RSS

Etiket arşivi: türk

DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR

26.05.2026-Üstün DÖKMEN

Bizim kuşak bedhah kelimesiyle Atatürk’ün Nutuk’unda tanıştı. ‘Bedhah’ kötü niyetli insan demektir. Atatürk Gençliğe Hitabesinde dahili ve harici bedhahlarımızdan söz etmişti.

Onun sağlığında ne dahili ne de harici bedhahlarımız Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verebildi.

Ona Sevr’i kabul ettiremediler, demir yolları, fabrikalar yaptırmasına engel olamadılar, uçak fabrikalarımızı kapattıramadılar. Ancak o fiziksel varlığıyla aramızdan ayrıldıktan sonra dahili ve harici bedhahlarımız ülkemiz üzerindeki olumsuz amaçlarında başarıya ulaşabildiler. Birkaç tanesine bakalım.

KÖY ENSTİTÜLERİMİZ

Köy Enstitüleri gerek ülkemiz gerek dünyamız için büyük bir buluştu. Bu enstitülerde öğrencilere okul yapmak, duvar örmek, kapı, pencere yapmak öğretildi. Ayrıca kız öğrencilere ebelik öğretildi.

Eğer Köy Enstitüleri 1990’lı yıllara kadar kapatılmasaydı ülkemizdeki tarım ve hayvancılık çok daha iyi durumda olurdu, kadın cinayetleri böylesine artmazdı. Dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer alırdık.

Köy enstitülerini kim kapattırdı? Dahili ve harici bedhahlarımız kapattırdı.

UÇAK FABRİKALARIMIZ

Atatürk’ün sağlığında Kayseri’de ve İstanbul’da uçak fabrikalarımız vardı. Dünyanın uçak yapan ilk dört ülkesinden biriydik. 16 farklı tür uçak yapıyorduk. Dünyada ilk yolcu uçağını yapmıştık. 1950’lerde harici bedhahlarımız uçak fabrikalarımızı kapatmamızı söylediler.

Dahili bedhahlar da kapattılar. (Uçak fabrikalarımızı her kim kapattıysa o vatan hainidir.) Eğer uçak fabrikalarımızı kapatmasaydık bugün dünyada çok daha farklı bir yerde olurduk.

ZEYTİNYAĞI, TEREYAĞI VE BASMA YASAĞI

1950’lerde İspanya bizden delice ağacından yapılmış odun kömürü istedi. Deliceleri kestik, kömür yaptık. Oysa deliceler aşılanıp zeytin ağacına dönüştürülürdü. Türkiye’deki bir büyük elçi deliceleri kesmenin yanlış olduğu konusunda yetkilileri uyardı ancak alıcı iyi para verdiği için bu uyarıyı ciddiye almadık.

Böylece zeytin ağacı kıyımı o günlerde başlamış oldu. Dahili ve harici bedhahlar iş başındaydı.

Köy Enstitüleri kapatılınca, tarım hayvancılık bitince köyden kente göç başladı. Başlangıçta yöneticiler için sorun yoktu ancak gecekondular çoğalınca bu göçü tersine çevirmek amacıyla 1990’lı yıllarda bir arabeskçiye şarkı ısmarladılar. Şarkı

“Haydi gel köyümüze geri dönelim,

Fadime’nin düğününde halay çekelim” şeklindeydi.

Kimse bu şarkıyı dinleyip köyüne dönmedi, Fadimelerin düğünleri gecekondu semtlerindeki düğün salonlarında yapıldı.

Benzeri mantıkla bir dönemde “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” şeklinde şarkı sürüldü piyasaya. Amaç zeytinyağının itibarını düşürmek ve Atatürk’ün açtığı basma fabrikasını köylü işi diye küçümsemekti. Cemil İpekçi güzellik kraliçelerimize basmadan fistan dikti. Bu, bedhahlara en güzel cevaptı.

1960’lı yıllarda ülkemizde dahili bedhahlar tarafından tereyağının çok zararlı olduğu yolunda kampanya başlatıldı. Ne tesadüf (!) hemen arkasından ülkemize margarinler girdi.

DEMİRYOLU YASAĞI

Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal, “Niçin demiryolu yapalım, biz komünist miyiz?” demişti. Rusya’daki Trans Sibirya Demir Yolu’nu kastediyordu. Bu benzetmede bir yanıltma vardı, demir yollarıyla örülü olan İngiltere veya Almanya komünist miydi? Değildi. Bu görüş doğrultusunda karayoluna, arabaya, lastiğe benzine yüklendik, uzun süre demir yollarımızı ihmal ettik.

Annem ve babam birer Cumhuriyet aydınıydılar fakat Köy Enstitüleri’nin, uçak fabrikamızın kapatılmasına, delicelerimizin kesilmesine engel olamadılar.

Üstün Dökmen

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Mayıs 2026 in Eğitim

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

AŞAĞILANANLAR

25.03.2021-BİLKE

İnsanların kentlere göç etmediği çiftçilik ve hayvancılıkla uğraştığı dönemlerde, köylü kendi yağı ile kavruluyor geçimini sürdürüyordu. “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR” sözü, bu üreten insanlarımızla tam da örtüşüyordu.

Sanayi ve teknoloji köylüyü yenince, akın akın kentlere göç başladı. Ayancık 1934 yılında Kereste Fabrikası kurulurken geçen bir diyalog dikkatimizi çekti.

(1)foto

(2)yazı foto

Türk mühendis hakkında, bir yabancının düşüncesi nasılsa; kentlinin de köylü hakkındaki düşünceleri birbirine benziyor mu konusu düşündürücü. Sosyolojik dengeleri göz ardı etmeden, insanları ayırmadan eşit görmek “UYGARLIK” düzeyine erişmektir.
Hala yaşayan bir gerçeğe değinelim:

Kristof Kolomb Amerika kıtasını keşfedince Hindistan zannediyor ve Kızılderililere İNDİAN diyor. Kolomb’dan kalan bu isimlendirme, daha sonraki tarihlerde Kızılderililer için kullanılmaya devam ediliyor. Yukarıda paylaştığımız yazıda, Türkler için aynı benzetmenin kullanılması bize ilgi çekici geldi. İlkel gördükleri insanlar için kullanılan bir kelime.

Yaylacı, çadırcı alışkanlıklardan kent kültürüne adapte olmak, toplumsal bir sorundur. İnsanları aşağılamak kolay, sistemi oluşturmak ise zordur.
Sistemi oluşturamamak da yaylacı çadırcı olmak da ortadaki sorunun sorumluluğunu eşit olarak paylaşmakta diyebiliriz. Değerlerimizin kıymetini bilmek, üretmek ve eşit paylaşmak dileğiyle. BİLKE- BİLKE- BİLKE

1- Ayancık Kereste Fabrikası -TARABALAR-V.ATILGAN
2-Ayancık 1934- Zingal- Özel Araştırma: Hayrettin BOZKURT- Cumhurbaşkanlığı Arşivi

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Mart 2021 in eski sinop

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,