RSS

RADYO

 
BABAMIN RADYOSU

19.01.2020-Yaşar SARIKAYA

Radyo, seninle göz göze geldik. İçimi sızlattın benim, her köşende babamı saklıyorsun. Seninle göz göze gelince anılarım, çocukluğum canlandı hafızamda. Senin bana, benim de sana anlatacak o kadar çok şeyimiz var ki. Anlatır mısın, çocukluğumun şarkı türkü söylediğimiz tatlı günlerini, anlatır mısın babamla paylaştığın zamanları?

  • Anlatırım tabi. Sana babanı hatırlatıyorum değil mi? Benim her zerremde onun izleri var dostumun, arkadaşımın kızı. Sinop’ta daha evlerde radyo yaygınlaşmamıştı, baban aldı beni sizin eve getirdi. Çocuklarını, eşini sevindirecekti. Bir heyecanlıydı ki. Dostluğumuz o günlerde başladı. Ben o zaman gıcır gıcır, pırıl pırıldım.
  • Sevgili RADYO, senin evdeki ilk gününü hatırlamıyorum büyük ihtimal küçüktüm, ama ilkokula giderken seninle çok anımız var. Babam askerliğini muhabereci olarak yapmış. Elektronik cihazları tamir eder, onlara eklemeler yapar yeni buluş için dağıtır, sonra da tekrar toplamaya uğraşırdı. Babamın sayesinde, seni hem radyo, hem de amfi olarak kullanıyorduk. Tahtadan yaptığım, evdekilerin DIM DIMI dediği(bağlama benzeri) çalgı aleti ellerimi parçalamış, halime acıyan babam da, bir sene sonra eve küçük bir bağlama getirmişti. Kendi kendime çalmayı öğrendiğim bağlamayı, sen amfi olunca, sana bağlamıştık. Babam mikrofon ayarladı, makaralı teyp de almıştı, seslerimizi kaydetmişti, o seslerimiz hala duruyor.
  • Kızım, senin baban var ya, küçük bir arızam olsa, içimi açar, bütün parçalarımı dağıtırdı. Artık benden radyo olmaz zannederken, o ne yapıp eder, beni tekrar eski halime getirirdi. Benim üstüme kaç radyo eskittiniz, ama bak ben hala duruyorum. Dış yüzüm, düğmelerim biliyorsun hep babanın elinden geçti.
  • Eşyaların içinde saklı olan yaşam izlerini okumak, görmek ve paylaşmak özel bir duygu sanırım. Babam seni yıllarca bodrumda saklamıştı, sonra “al kızım bu sana emanet” dedi. Sen o nedenle çok değerlisin benim için, seneleri içinde taşıyan bir arşiv ve canım babamın dostu arkadaşısın.
  • Hatırlıyor musun kızım, kardeşlerinle birlikte sıra kapardınız, ben şarkı söyleyeceğim, hayır ben türkü söyleyeceğim diye. Baban da organize eder, hepinize fırsat verirdi.
  • Çocukluk günleri, her insanın hem belleğinde saklanıyor, hem de bedeninin tüm hücrelerinde hissediliyor. İnsan yaşlanınca çocukluğuna dönüp baktığında, anılarını belleğe attığı yaşta oluveriyor. Çocukluğumun aynası oldun radyo, seni yerine koyalım. Daha sonra yine geçmiş zamana yolculuk yaparız, sevgili dost hoşça kal.

Babamı hasta olmadan önce yoğun temposundan kahve içmeye götürebildiğim anlardan

Yaşar SARIKAYA

 
 

Etiketler: , , ,

“SİNOP ZEYTİNİ PROJESİ” KONULU TOPLANTI

13.01.2020-BİLKE

Orijin Sinop Zeytini

Zeytin Projesi 2020 takvimini belirlemek için, “Bilke Zeytin Proje Ekibi” 12.01.2020 Pazar günü dernek salonunda toplantı yaptı. İstanbul’da bulunan Prof.Dr. İbrahim BAŞAĞAOĞLU ve Dç. Dr. Betül BAKIR toplantıya görüntülü konuşma yöntemi ile katıldılar.  Yaşar SARIKAYA toplantının açılış konuşmasını yaptı.

“Gündemimiz, Zeytin Projesi 2020 yılı çalışma takviminin belirlenmesidir. Toplantıya İstanbul’dan katılan saygı değer hocalarımıza hoş geldiniz diyorum. Ekibi bir araya toplamak için uygun takvim ayarlamamız gerekiyor. Toplantıdaki gelişmelerden, Sinop Belediye Başkanı ile Park ve Bahçeler Müdürü bilgilendirilecek. Böylelikle çalışmalar birlikte ve koordineli bir şekilde yürütülecek. Proje başkanı Sayın BAŞAĞAOĞLU  hocam, projeye Betül hocam ile birlikte çok emeğiniz geçti” dedi.

