RSS

Etiket arşivi: inebolu

AMERİKALI YAZAR CEPHANE TAŞIYAN KADINLARI ANLATIYOR

22.06.2026- Ann Bridge

Amerikalı kadın yazar
Ann Bridge, Devrim Yolu kitabında cephane taşıyan kadınları anlatıyor:

“Sonsuz bir insan seli tek sıra halinde akıyordu.

İnsanlar taşıdıkları tüfek demetleri, cephane kutuları ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi.

Daha şaşırtıcı olanı bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın oluşuydu.

Pembe eteklikli bölgesel giysiler ve parlak çiçekli kiraz rengi şalvarlar giyen kadınların bazıları sırtlarına sarılı yükle beraber, kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki ve üç küçük çocuk bulunuyordu.
Böylece bir gece önce İstanbul’dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme, Küre Dağlarını aşıyordu.

Düzensiz, kesintisiz ve yavaş bir şekilde yukarılara, daha yukarılara tırmanılıyordu.

Yol gerçekten çok dikti ve biraz sonra hepsi sulu karla şekillenecekler, sonra ayak değmemiş karlı dağlardan daha yükseklere tırmanacaklardı…’

Fransız Petit Parisien muhabiri Schliklen, 1922 yılı ilkbaharında İnebolu’dan Ankara’ya gelmiş ve gördüklerini gazetesine yazmıştır:

“İnebolu-Ankara arası 350 kilometredir.
Fakat bu yolu kat etmek öyle kolay değildir.

Geçtiğimiz yollarda beni derinden etkileyen şey, hemen vatan hizmetine giriveren erkek ve kadınların kalabalığı oldu.

Bugün geçtiğim yolda, kuşkusuz en muazzez olan şey kadınlı erkekli nihayetsiz bir halkın kendiliğinden, hiçbir tesire ve zora tabi olmaksızın vatan hizmetine vücutlarını hasretmeleridir.

Sırf kadınlardan oluşan öyle kafilelere rastladım ki, doğrudan doğruya sırtlarında harp eden orduya mahsus obüs sandıkları, yiyecek taşıyorlardı.

BU HALKI BÖYLE HAREKETE GETİREN HİÇBİR KANUNİ MECBURİYET DEĞİLDİR.

RUHLARA DOĞMUŞ, YÜCE BİR VATANSEVERLİK HİSSİDİR.

BEKLEDİKLERİ DE NE BİR MÜKÂFAT NE BİR ŞÜKRAN SÖZÜDÜR.”

 

Etiketler: , , , , , , , ,

İSTİKLAL YOLUNDAN GEÇENLER

14.11.2024- Ayşe Yaşar SARIKAYA

Sinop’ ve KURTULUŞ ANITI konusunu ne zamandır gündemde tutmaya çalışıyorum. Nerede şehit oldu bilinmeyen, mezarları bile olmayan gariplerin anısını yaşatmak üzere konuyu resmi makamlara iletmeye devam ediyorum.
Sarıkamış’ta donanlar, Çanakkale’de, Kafkaslarda, Balkanlarda, Trablusgarp’ta, Yemen’de ve diğer
cephelerde kahramanca ölen isimsizlere vefa borcumuzu ödeyelim.
Biliyoruz ki Sinop, nüfus oranına göre Türkiye’de en fazla şehit veren iller arasındadır. İnebolu sahilinden
başlayarak Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara’ya uzanan yolu bilir misiniz? Kurtuluş Savaşı boyunca, İnebolu’ya deniz yoluyla gelen cephanenin kağnılarla cepheye ulaştırılmasında kullanılan yol İSTİKLAL YOLU’ dur bu yol.
Sinop’tan İnebolu’ya akın, akın asker sevk edilmiştir. Bilindiği gibi, o zamanlar, nüfus yoğunluğu köylerdedir. Köylerde, saban sürülür, ekinler ekilir, orakla biçilir, buğday değirmende öğütülür. Atatürk’ün tanımıyla “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR”.

Yıl 1835, BOA Sinop ve köyleri nüfus kayıtlarını araştırdığımda, Sinop köylerinden, 12- 13- 15 yaşında
askere giden çok çocuk olduğunu gördüm. Bu çocuklar ve bu çocukları özlemle bekleyen analar, hepsi
yüreklerinde hasret ateşiyle ebediyete göçüp gittiler. O analar için, ölene kadar asker babasının yolunu
gözleyen anneannem gibi özlemle gözü açık gidenler için, değer bilmeliyiz.

18 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru Sinop’a gelmiştir. Atatürk’ün Sinop’a geldiğini kanıtlayan F. Rıfkı ATAY-ATATÜRK’ÜN BANA ANLATTIKLARI 1914-1919 kitabı sayfa, 141-142 diyor ki;
…………….Beynimden bir şimşek geçti: Tutabilirler, sürebilirler, fakat öldürmek! Bunun için beni
Karadeniz’in coşkun dalgalan arasında yakalamak lazımdır. Bu ihtimal mantıki idi. Ancak artık benim
için yakalanmak, hapsolmak, nefyolma, (sürülmek) düşündüklerimi yapmaktan menedilmek, hepsi
ölmekle müsavi idi. Hemen karar verdim, otomobile atlayarak Galata rıhtımına geldim. Baktım ki
rıhtıma yanaşmış olacağını sandığım vapur, uzaklardadır. Sandallarla vapura gittik. Kaptana yola
çıkmak için emir verdimse de Kızkulesi açıklarında muayeneye tabi tutulduk. Birkaç ecnebi zabit ve
askeri bizi yoklayacaklardı. Muayene uzayıp gitti. Gelip gidildiğine göre acaba bunlarla şehirdekiler
arasında bir muhabere mi vardı? Maksat beni tevkif etmekse, bütün bu şeylere lüzum yoktu,sıkılıyordum. Bir kararsızlık da olabilir, diye düşündüm. Bundan istifade edebilmek için kaptana
hareket hazırlıklarını çabuklaştırmasını söyledim. “Yirmi yedi yıllık ihtiyar kaptan demir aldırmaya
başladı. Ben kaptan yerinde idim. Zabit ve askerler dışarı çıktılar. Hareket ettik. Karadeniz
boğazından çıkarken, kaptana tehlikeli ihtimalleri anlattım. Cevap verdi:

– Ne aksi, dedi, bu denizi pek iyi tanımam, pusu!amız da biraz bozuk… “
Mümkün olduğu kadar kıyılan takip etmesini tavsiye ettim. Çünkü bundan sonra benim tek istediğim,
Anadolu’nun bir kara parçasına ayak basmaktan ibaretti. “Sahili takip ede ede evvela Sinop’a geldik.
Kasabaya çıktım. Oradakilerle görüşerek, Samsun’a kolaylıkla gidilebilecek yol olup olmadığınısoruşturdum. Maatteessüf yokmuş! Çok zorluk çekecek ve günlerce yollarda kalacaktık. Bilmem
neden, Samsun’ a bir an evvel ayak basmak için o kadar acele ediyordum ki zaman kaybetmektense
tehlikeye göğüs germeyi tercih ettim. “Tekrar Bandırma vapuruna bindik. Aynı tertipte seyahat
ederek, nihayet Samsun Limanı’na vardık! “

2025 18 MAYIS günü SİNOPLULAR olarak hep birlikte kutlayalım umuduyla…

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Kasım 2024 in 18 Mayıs 1919

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,