda söz konuş edilen bütün yöntemleri görmek mümkündür. Bununla birlikte karaboğaz geçme yöntemi daha çok hayvan barınağı ve samanlık gibi ev eklentilerinde daha yaygın kullanılıyor iken; yaşama katlarında ekseriyetle kurtboğazı ve çalma boğaz geçme yöntemlerini görebiliriz.

Akademik çalışma için teşekkür ederiz. Kaybolan değerlerimiz; emek, yürek, zaman harcanarak ortaya konmuş eserler. Bu gün kentin kamaşası içinde kaybolup, kendi değerlerine sırt dönenler; ileride bir kırıntı bilgi, foto, teknik için belki de yabancılara para ödeyecek.

İşin zor tarafı, bu gerçekleri anlatamamak. Üzerinde konuşalım diyen çok, ama sadece konuşalım. Biz de diyoruz ki, KORUYALIM, ARŞİVLEYELİM, FOTOĞRAFLAYALIM… BİLKE ”

ÇALIŞMANIN TAMAMI :

http://earsiv.erzincan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12432/3250/K%c3%bclt%c3%bcrel%20Co%c4%9frafya%20%c3%96zellikleri%20A%c3%a7%c4%b1s%c4%b1ndan%20Geleneksel%20Sinop%20Evleri.pdf?sequence=1&isAllowed=y

 
Yorum yapın

Yazan: 28 Mayıs 2021 in Bilim

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

BİR ZAMANLAR SİNOP’TA PAMUK ÜRETİMİ

25.05.2021-BİLKE

Sinop, antik dönemlerde dünyaca önemli merkezlerden biriydi. İnsanlar mı yoksa iklim koşuları mı değişti, veya başka etkenler mi neden oldu, var olan zenginlikleri kullanamadığımız görülüyor.

Kullanmadığımız topraklar, yabancı sermaye ve yabancı ortakla değil yurdum insanı tarafından kullanılsın ve işletilsin istiyoruz.

Bu günkü yazımızda 1487 yılında Sinop’ta pamuk yetişen köylerimizi sıralıyoruz:

SİNOP’TA PAMUK YETİŞEN KÖYLER

1-Aydoğmuş Divanı- Kızılcaelma Köyü

2-Elbarin Divanı- Yaykıl Köyü

3-Fakralu

4-Gerze t. Sinop

5-Gürzüfat Divanı- Geleme

6- Yaykıl

7- Yellüce Divanı- Yaykıl

KAYNAK: Osmanlı Devrinde Sinop- Prof.Dr. Mehmet Ali ÜNAL
 
Yorum yapın

Yazan: 25 Mayıs 2021 in eski sinop

 

Etiketler: , , , , , ,