 Ağustos-2019 BİLKE SİNOP ZEYTİNİ PROJE TOPLANTISI

Prof.Dr. BAŞAĞAOĞLU:

“Proje planladığımız gibi ilerliyor. Biliyorsunuz projenin uluslararası tanıtımını gerçekleştirdik. Makalelerimiz yayınlandı. Proje Tıp Kongresinde büyük ilgi gördü ve takdirle karşılandı. Bu aşamada, yazın tespit ettiğimiz orijin Sinop zeytinlerini koruma çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Zeytin ağaçlarının yeri, ağaç sahipleri ve gerekli adresler Proje Ekibinde mevcut. Çalışmaların yürütülmesi ve çalışma takvimi konusunda bizi  zeytin konusuna hakim olan arkadaşım Betül BAKIR bilgilendirecek” dedi.

Dç.Dr.Betül BAKIR, katılımcıları bilgilendirdi.

“Hedefimiz, gerçek Sinop zeytinini yaşatmak ve yaygınlaştırmaktır. Bu sonuca ulaşmak için zaman gerekiyor. Zeytin ağacının büyümesi ve ürün vermesi için süreye ihtiyacımız var. Bilimsel bir çalışma yürütüyoruz, öncelikli hedefimiz gerçek Sinop zeytinini kurtarmak ve yeni fidanlar yetiştirmek. Bu çalışmayı Şubat, aşılamayı da Mayıs  ayında planlıyoruz. Umuyorum, planladığımız tarihte, mevsim koşulları izin verir, zeytin ağaçlarımızın önce bakımı ve budamasını, sonra da aşılamasını yaparız” dedi.

Görev dağılımı yapıldı, çalışmaların planlı yürümesi için atılacak adımlar hakkında konuşuldu. Sinop zeytini canlansın, yenilensin ve çoğalsın dilekleri ile toplantı sona erdi.              BİLKE

 

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Ocak 2020 in sinop zeytini

 

Etiketler: , ,

HALKBİLİM ÖDÜLLERİ KİMLERE VERİLDİ

12.01.2020-BİLKE

Derneğimizin 2012 yılında başlattığı HALKBİLİM ÖDÜLLERİ PROJESİ; emek, üretim. çalışmak, halka ulaşmak gibi ve benzeri alanlarda, fark yaratan ve örneği olmayan eserler sunan kişilere verilmektedir. Proje, tüketim toplumu olmak yerine üretim toplum olmak, yaratıcı bireylere örnek olmak, somut çalışmalar ortaya koymak, ilimizin doğal kaynaklarını, tarihi ve coğrafi birikimlerini değerlendirmek ve halk kültürlerini korumak amacı ile başlatılmıştır.

Ödüller, yerel kaynakları kullanma, halka hizmet, akademik, halk kültürünü koruma ve yaşatma, geleneksel  gibi alanlarda verilmektedir.

Fark yaratan çalışmalar yaparak ödül alanları, 2012 yılından başlayarak hatırlatmak istiyoruz. Bu gün 4 kişiye, daha sonra da diğerlerine yer vereceğiz. Üretenleri,  Sinop’a hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.

2012 1. BİLKE HALKBİLİM ÖDÜLLERİ GELENEKSEL EL SANATLARI DALINDA Süheyla HAYIRCI

HEM’de Sinop kadınlarına dokuma tezgahında peşkir,çember dokumasını öğretmiş ve evlerde dokuma tezgahı kurulmasını da yaygınlaştırmıştır. Hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyoruz.

2014 yılı 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ GELENEKSEL DALDA, Sinop ÖZEKES BIÇAKLARI ile Cengiz ÖZEKES, babadan kalan el sanatlarını Türkiye ve dünyada tanıttığı için teşekkür ediyoruz.

2014 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ“Sinop el sanatları akademik araştırma ödülü İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü mezunu, Günsu CABACI’ya verildi.   Sinop Özekes Bıçaklarının yapımını, tarihi geçmişini ve dünya üzerindeki önemini ele alan  tez hazırlamıştır. Çalışmasını kitaba dönüştüren Cabacı ” AV BIÇAĞI YAPIMI GÖRSEL BELGELEME ÇALIŞMALARI” adını verdiği çalışmasını 2005 yılında yayınlamıştır. Türkiye’de ilk 3 çalışma arasında olan Özekes Bıçakları, Günsu Cabacı’nın bu çalışması ile de, dünya av bıçakları alıcılarının ilgisini çekmiştir.    Günsu CABACI tez hazırlamasında yaptığı çalışmaları bize anlatırken el emeğine ve el sanatlarına saygısı sözlerine yansıyordu.  ” Ben bu tezi hazırlamadan önce bıçak yapımını özellikle  usta Cengiz Özekes’ten öğrenmek istedim. Sanatı öğrenmek için işin mutfağından geçmek gerekiyordu. Özekes atölyesinde 2 ay çırak olarak çalıştım ve her detayı kaçırmadan öğrendim. 107 fotoğraf görüntüledim.  Sanatı bilimsel  olarak ele aldım ve yazıya aktardım. Hazırlamaya çalıştığım tezin, her aşamasında danışman hocamdan yardım aldım ve çalışmamı tamamladım. Tezim kabul edildikten sonra, yurt dışından bu konuda çok telefon aldım ve hala da alıyorum. Sinoplular  konunun bu yönünü ne kadar biliyorlar bilmiyorum ama, Özekes Bıçakları dünyada çok önemli bir yer tutuyor. ” Günsu CABACI’ya teşekkür ediyoruz.

 

2014 BİLKE 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, “yerel bitki türlerinin korunması ve yaşatılması kategorisinde Sayın Ahmet KÜÇÜKBAŞ ödüllendirildi. Doğal yaşamı korumak ve ülkenin değerlerine sahip çıkmak konusundaki çalışmaları için kendisine teşekkür ediyoruz

 

 
 

Etiketler: ,

HALKBİLİM ÖDÜLLERİ NEDEN VERİLİYOR?

Derneğimizin 2012 yılında başlattığı HALKBİLİM ÖDÜLLERİ PROJESİ; emek, üretim. çalışmak, halka ulaşmak gibi ve benzeri alanlarda, fark yaratan ve örneği olmayan eserler sunan kişilere verilmektedir. Proje, tüketim toplumu olmak yerine üretim toplum olmak, yaratıcı bireylere örnek olmak, somut çalışmalar ortaya koymak, ilimizin doğal kaynaklarını, tarihi ve coğrafi birikimlerini değerlendirmek ve halk kültürlerini korumak amacı ile başlatılmıştır.

Ödüller, yerel kaynakları kullanma, halka hizmet, akademik, halk kültürünü koruma ve yaşatma, geleneksel  gibi alanlarda verilmektedir.

Fark yaratan çalışmalar yaparak ödül alanları, 2012 yılından başlayarak hatırlatmak istiyoruz. Bu gün 4 kişiye, daha sonra da diğerlerine yer vereceğiz. Üretenleri,  Sinop’a hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.

  1. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE Sinop genelinde hazırladığı fotoğraf arşivi ile akademisyenlere kaynak niteliği taşıyan çalışması ile  Zeynel Zeki ÖZCANOĞLU  2012 yılında ödülünü alırken:        Önemli bir arşiv çalışması yapan Z.Z.ÖZCANOĞLU, eski tarihli Sinop Fotoğraflarını geleceğe kazandırmıştır.

Birinci halkbilim ödüllerinde ORGANİK SİNOPE meyve suları üretimini yapan ve Türkiye organik pazar standartlarına uygun olarak pazarlayan BENK GIDA sahibi Mahmut BENK ödülünü alırken. Bu törene sanatçımız Sayın Şehnaz SAM katılarak konser verdi. Ödül alanlara da albümünü hediye etti.

BİLKE 2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, ünlü sanatçılara yüzlerce şarkı sözü yazan, şarkıları hep liste başı olan, şair Levent BEKTAŞ, törende şiirini okurken:

Güzelmiş çirkinmiş önemli değil,
Ben ona aşığım onu isterim.
Aklıma bin türlü çılgınlık gelir,
kalbe söz geçmiyor canım efendim.

Bir kuru selamı gönderebilse,
yakarım bu canı eğer benimse,
Alamaz elimden azrail gelse,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim

Herşeyi bir yana atacak kadar,
Uğrunda sürgüne gidecek kadar,
Kendimi ölüme atacak kadar,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim.

Bir kuru selamı gönderebilse,
yakarım bu canı eğer benimse,
Alamaz elimden azrail gelse,
Ben ona vurgunum onu isterim,
kalbe söz geçmiyor canım efendim. Levent BEKTAŞ

2. HALKBİLİM ÖDÜLLERİNDE, Sinop Engelsiz Yaşam Merkezi, Sinop Spastik Çocuklar Derneği için yaptığı özverili çalışmalar ile, Sinop çevresinde köy-kent her alana ulaşan çalışmaları tüm Sinopluların takdirini kazanan, bu işe kendini adayan Berrin GÜRLEYEN ödül töreninde:

Tören günü uçaktan inip, törenimize yetişen Sayın Berrin GÜRLEYEN’İ Sinop için hizmetlerinden ötürü tekrar kutluyoruz.Ödül alan kişileri paylaşarak tanıtmaya devam edeceğiz. BİLKE

 

 

 

 

 
 

Etiketler: , , ,

HALK ANKETİ DEVAM EDİYOR

04.01.2020- BİLKE

BİLKE her 2 yılda bir, “18 Mayıs 1919” anısına HALKBİLİM ÖDÜLLERİ veriyor. Bu yıl, ödülleri 5. kez düzenliyoruz.

2016 yılında 3. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ kategorilerine Halk Anketi kategorisini ekledik ve Yönetim Kurulu anket çalışma grubu oluşturdu. Dernek üyelerimiz, dernek ziyaretçilerimiz, sokak görüşmelerimiz ve telefon anketleri sonucunda Dr. Burhan ŞENDİL’e halk anketi ödülü verildi. Anket sonucu tüm Sinoplular arasında kabul gördü ve takdirle karşılandı.

Bu yıl beşincisini düzenlediğimiz halkbilim ödülleri alanında, yönetim kurulumuzdan yine HALK ANKETİ yapalım kararı çıktı. İlk halk anketi ödülü,  mesleğinde başarılı, halka değen, köylü ve kentlinin tanıdığı, güvendiği, halk ile yan yana olan doktorumuzla tam anlamını bulmuştu.  Bu yıl da halka değen, zengin fakir, köylü kentli ayırmadan mesleğinde herkese hizmet veren, ulusal ve uluslar arası Sinop tanıtımında çalışmalar yapan adaylar olması hedefleniyor. Halk Anketi Çalışma Grubu sokakta, dernekte, telefonla halk ile anket görüşmelerini sürdürüyor. BİLKE

 

 
1 Yorum

Yazan: 04 Ocak 2020 in HALKBİLİM ÖDÜLLERİ

 

Etiketler: , , ,

ŞEFLERİMİZ İŞTE “SİNOP TİRİT”

28.12.2019-BİLKE

Şeflerimiz, projemize elinizin değmesi ninelerimizin geleneğini sürdürülür hale getirecektir. Ninelerimiz dağda bayırda, tarlada bahçede iş tutarken, bir de imecelere yemek hazırlamıştır. Tarlaları bir yanda evleri başka bir yandadır onların. Kimi zaman azığını evde yapar  sırtına sarar imeceye öyle götürür. Olmadı dağın başına malzemesini götürür ateşi yakar ve tarlada pişirir. Yoktan yonga yapar onlar. İşte tirit, bizim yokluk içindeki saygın analarımızın ürettiği yemek türüdür. Onların bu geleneği, zaman ve ortamın müsait olduğu yerlerde iskender olmuş, az zaman az malzeme ile ise tirit adını almıştır. İskenderde yufka yerine lavaş, suda pişmiş et yerine döner kullanılmıştır.

Ne vardır kadınımızın elinde, yufka ekmek, tereyağı, ceviz, tavuk. Sabah karanlığında yakaladığı tavuğu oğluna ya da eşine kestirip temizler. Tarlaya gidip, ateşi yakar, koyar tavuğu sacayağın üstündeki kara tencereye. Koşturur tarlaya imeceye. Tavuk odun ateşinde, tıkır tıkır kaynar, hamursuz(yufka ekmek) tap taze sabah edilmiş hazırdır, tereyağı da yayıktan yeni çıkmıştır. Tarlada bir kaç saat iş yaptıktan sonra, gelir aşın başına. İmece kalabalık, küçük tepsi yetmez, siniye yapmak lazım gelir tiriti. Fırın yok, ortam neye izin veriyorsa onun en iyisini sunar kadınımız. Tavuk suyuna batırılan yufka, dizi dizi dizilir, her kat tere yağla yağlanır, ceviz dökülür ve didilmiş tavuk etleri ilave edilir. Analarımız tepeleme siniyi doldurur ve imeceyi buyur eder. Eller ibrikteki suyla yıkanır, oturulur tepsinin etrafına soğumadan afiyetle yenir. Eh yanında da vazgeçilmez ayran vardır. Pekmez ekşisi de çok güzel tamamlar bu sunumu.

Derneğimizin Proje Kurulu “Tirit Projesi” için bir yıl süren hazırlık aşaması geçirdi.Kadın istihdamı hedefleniyordu.  İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı  standartlarında proje hazırlandı. 20 kişinin eğitimi ve proje sonunda  istihdamı planlandı. Tiritin geleneksel yapısını bozmadan, modern olarak porsiyon ve fast food sunumları planlandı. Proje sonunda planlanan  20 kişinin istihdamı konusu koşullara uymadı,   BİLKE projeyi yeni bir format ile gerçekleştirdi.

*27 Ocak 2012 tarihinde proje Kültür ve Turizm Müdürlüğünde tanıtıldı. Kurum yönetimi ve çalışanlarına tirit yapıldı ve sunuldu. Tiritin,  işletmelerde yaygınlaşması için destek istendi.

*10 Şubat 2012 tarihinde, Dernek Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu ile birlikte, tirit yapımında kullanılan malzemelerin ölçüsü ve sunum teknikleri üzerinde çalışıldı. 

03 Mart 2012 tarihinde, Proje Kurulu görüşleri değerlendirdi ve servis tabağı ve fast food sunumu üzerinde ortak karara vardı.

13 09 2012 tarihinde proje Gıda ve Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğünde tanıtıldı. İl Müdürü, proje ofisi yetkilisi ve gıda mühendisi ile görüşüldü. Projenin ilimize kazandırılması çalışmaları sürdürüldü.

 Tirit yapılan köylerimizin düğünlerde söylediği ÇEREZ TÜRKÜSÜ eşliğinde  Proje Tanıtım Slaytı hazırlandı. Bilke internet sitesi ve face sayfasında e-tanıtım yapıldı.

30 EKİM 2013 günü saat 14.00’te sayın valimiz ve yerel işletmecilerin de katıldığı sunumla proje sonlandırıldı.

PROJE TANITIM VİDEO:  http://www.youtube.com/watch?v=uqensTGNjag

İlimiz turizmine katkıda bulunması hedeflenen TİRİT PROJESİ, yeni bir yemek türünü yöremize kazandırmak için başlatılmıştır.

Yaygınlaşması için hep birlikte çalışalım.

Ayşe Yaşar SARIKAYA -BİLKE Yönetim Kurulu Başkanı

 
Yorum yapın

Yazan: 28 Aralık 2019 in sinop tirit

 

Etiketler: , , ,

SİNOP TERSANESİ VE PARİS ANTLAŞMASI

24.12.2019-BİLKE

Sinop tersanesinin tarihini bilenlerimiz vardır. Tarihte Sinop’un adını duyuran önemli  kazanç kapılarından biridir.  Paris Antlaşmasına göre, “Osmanlı Devleti ve Rusya Karadeniz’de tersane kurmayacak ve donanma bulundurmayacaklar” maddesi yer almaktadır.

Sinop tersanesi tarihçesine bakalım:

 

 

 
 

Etiketler: , , ,

2020 KIŞ GÜNEŞİ

21.12.2019-BİLKE

Sessiz kahramanlarımızla kış hediyelerimizi hazırladık. Bilke her yıl olduğu gibi bu yıl da, projelere devam ediyor. Hediyelerimizin toparlanmasında, hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz.

Köy Kent Kültür Köprüsü (4K)kurmanın, toplum sosyolojisi, sosyal dengeler, toplum psikolojisi açısından önemli olduğunu düşünüyor ve bu alanda adımlar atmaya devam ediyoruz.

Bu gün de hediyelerimizi bu amaçla paketledik. Önümüzdeki günlerde, hediyelerimizi ulaştırmayı planlıyoruz.

Katkıda bulunan herkese teşekkürler. BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Aralık 2019 in paylaşım projesi

 

Etiketler: , ,

1562 SİNOP TERSANESİ

Sinop M.Ö. Dünya Ticaret Merkezi, adına para basılan bir kent, limanı ile anılıyor ve tersanesinde gemiler yapılıyor. Üreten bir kent olan Sinop, üretimde şimdi de kendini kanıtlayabilir.  Sinop için emek verenler, hiç karşılık beklemeden elini taşın altına koyan Sinop severler, kalıcı işlere imza attıkça  gurur duyuyoruz.

1562 tarihli tahrir defterlerinden Sinop gemi yapımı konusuna bakalım:

Kaynak: Mehmet Ali Ünal Osmanlı Devrinde Sinop, s, 354-355

BİLKE

**** **** **** **** *****

SİNOP ARKEOLOJİSİ-SİNOP ÜNİVERSİTESİ 

 

Etiketler: , , , ,

ÜRETENLERE SELAM OLSUN

Yazılarımız, makalelerimiz, haberlerimiz kısacası paylaştığımız her şey ÜRETİM üzerine.  Toplum olarak, tüketen ve hiç üretmeyen bir toplum olma yolunda emin adımlarla(!) ilerliyoruz.

Çalışan, özellikle yaratıcı zekasını kullanan, var olanı tekrar etmeyen, üreten herkes, BİLKE dostu olarak söyleşilerimizde, haberlerimizde yazılarımızda yer alıyorlar. Yunanistan – YORGO İLE SÖYLEŞİ EKŞİ SÖZLÜKTE, CEYHAN ÜNAL VE BAĞ ÜZÜMÜ aşağıda adresini verdiğim bir sitede yayınlandığını görmekten mutluyuz.

Emekli öğretmenlerimiz, x,y,z kuşağı jenerasyonuna taş çıkarırcasına sahalardalar. İşte Erkan TURAN ağabeyimiz; her gününü  toplum içinde, STK’larla, dolu dolu aktif olarak geçiren örnek bir isim. Kalıcı işler yapmak için çabalıyor. Arkadaşı Ceyhan ÜNAL da emekli okul müdürlerimizden, BİLKE  söyleşi konuğumuz olmuştu. Söyleşimiz, Rumlardan kalan Sinop Bağ üzümü üzerine idi. Bir emekli öğretmenin boş boş vakit öldürmek yerine, nasıl önemli işler yaptığına tanık olmak istiyorsanız söyleşimizi yineliyorum:

 

SİNOP BAĞ ÜZÜMÜ VE CEYHAN ÜNAL

BİLKE A.Y.SARIKAYA- Söyleşi konuğumuz, bir emekli öğretmen. Neden konuğumuz olduğuna gelince, onu diğer insanlardan ayıran bir özelliği var. Biliyorsunuz Bilke’nin sloganı “GELECEĞE ÜRETELİM”. Olasılıklar içinde beyin fırtınası yaratan ve yeni çalışmalara kapı aralayanlar konuğumuz oluyor. Farklı işlere imza atıyor ve üretiyorlar ya da bir konuya yeni bir bakış açısı getiriyorlar.

Sayın Ceyhan ÜNAL, söyleşimize sebep olan konuyu bize anlatır mısınız?

Ceyhan ÜNAL-   1923 yılında mübadele ile Sinop’tan göçen Rumlar, adada şarap üzümü yetiştirirlermiş. 80-90 yaşındaki Sinoplular bu tarımı bilirler ve anlatırlar. Çukurbağı-Asmakaya- Üzümlüdere- Nisi Köyü gibi yerlerde üzüm bağları varmış. Rumlar bu üzümlerden şarap yaparlarmış.

Mübadelede Rumlar gidince, Müslümanlar şarap içmek günah diye üzüm yetiştirmemişler. Ve bağcılık ölmüş. Yakın zamana kadar, 3-5 üzüm asması kendini bir ağaca atarak ölümden kurtulmuş. Ben bu üzümü yetiştirmeye ve eski kültürü yaşatmaya çalıştım.

BİLKE A.Y.SARIKAYA-  Üzüm, 100 yıla yakın bir süredir neslinin devamı için kendini nasıl korumuş. İnsan, eğer doğanın matematiksel düzenine, ahengine uyum sağlasa ya, mutlaka ortaya güzel sonuçlar çıkar.

Ceyhan ÜNAL-  Evet, üretmeye istekli olan izleri- ipuçlarını arıyor ve buluyor.   Sinop üzümünü nasıl yetiştireyim diye araştırma yaptım.  Amerikan radarından emekli, aslen adalı olan şimdi bostancılı köyünde yaşayan Cevat Kalyoncu’nun, üzüm meraklısı olduğunu öğrendim. Bunlardan çelik elde edip yetiştirmiş. Üstelik şarap da yapmış. Ben bunu merak ettim, gittim gördüm. Üzümler ve şarap çok güzel olmuş.

BİLKE A.Y.SARIKAYA-   O zaman, eski Sinop bağ üzümü çeliklerini bulup yaşatmaya çalışan kişi Cevat Kalyoncu’dur.

Ceyhan ÜNAL-   Evet, ben ondan çelik aldım ve yetiştirdim, 3 senedir üzüm veriyor. Belediye Başkanımız Sayın Baki ERGÜL’ de organik tarımla ilgili olduğu için çeliklerden başkanımıza da takdim ettim. O da kendi tarlasında çelikleri üretiyor. Bu üzümler, Şarköy’de, Tekirdağ’da, Çanakkale’de, İmroz ve Bozcaada’da yetiştiğine göre Sinop’ta neden olmasın. Sinop’ta yetişen bağ üzümlerini ziraat mühendislerine gösterdim. Bir kiloluk salkımları dallarında gördüler. Çeliklerden onlara da verdim.

BİLKE A.Y.SARIKAYA–   Emeğinize, yüreğinize sağlık, düşünce olumlu, adımlar olumlu. Olumlu adımlardan, topluma faydalı sonuçlar doğuyor. Bu adım, Sinop halkı için yeni bir istihdam kapısıdır. Bilke adına sizi kutluyorum. Şimdi bize kendinizden bahseder misiniz?

Ceyhan ÜNAL-   Ben emekli öğretmenim. 12.10.1937 yılında Sinop-Uzungürgen köyünde doğdum. İlkokulu köyümde okudum. Ne yapacaksın, tek seçeneğim Göl Köy Enstitüsüne gitmekti,  yatılı olarak 1950 yılında oraya yerleştim.

Tahta kaşıktan madeni çatal kaşığa geçiş. Benim için büyük bir yenilikti. Bizi orada ilk karşılayan, makarnanın çatalla yenileceğini öğreten Fehmi Aydın’ı hiç unutmam.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Fehmi AYDIN’da Bilke’nin konuğu oldu, onun söyleşisini okumanızı tavsiye ederim. Bu söyleşileri daha sonra kitaba dönüştürmeyi düşünüyorum. Sizlerle söyleşilerimizde, kendinize ait yaşam deneyimlerinizden konuşuyoruz; ama günümüzde herkes birbirinden duyduğu, çaldığı bilgilerle köpükten baloncuk yapıp oyun oynuyor…..Sonra köpükler patlayıp sönüyor. Sanal dünyada yaşayan çocuklar- gençler gittikçe gerçek hayattan uzaklaşıyor. Demek ki 1950 yılında Uzungürgen köyünde tahta kaşık kullanılıyordu. Şehir merkezine en yakın köyümüz oysa. Cumhuriyet dönemini Frenk takımlar giyip salonlarda dans etmek, Fransız mürebbiyeler, dadılar tutup ellerini sıcak sudan soğuk suya değdirmemek olarak algılayanlar kendilerine AYDIN dediler. Onlar lüks içinde yaşarken 1950 yılında Sinop’un en yakın köyü ağaç kaşık kullanıyor. Bir de dağ köylerimizi düşünmenizi istiyorum. 2007 yılı araştırmalarımda, 2000m yüksek köylere çıktık. Evlerin içinde yaygı yok, tuvaletlerde alt yapı yok. Ahşap evlerin 2. Katında tuvalet var, atıklar direk bahçeye atılıyor.

Ceyhan ÜNAL-  Sinop köylerinin durumunu biliyorum. Gelelim tahsilime, ben ilkokulu köyümde okumuştum. Köyümden Köy Enstitüsüne gittim, orada birçok yeni şey öğrendim. Yatılı okulda öğretmenlerin davranışı anne babadan farklı değil. Allah hepsinden razı olsun. Binalar bizden önce yapılmış, bize bakımları kalmış. 4-5-6. Sınıflarda yaz tatilinden bir ay önce gidip sınıfları badana boyası, akan kiremitlerin değiştirilmesi ile bizim sınıf görevli. Biraz zahmetli olduğu için binaların tepesinden indirmiyorlar. Bir gün düşme tehlikesi geçirdim. Ancak bu görevden alındım, boyacı oldum. Boyacılık işi öğretmenlikte de işime yaradı. Göl’de 45 tane bina vardı, binaların her duvarını başka renge boyadık. Badananın içine kırmızı, mavi, yeşil, sarı toprak boyaları katmak suretiyle renkli boyaları elde ettik. Okul yüksek bir yerden bakıldığında ilkbaharda çiçek açmış meyve bahçesine benzemişti. Ben bu renkli badana işini öğretmenlik yaptığım Ordu Köyü Okulunda da tatbik ettim. Milli Eğitim Müdürünün de çok hoşuna gitmişti. Ben derslerden ziyade sebze, meyve işlerine de meraklı olduğum için bahçıvanın yanından hiç ayrılmazdım. Kalem ve göz aşılarına sebze dikim işlerini de öğrenirdim.  20 kiloluk beyaz lahana yetiştirdiğimizi Kastamonu Doğru Söz Gazetesi yazmıştı. Köyümde de lahana yetiştirdim. 20 kilo olmasa da babama ispat ettim.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Genç yaşlarda kendinizi üretme alanında ispat etmeniz, bu günkü nesillere örnek olmalı diye düşünüyorum. İnsanlar, yaratıcı zekasını kullanarak, kendine özgü işler ortaya koymalıdır. Yoksa iki kapılı dünya hanından gelen geçenlerden biri oluruz.  Sinop’ta 1952-53 yıllarında 20 kg lahana üretmek iyi bir örnek. Daha sonra neler oldu devam edelim:

Ceyhan ÜNAL-  1954 yılında köy enstitüleri kapatıldı. Öğretmen okulu oldu. 5 sene olan okul 6 seneye çıktı. Okulun öğretmen kadrosu hemen hemen eskisi gibi kaldı. Nihayet biz de öğretmen olduk. Sinop ili Erfelek ilçesi İnesökü köyüne atandım. 1959 yılında halen sağ olan eşim Sabriye ile evlendim. Bir yolunu bulup eşimin öğretmenlik yaptığı Ordu köyüne atandım. 23 yıl orada kaldım. Raporlarım iyiydi, iyi çalıştım.  Ordu köyünde öğretmenlik yaparken, tarımsal çalışmalarda gübre kullanımını, hayvanların bakımlarını da öğrendim. Kuduz köpek ısırmalarında aşı yaptım.

Hayatımda unutamadığım olayı anlatmak istiyorum. Okulun hemen yanındaki koca Süleyman’ın ineğini köpek ısırmıştı. Veteriner, ben her gün gelemem, ilaçları vereyim Ceyhan Hoca’ya iğnesini vurdurun demiş. Ben de her gün hayvanın iğnesini yaptım. Aşı sekiz günde bitti. İnek beni her gördüğünde möö diye bağırırdı. Bu olay,  hiç unutmadığım olaylar arasındadır.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Hayvanların sadakati ve iyiliği bilmelerinin örneği çoktur. 23 yıl o köyde çalıştınız ve inek sizi her gördüğünde selamladı ve teşekkür etti demek ki.

Ceyhan ÜNAL-  Beni çok etkiledi zaten. Ordu köyünde çalışırken, yurt dışındaki işçilerin çocuklarını okutmak için öğretmen istediler. Müracaatım kabul edildi.  5 yıl Almanya’da kaldım. Yaşam tarzımda, mesleğimde, bağ bahçe görevimde bilgi ve becerilerimi artırdım.

1983 yılında cumhuriyet ilkokuluna 1992 yılında da kısa bir müddet için İstiklal İlkokulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptım.

35 yıl 2 ay 10 gün sonra emekli oldum.  Çalışırken Zafer Emlak Konut Kooperatifini kurdum. 5 yıl içinde 158 daire yaptırdım. Bu benim en çok sevdiğim olaydır. Sinop valiliği bu kadar kısa zamanda çok cüzi bir parayla yapılan bu inşaat için teşekkür belgesi vermiştir.

Emekli olunca her işten elimi ayağımı çeksem hapı yutardım. Kendimi meşgul edecek bir iş buldum. Kendim tarım ve ziraat işlerine adadım. Çok memnunum. Uzungürgen köyünde atadan kalma yolun kenarında tarlalarımız olduğu halde, şoseye 1 km uzaklıkta bir tarla daha aldım. Ziraat yapıyorum. Neden yolun kenarına değil de bir km uzaklıkta, çünkü her gün 500 belki de daha fazla arabanın geçtiği yol kenarında yetişen sebze meyve sağlıklı değildir. Organik bahçe için bakanlığa müracaat edildiğinde müsaade edilmez.

Çocuklarım bana 15 dönüm bir tarla aldılar, içinde elektrik, su var. Bir konteynır yerleştirdim. Banyo tuvalet yaptırdım. Yaşanacak bir hale getirdim. Sinop’ta yetişen her türlü meyveyi diktim.  Şu anda 300’ün üzerinde meyve fidanım var.

En önemlisi eskiden Sinop’ta yetişen sonra vazgeçilen yerli bizim iklimimizin meyvesini dikmeye devam ediyorum. Örneğin İskilip elması kaba tatlı denilen hiç kurtlanmayan çok dayanan birçok elma armut çeşitleri yetiştirmeye çalışıyorum.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Size BİLKE adına teşekkür ediyorum. Dilerim bu söyleşiyi gençler okurlar. Sinop’ta birbirinin fotokopisi olan yaşamlar sergilenirken, belki yeni ufuklar açılır umudunu besliyoruz. Başka bir söyleşide, yeni bir üretme örneğinde buluşmak dileğiyle.

 
1 Yorum

Yazan: 16 Aralık 2019 in SÖYLEŞİ KONUKLARIMIZ

 

Etiketler: , , ,